Kasım sallana sallana çıktı bir iki adım atıp devrildi. Fatoş abla Aynur ablaya ''şu ayı yığıldı kaldı şuna bakayım ben'' dedi ayrıldı. Aynur ablada çıkınca ben de Msn'yi kapatıp hızlıca duş aldım. Duştan sonra iyice uykum açılmıştı. Bilgisayarı biraz Fm2010 oynayım diye düşündüm. Portsmouth ile Premier lig şampiyonluğuna koşuyordum. Viskimi(narlı soda) açıp bilgisayarın başına oturdum. O sırada telefon çaldı Fatoş abla arıyordu Ben: efendim abla Fatoş abla: ablan yesin seni hocamm Ben: (gülerek) Keyfin yerinde maşallah Fatoş abla: eh işte sayende daha iyi olacak. Gel de senin etin suyunu sıkalım Ben: nasıl yani abla Fatoş abla: senin kuşu diyorumm.. Benim kafeste uçuralım!
Ben: (error 404 not found) anlamadım Fatoş abla: ipliği diyorum ipliği iğneden geçirmenin zamanı gelmedi mi? Geçen sefer iyi yalamadım sanırım ipliğin ucunu bu sefer yalayım da iyi geçsin
Ben: Fatoş abla kafan mı güzel? Fatoş abla: ya sen nasıl hoca oldun. Gel beni sik!! Oldu mu anladın mı?
Ben: (Kısa bir sessizlik) anladım abla.. Anladım da o iş nasıl olacak? Fatoş abla: Sen gel ben hallederim Ben: nereye geleyim Fatoş abla: köy mezarlığına?! Gasilhanede sikersin beni.. Bize gel bize!! Çabuk oyalanma bekliyorum. (telefonu kapattı) Bu karı tam deli… Hem deli hem azgın. Kendi kendime “Bugün ölmezsem daha da ölmem.” dedim. Hemen üstüme hızlı çıkartıp giyebileceğim koyu renk eşofmanı ve tişörtü çektim. Bir iki kerede saniye tutarak çıkarıp giyme denemesi yaptım; 4 sn’de çıkarıyorum, 11 sn’de giyiniyordum. Oyalanmadan yola koyuldum. Saat 01:37’ydi. Fatoş ablanın evi yürüyerek 15 dk mesafede, etrafı ağaçlık bir yerdeydi. Gören olursa şüphelenmesin diye yavaş yavaş gideyim dediğim yolu 7 dk 18 sn’de gelmiştim. İşin içinde sikiş olunca beynim diğer organlarıma hükmedemiyor, kontrol sikşime geçiyordu.
Fatoş ablanın eve yaklaştıkça erekte olmuştum. Dikkatimi toplamam lazım, aklımı sikimden uzaklaştırmalıyım. “Antik Mısır'da hamilelik testi, kadınların arpa ve buğday tohumlarının üzerine idrarlarını yapmasıyla oluyormuş…” “19. Yy İngiltere'sinde düğünlerde evlenecek kişilere insanlar dişlerini çektirip diş hediye ediliyordu…” Faydası olmamıştı. Fatoş ablanın kocası Kasım’ın, söğüt ağaçlarının altına park ettiği ‘Ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik’ yazılı kamyonu görünmüştü. Kamyon buradaysa kocası gitmemişti demek. Gidip kapıyı mı çalacağım şimdi, ne yapacağım? “Hay mk, lafı düzgün söylesene Fatoş abla.” diye düşünürken “pişt pişt” sesi geldi. Etrafıma baktım, bir şey göremedim. Hafif tırsmıştım. Telefonla konuşuyor gibi mi yapsam acaba diye düşündüm ama bu sefer de ses yapardım. Konuşmadan kulağımda tutarsam mal gibi görünürüm diye vazgeçtim.
Ya da hiç uğraşmayıp kaçsam mı acaba diye içimden geçirdim. O sırada “Bayram… Bayram…” sesi geldi. Etrafımda dönerken sonunda Fatoş ablayı gördüm. Kamyonun yanında; bir ayağı yerde, bir ayağı kamyonun basamağında, kapının ardından kafasını uzatmış bana bakıyordu. Fatoş abla: Gel, buradayım. Hızlıca yanına gittim. Fatoş abla kamyondan içeri girdi, arkasından ben girdim. İçeri girince Fatoş abla elimden tuttu, şoför kabininin arkasına götürdü. Perdeyle örtülmüştü; perdeyi açtı, altına dolap olan 45–50 cm yükseklikte bir yatak vardı. Yatağın üst tarafında Milli Takım posteri vardı. Aklıma rüyam geldi. Postere tekrar baktım. Benim yerimde Colin Kazım oynuyordu. Semih Şentürk'ün hakkıydı diye düşünürken Fatoş abla: Fatoş abla "Boş ver şu maçı muçu şimdi" dedi ve lafını bitirir bitirmez dudaklarımdan yapıştı. Kadındaki libidoyu iliklerime kadar hissediyordum.
Ben de sarıldım, küçük yatakta altıma aldım. Dudaklarımı yiyecek gibi öpüşüyordu. Dilimi ağzına attım, aynısını Fatoş abla da yaptı; dillerimiz birbirine değiyordu. Üstünde doğruldum; tişörtü yabancı filmlerdeki gibi kollarımı çapraz yaparak çıkarmaya çalıştım, olmadı, kafam sıkıştı. Giyerken rahat geçen tişört çıkarken zorlanıyordu. Demek ki seks yaparken kafamız büyüyordu. Tişörtümü çıkarıp bir kenara koydum. Yerini aklıma yazdım her ihtimale karşı. Fatoş abla tişörtünü göbeğine kadar sıyırmıştı. Ellerini arkaya doğru uzattı, bana baktı. Tişörtün geri kalanını ben çektim çıkardım. Memeleri birden ortaya çıktı. Tam memelerine yumulacakken, “Besmele çek önce.” dedi gülerek ve “Şunu da çıkarayım.” diye uzandığı yerden kalçasını kaldırarak sağa sola yaparak altındaki pijamayı indirdi. Ben de uzanıp ayaklarından çekip çıkarttım ve benim tişörtün üstüne doğru fırlattım.
Amı, götü ortaya çıkmıştı. Bu kadının seksle arasında tek engel elbiseleriydi. Göbeğime doğru uzandı, ellerini eşofmanımdaki kabarıklığa uzattı. “Eğri yarağını yerim senin.” dedi. “Geçen yarım bıraktığın işi tamamla.” diyerek elini eşofmanımdan içeri soktu, sikimi avuçladı, eşofmanımdan dışarı çıkarttı. “Bunun için kaç gündür kocama vermiyorum, bugün hakkımı ver artık.” Sikimin kafasını ağzına soktu, çıkarttı, salladı, sonra dondurma yalar gibi altından kafasına doğru diliyle yaladı. “Bu yarağı yemeden çıkmayacağım buradan.” Bu kadın yarrağın kıymetini biliyordu. Neredeyse boşalacaktım. Taşaklarım külotumun içinde kalınca rahat edememiştim. Oturduğum yerden kalkıp külotumu ve eşofmanı aynı anda çıkardım, tişörtün üzerine attım. Fatoş abla ayağa kalktı. “Otur.” dedi, oturdum. Kendisi bacaklarımın arasına dizleri üstüne çömeldi, sikimi eline alıp sıvazladı, eliyle çekmeye başladı.
Daha sonra ağzına aldı, boğazına kadar kökleyerek emmeye başladı. Kıvırcık kafasını iki elimin avuçları içine aldım, yavaş yavaş bastırdım. Kendimi tutmaya çalışsam da boşalmak üzereydim. Fatoş abla boşalacağımı anlayınca sikimi göğüslerine doğru tuttu. Döllerimin çoğu göğüslerinin üzerine gelmişti, bir kısmı da çenesine gelirken sağa sola dağılanlar da vardı. Munise ile olan münasebetten sonraki günleri boş geçmiştim, yeterince döl birikmişti içimde. Görüntü gururumu okşadı, yalan yok. Fatoş abla döllerime bakıp, “Bugün yarım bırakıp öyle tek postayla kaçamazsın.” dedi gülerek. Arkasını dönerek şoför koltuğunun yanına gitti, 100’lük ıslak mendil paketini getirdi. Yanıma oturdu, göğüslerindeki spermleri sildi, ağzını sildi ve yarı erekte haldeki sikimi bir eliyle tutarak diğer eliyle sildi. Sikim elimdeyken göğüsleri, kalçalarını, vücudunu süzdüm.
Yuvarlak ve dolgun hatları olan güzel bir vücudu vardı. İstekli olması insanı baştan çıkarıyordu. İşi bitirip mendilleri bir köşeye attı. Yatağın üzerine sırtını dayayarak oturması için omuzlarından bastırdım ve çömelerek yataktan aşağı uzanan bacaklarının arasına girdim. Baldırlarından tutarak kendime çektim. Amı tam karşımdaydı. Yeni tıraşlanmış, terli ve ıslaktı. Parmaklarımla amının dışarı çıkmış, hafif kararmış iki dudağını okşadım. Yaklaşıp dilimle yavaş yavaş yalamaya başladım. Belirgin şekilde ıslak ve kaygandı. Ben emdikçe, arada bir ürperme gibi titriyordu. Arada emmeye ara verip işaret ve orta parmağımı amına soktum. Üzerine doğru uzanıp göğüslerini emmeye başladım. İnlemeye başlamıştı. “Yanıyorum.” diyordu. “Yanıyorum, ateş basıyor her tarafımı.” Elleriyle göğüslerini sıkıyor, arada amını geri kaçırıyordu. Ayaklarını kaldırarak yan çevirdim, sırt üstü yatağa uzandı.
Bacaklarının arasına girdim, sikimin kafasını amının dudakları üzerinde sürterek deliğine dayadım. Yavaş yavaş girer gibi yaptım, birden amına kökledim. İçinin sıcaklığı cayır cayırdı. “Ohhhhh!” diye bir ses geldi. Hızlanmaya başladım. Hızımı bir türlü ayarlayamıyor, bir hızlı bir yavaş gidip geliyordum. Fatoş ablanın bir ayağı yataktan aşağı sarktı. Elimle tutup kaldırdım, omzuma aldım. Bu arada sikim amından çıkmıştı, sikimin kafasını tekrar amına dayadım fakat sokmadım, göğüslerini yalıyordum. “Sooooook!” diye yalvarıyordu. Resmen yarrak hastası olmuştu. Sinirinden bir tokat attı yüzüme ve: “Sok artık! Sen başka karıları sikerken, sikini amımda hayal edip parmaklamaktan bıktım” dedi. “Yarrak mı istiyorsun, orrospu? Al sana yarrak!” deyip amına bastırdım. Altımda kıvranıyordu, gir-Gel yaptıkça kasıklarım kalçasına vuruyor, “ŞAP ŞAP” sesi kamyonun içini dolduruyordu.
Fatoş abla kalçasını sağa sola oynatıyor, zevk aldığı her halinden belli oluyordu. Sikim daha da sertleşti, demir gibi olmuştu. Fatoş abla birden geriye kaydı, yarağım amında çıktı, eliyle amının üzerine bastırarak kendini okşayarak boşalmaya başladı. İnliyordu ve bunu gizli saklı değil, içten ve sesli olarak yapıyordu. O an biri duyacak diye korktum, etrafa baktım. Fatoş abla eli amının üzerinde, oynamaya devam ediyordu; hiçbir şey umurunda değildi. Boşalması bitince altı sırılsıklam olmuştu. “Devam et.” dedi. Ellerini bacaklarının ortasından tutup kendine doğru çekti, iki büklüm oldu yeniden “Gel.” dedi. Amı kabarmış, kıpkırmızı olmuştu. Üzerine şınav çeker gibi uzandım. Yarağımı sırılsıklam olmuş amına gelişigüzel dayadım. Birden yerini buldu, içine girdi. Ben girip çıktıkça “cop cop” ediyordu. Daha fazla dayanamayacaktım. “Geliyorum!” dedim.
İçinden çıkıp üzerine doğru 31 çekmeye başladım. 5-10 saniye sürdü sürmedi, amının üzerine ve göbeğine boşaldım. Yarağım hâlâ ayaktayken Fatoş abla, “Amıma girsene inmeden.” dedi. Ben tereddüt edince, “Gir hadiiii, bir şey olmaz.” dedi. Bacaklarını yere indirmiş uzanıyordu. Yere indim, bacaklarının arasına girdim ve tutup kendime çektim. Yarağımı kızarmış amının içine yavaş yavaş kökleyip çıkardım birkaç kez. Fatoş abla doğruldu, kollarıyla omzumdan sarıldı. Amının içinde git-Gel yapmaya başladım. Göğüsleri sallanıyordu, git-Gel yaptıkça ellerimle ikisini birden yakalayıp uçlarını emdim. Yorulmuştum. Yarağımı çıkarıp amına birkaç kez vurdum. “Domalsana.” dedim. Gülerek yattığı yerden doğrularak önümde elleri ve dizleri üstünde domaldı. “İyi mi böyle?” diye sordu. “Çok iyi, abla.” dedim (hem sikiyorum hem hâlâ abla diyorum) ve götünü tokatladım.
Ellerimle götünü ayırdım, götünün arası terlemişti. Aynur ablayla konuşurken götten yaptığını ima etmişti ama götünün deliği misket kadar açılmıştı. Küçük parmağım götünün deliğine gelecek şekilde kalçasını avuçladım, parmağımın ucunu götüne biraz bastırınca zorlanmadan kayboldu içinde. Yarağımı elimle tutarak kalçasına yaklaştım, kafasını götüne sürttüm bastırarak. Fatoş abla götünü sağa sola salladı salladı. “Şimdi olmaz.” dedi. Baş parmağımla götünün deliğine bastırdım, açılıp kapanıyordu, kendini kasıyordu. Çok azdırdı bu görüntü. Elime tükürüp götünün deliğine sıvadım ve yarağımın kafasını dayadım. Fatoş abla “Bir dahakine sikersin amıma gir” lafını duymamazlıktan geldim, yavaş yavaş zorlamaya başladım. Fatoş abla engel olmuyordu. Kafası yavaş yavaş girerken, “Offf, yavaş yavaş…” diyordu. Yarağımı götünden çekip amına soktum. “FORTT” sesi geldi.
“İlla amım diyorsun madem.” diyerek amını sikmeye devam ettim. Kalçalarına tokat attım, yumuşacıktı, elimin izi çıkıyordu. Ellerimle kalçalarını ayırdım, götünün deliğini baş parmağımla okşadım. Damla damla ter olmuştu. Git-Gel yaptıkça terin etkisiyle çıkan şap şap sesi ortalığı inletiyordu. Ben yavaşlayınca Fatoş abla kendisi ileri geri yapmaya başladı. Acemi değil, becerikliydi; kendini siktirmeyi gayet güzel beceriyordu. İki elimle kalçalarını tutarak hızlıca git-Gel yapmaya başladım. “Sakın boşalma.” dedi. Olduğu yerden doğrulunca yarağım boşta kalmıştı, bana, “Otur.” dedi. Sırtımı arkaya dayayıp uzandım, ayaklarımı aşağı uzattım. Perde açıktı, kamyonun ön camından dışarısını görüyordum. Fatoş abla da bacaklarımın arasına girerek sırtı bana dönük kucağıma oturdu. Sikimi elleriyle tutarak amına soktu. Ellerini dizlerime dayayarak zıplamaya başladı.
Kondisyonu fena değildi. Zıpladıkça göğüsleri inip kalkıyordu. “Çok fenayım. Kudurttun beni, deli ettin beni.” diye söylendi zıplarken. Götünü tokatladım. “Daha hızlı vur.” dedi. Tekrar tokatladım. “Daha hızlı, erkek gibi vur, göreyim seni, acımıyor böyle.” deyince hırslandım; önce sağ elimle, sonra sol elimle seri tokatlar attım. “Ohhh hah, şöyle!” dedi. Yarağım amından çıktı, tekrar elleriyle yakalayıp amına saniyesinde geri soktu. Üzerinde oturup kalkmaya devam etti. O esnada Fatoş ablanın evinin dış kapısı açıldı. Sokak lambalarının ışığında kapıdan sallana sallana kocası Kasım çıktı. “Kocan.” dedim. “Gördüm, bir şey olmaz.” dedi. Fatoş, yarağımın üzerinde zıplamayı bıraktı, iyice bastırarak oturdu, kalçasıyla yarağımın üzerinde yuvarlak çiziyordu. Kasım kamyona doğru yaklaşıyordu. Fatoş abla hiç istifini bozmadı, yarrağımı neredeyse taşşaklarıma kadar içine almıştı.
Kasım yaklaşmaya devam ediyordu. Normalde korkudan sikimin anında inmesi lazım ama Fatoş abla öyle profesyonel muamele çekiyordu ki sikim inmeye fırsat bulamadı. Fatoş abla inlemeye başladı, ayağa kalktı. İşer gibi üzerime, kucağıma, bacaklarıma boşaldı ya da gerçekten işedi; o an hiç önemi yoktu. Her tarafım ıslanmıştı. Film olsa saçma diyeceğim şey başıma gelmişti. Kocasının önünde karısını sikiyordum. Kasım kamyonun önündeydi. Kamyona baktı, elleriyle ceplerini yokladı, ayakta zor duruyordu. “Korkma, zil zurna sarhoş; önünü göremez.” dedi. Bana döndü: “Ceza olsun, kamyonunda karısını siktin’’ dedi. Yutkundum. Hafif sönmeye başlamış sikimi tutup, yüzü bana dönük şekilde kucağıma oturdu. Sikimi avuçlayıp elleriyle üzerinde aşağı yukarı yaptı. Kuru gelmiş olacak, eline tükürüp sikimi iyice ıslattı ve amına soktu. İki ayağı üzerinde çömelmiş pozisyonda, sikimin üzerinde oturup kalkmaya başladı.
Kasım dışarıda, üzerinde aradığı şeyi bulamamış; bir şeyler mırıldanıyordu ama anlaşılmıyordu. Geri döndü, sallana sallana eve doğru yürüdü. Fatoş abla ayakları üstünde oturup kalkmaktan yorulunca dizlerinin üstüne geçti, ileri geri yapmaya başladı kucağımda. Gözlerimi kapattım; hemen önümde yüzüme çarpan göğüsleri vardı, gelişigüzel emdim. “Gelirken haber ver.” dedi. Fatoş abla iyice yorulmuş, yavaşlamıştı. Yavaş yavaş kalçasını oynatıyordu kucağımda sadece. “çok fenayım abla.. Geliyorumm…” dedim. Fatoş abla kucağımdan indi, sikimi yakaladığı gibi ağzına götürdü ve emmeye başladı. Boşalmaya başlayınca sikimi yüzüne tuttu. 3. Posta olduğu için daha az boşaldım. Fatoş, yüzünün üzerinde elinde tuttuğu sikimi gezdirerek parça parça yüzüne boşalmamı sağladı. Kafasını sıkıp içindeki tüm dölleri yüzüne sürdü. “Resmimi çeksene.” dedi. Nefes nefeseydim, bir şey diyemedim.
“Hadi, 1 resim. Sadece hatıra kalsın.” Kamerayı açıp telefonu verdi. Yüzünün resmini çektim, resmi gösterdim. “Dur, göğüslerim de görünsün.” dedi. Telefona tekrar poz verdi, birkaç tane daha resim çektim. Bu sefer hoşuna gitti. Yanıma oturdu. “İyi terlemişsin.” dedi. “Sayende. Sen de terledin.” dedim. Vücuduna baktım, terden parlıyordu.
Ben: “Oldu mu gönlün?” Fatoş abla: “Hem de nasıllll…” (kafasını zevk almış gibi sallayarak) Ben: “İyi. Kocan az daha yakalıyordu.” Fatoş abla: “Siktir et şunu.” Islak mendil paketinden mendil çıkararak sikimi taşşağımı iyice temizledi. “Bu işte iyisin.” dedi. “Hangi iş?” dedim gülerek. “Hangi iş olacak…"SİKİŞ!” Üzerimi giyinip eve dönerken saat 3’e geliyordu. Ayağımı zor kaldırıyordum, acayip yorulmuştum. Sanki sikilen bendim. Munise bu kadar yormamıştı beni. Şikayetçi değildim; üzerimdeki yorgunluk tatlı bir yorgunluktu.
İşin zevki bir yana, Fatoş ablanın övgüsü ayrıca götümü kaldırmıştı. O değil de, flaşı yine unutmuştum. Neyse, bir dahaki çakmaya gidişimde alırım artık. Eve yaklaşınca terim soğuduğu için bir üşüme geldi. Sıcak bir duş harika giderdi. Aklıma ibrikle bakraç geldi, keyfim kaçtı. Bundan sonra pompa bitince beni yıkamalarını da şart koşacaktım. Yok öyle bedava kendini siktirip gitmek. “Böyle aşkın ızdırabını…”