2 part halinde paylaşılmıştır
- -----------------------------------------------
16 Kasım 2011 Çarşamba saat 07:37 …hadi gelin köyümüze geri dönel…Telefona hızlıca uzanıp alarmı kapatıyorum. 5 gün oldu, 5 gece... 5 gecedir rüya görmüyorum. Hayatta alışık olduğum şey değil. Gözleri kapatıp uykuya dalıyorum sanki birkaç saniye sonra alarm çalıyor uyanıyorum. Rüya görmediğim her gece uyuduğum uykudan bir şey anlamıyorum. Kaç saat uyursam uyuyayım değişmiyor. Laz Ziya'yı rüyamda gördüğüm günden sonra rüya görmedim. Sabahına da adam öldü, çok garip. Bir alakası var mı acaba? Hastalığı atlattık. Uyku meselesi artık zamanla çözülecek diye çok dert etmemeye çalışıyorum. 5-6 gün önce olanlar hala aklımı kurcalıyor. Gözlerim sarılıyken benim dalgayı kim ağzına aldı? Zaman geçtikçe o olanlar acaba rüya mıydı diye düşünüyorum. Gerçeklik algım kaybolmak üzere. Yalan yok bunu yapan kişinin Behiye abla olması geçiyor gönlümden. Benim için en uygun seçenek.
Başında koca yok, niyeti de varsa, şartlarda müsaitken git gel Konya 6 saat haftada 5 postası garanti. Aynur abla? Aynur abla işi sıkıntılı. Bu konuyu fazla uzatmayacağım sözü verdim kendime bilmem kaçıncı kez, onunla ilgili edepsiz düşünceleri attım kafamdan. Tabi yapmayalım etmeyeyim diyorum ama bu hayatta en son kime güvenirsin deseler kendime! Derim. Okul bildiğiniz gibi. Hastalığımda öğrenciler beni çok merak etmiş. Pazartesi askerden dönmüş gibi karşıladılar beni. 5. Sınıftan öğrencim Yakup ''hocam anam elimden almasa pompalıyla gelecektim okula, sizin iyi olmanızı kutlamak için 8-10 mermi sıkacaktım valla'' diyerek çok güldürdü bizi. Tabi gülsek te öyle bir şey yaparsan okul bitmez diyerek gözünü korkutmayı ihmal etmedim En son hediye işinden dolayı yaptığı atar giderden sonra Reyhanla selamı sabahı kesmiştim. Bu sabah sınıfa girince masamda örtüye sarılmış börek buldum.
Dokunmadan götürüp çay ocağına bıraktım. Çıkarken Reyhan denk geldi. Yalan yok ilk görünce tanıyamadım. Hani filmlerde olur ya esas kız filmin başında çirkin, yüzüne bakılmayacak biridir sonradan kabak çiçeği gibi açılır esas oğlanı peşinden koşturur falan aynı sahne yemin ederim pasaklı, bakımsız, rüküş Reyhan gitmiş yerine bambaşka bir Reyhan gelmişti. Gözüm hemen memelere gitti. Sutyen giymiyor memeleri belli oluyordu. (Hakkını yemeyelim memeleri daha önce de dikkatimi çekmişti) Hemen üzerindeki yeleğin çekiştirip önünü kapattı beni görünce Reyhan: Yemiyor musun?
Ben: Bu meseleyi konuşmuştuk geçen hafta. Yanlış mı hatırlıyorum?
Reyhan: Doğru. Paşa gönlün bilir zorla ağzına tutamam Ben: Öyle yapsan da yemem. Paşa gönlüm istemiyor (Deyip çıktım) Reyhan: (Arkamdan)cuma akşamına nikâhım var, beklerim Reyhana döndüm. Yeleği bırakmış önü açılmıştı.
Anormal büyük meme uçları belli oluyordu. Tesadüf! Eseri birkaç kez arkadaşların ısrarıyla! İzlediğim Japon pornocu Shinmi Naruse'yi hatırlattı bana Ben: yok daha memeler.. (ağzıma sıçayım ne diyorum) Ne nikâhı hayırdır?
Reyhan: Köyden, Ekrem abi var, işte haber göndermiş Ben: Eee Reyhan: Eesi el mahkûm bi başıma 4 bebeyle ne yapacam kabul ettim. Çocuklara da bakarım dert etmesin demiş Ben: Hayırlı olsun o zaman. Hemen nikâh mı kıyılıyor sizin burada bu işin istemesi, nişanı, yüzüğü falan yok mu aceleniz ne?
Reyhan: Nikâh dediysem imam nikâhı. İsteme, nikâh hepsi tek seferde olup bitecek. Boşanmam bitince resmi nikâh yaparız dedi Ekrem abi Ben: İyi bakalım. Adama abi diyorsun oda garip Reyhan: Köyün adamı yıllardır bilir abi derim. Bu saatten sonra gönlüme göre koca da bulamam, çocuklarım için başım gözüm üstüne diyecem gelene Ben: Sende haklısın.
Allah tamamına erdirsin kendi hayatın sonuçta. Tek diyeceğim bana yaptığın afra tafraları kocana yapma.
Reyhan: Sana göre afra tafra bana göre değil Ben: Her neyse artık ben öyle anladığım için diyorum.
Reyhan: Peki Hoca efendi öyle diyorsan öyle olsun. Lafı uzatmadan çıktım. Reyhanın zıt kutuplar birbirini çeker misali beni siklemez tavırları alttan alta daha çok kendine çekmişti beni. Gece kafamı yastığa koyunca hiç aklıma gelmişliği yoktur ama bazı şeylerin değeri kaybedilince anlaşılır derler ya biraz öyle olmuştu. Bugünkü giyimi kuşamı sonra memeleri... ''neyse kendine gel oğlum'' dedim konuyu kafamda uzatmadan kapattım. Akşam klasik FM 2010 faslı, 2 bölüm Narcos çaktım saat 11:00 olunca yastığa başımı koymuştum. En son çakışmanın üstünden 10 gün geçmişti. Hayaller haftada en az 3'ken biz bu gidişte ayda 1'e düşecektik. Fatoş abla kocası kafayı gözü kırmış onunla ilgileniyor pek göremiyordum.
5-6 gün önce gözlerim bağlıyken yaşadığım alengirli olayı hiç saymıyorum, bir defa gözlerimle görmediğim şeye inanmam, ikincisi bugün ağzına alan yarın yatırıp sikebilir, yaprağını yerken güzel sapına gelince meee demeyelim sonra! Bu işi kimin yaptığı kesinleşene kadar hiç olmamış kabul ediyorum bundan sonra. Umarım güzel bir rüya görürüm de eski günlere geri dönerim diyerek gözlerimi kapattım. TAK TAK TAK.. Rüyamda birisi kapıyı vuruyordu. TAK TAK TAK. Ses geliyordu ama görüntü yoktu. Nasıl bir rüyaydı bu mk? Gözlerimi açtım! TAK TAK TAK. Rüya değil gerçekmiş. Saate baktım 03:06. Bi bok vardı kesin. Ayağa kalktım, sendeleye sendeleye dış kapıya gittim. Açtım, Aynur abla nefes nefese bana bakıyordu. O halde görünce beni bir heyecan aldı. Bu sahneyi çok iyi hatırlıyorum. Evet evet aynı bu şekilde bir rüya görmüştüm. **Aynur abla aynen böyle nefes nefese gelip sağına solunu yokluyor kimse olmadığını görünce içeri dalıyordu.
Kapıyı benden önce pat diye kapatıp. '' Ömer çocukların yazılı kâğıtlarını okuyor 15 dakikam var deyip dudaklarına yapışıyor sonra elbiseleri çıkarmadan benim donu indirerek onu eteği kaldırarak salonun içinde koltuk koltuk gezerek çarpışıyorduk. En sonunda tam içine boşalacakken saniye farkıyla sikimi amından çıkarıp eteğine boşalıyordum. Aynur abla yattığı lacivert üzerine sarı desenli 3 kişilik kanepeden kendine gelince zor şer kalkıyor eteğine boşaldığım dölleri peçeteyle silip beni öperek geldiği gibi nefes nefese evden çıkıyordu** Aynı sahneydi eminim, Aynur abla nefese karşımda dikiliyordu karşımda. Sağına soluna baktı Aynur abla: Bayram.. Bayram..
Ben: Efendim abla hayırdır inşallah Aynur abla: (Nefesini toplayarak) Ömer’in annesi kalp krizi geçirmiş. Baypas olacak memlekete gidiyoruz biz. Haberin olsun buralar sana emanet.
Ben: (Böyle durumlarda ne diyeceğimi bilemem) geçmiş olsun abla.
Yapacağım bir şey varsa söyleyin Aynur abla: Sağ ol canım düşünmen yeter. Kimseye haber veremedik artık sen halledersin. Hadi görüşürüz beni bekliyorlar. Aynur abla aceleyle evine geçti. Aklıma Aynur ablayla ilgili düşündüğüm kötü şeyler gelince pişman oldum. İnsanlar ne halde ben neler düşünüyorum diyerek kendime kızdım. Hemen üzerime bir yelek alıp doğruca Ömer hocaların evine geçtim. Ben gittiğimde Ömer Hoca uykusundan uyandırdığı çocukları Ağah ve Mutlu’yu arabaya bindiriyordu. ‘’Hocam geçmiş olsun’’ dedim ve çocukların arabaya binmesine yardım ettim. Ömer hoca olayın üzüntüsüyle çok kendinde değildi ‘’Hocam sen arabaya geç ben Aynur ablaya bakayım’’ dedim ve Ömer hocayı arabaya bindirdim. Eve girip Aynur Abla’nın hazırladığı bavulları arabaya taşıdım. Aynur abla telaşla yatağı falan toplamaya çalışıyordu ama ‘’ben hallederim’’ deyince bıraktı ‘’buralar sana emanet Bayram’’ diyerek bana sarıldı ‘’Hadi Allahaısmarladık’’ diyerek uğurladım hepsini.
Dağınık yatakları topladım, açık ışıkları kapatarak kapıyı kilitleyip eve geçtim. Olanları düşünürken dalıp gitmişim. Sabah telefonun alarmı çalmadan 3 dakika önce uyandım. Rüya görmediğim 6. Gündü. Hay mk bana neler oluyor? Telefonu elime alıp çalacak olan alarmı kapattım. Telefon alarmdan önce uyanmış olmama şaşırırdı sanırım, bi dondu ekran falan gitti ''yaa yarram sen hala uyu biz alarmdan önce uyandık'' deyip küçük tuşa basılı tutarak yeniden başlattım. Okula gitmeden önce Aynur ablayı arayıp memelekete varıp varmadıklarını sordum. Daha sonra Ömer hocanın durumunu tanıdık herkese telefonla tek tek arayarak haber verdim. Okula vardığımda bahçede Reyhan'ı gördüm. Çocukları Serap ve İlhan yanındaydı. Çocuklar beni görünce öğretmenimm diye koşup sarıldılar. Bu kadar cana yakın çocuklar böyle suratsız bir kadından nasıl çıktılar diye düşündüm.
Reyhan hemen çocukları yanına çağırdı. İlhan annesinin yanına giderken eğilip kulağıma ''gece annemin rüyasına geldiğini biliyorum öğretmenim. Bayram bayram deyip durdu uyurken’’ dedi gülerek. Koşarak annesinin yanına gitti. Sınıfa geçerken gözüm Reyhan'a takıldı. Üzerinde koyu kahve, yaldız, sarı renkli çiçek desenleri olan zeytin yeşili renkli şile bezinden elbise vardı. İlçeden onun için aldığım elbiseydi bu. Alırken dikkat etmemiştim ama şimdi görünce Reyhan'a yakıştığını fark ettim. ''Sana da günaydın'' diyerek yanından geçip okula girdim. Sınıfa girince arkamdan Reyhan elinde çay ile sınıfa girdi. Çayı önüme bırakıp Ömer Hoca gelmeyince merak etmiş onu sordu. Bende gece olanları hızlıca anlatıp konuşmayı fazla uzatmadım. Reyhanda gözüm yoktu ama nedense başkasıyla evleniyor olması sinirimi bozmuştu.
Reyhan: Nikaha gelecek misin?
Ben: Bana gerek var mı?
Aile içinde yapar geçersiniz.
Reyhan: Öyle. Öyle de. Çocuklar istiyor gelmeni. Ömer hoca gelse yüzükleri o takacaktı. Gülşah ablayla (Rahmi hocanın karısı) birlikte Nikâh şahidi olacaktı. O gelmiyor madem sen olursun başka diyecek kimsem yok benim köyde. Anam babam hepsi uzaktalar Ben: İmam nikâhı demiştin şahit ne alaka Reyhan: Onda da şahit oluyor hiç mi görmedin?
Reyhan: Yok görmedim. Nikâhı Rahmi Hoca kıyacak değil mi?
Reyhan: Evet. Hanımı da gelecek Ben: Tamam o zaman onlarla gelirim Konuşma bitince Reyhan biraz mutlu biraz düşünceli yanımdan ayrılmıştı. O sırada Behiye abla aradı beni. Birkaç gün önce Fatoş ablanın kocası için geçmiş olsuna gidelim diye konuşmuştuk onu hatırlattı. Aklımdan çıkmıştı. Fatoş ablada geleceğimiz için hazırlık yapmış gitmemek olmaz biz gidelim dedim Behiye ablaya. Yalan yok Fatoş ablayla aramızda olanları anlar mı korkusu vardı.
Adamın kamyonunda karısını sikmişsin bir de geçmiş olsuna gidiyordum. Fatoş abla kocası için ayı Kasım derdi hep. Köyde de lakabı oymuş. Bir insana durduk yere kimse ayı demez demek ki vardı bir şeyler. Aklıma geldikçe afakanlar basıyordu. Kaç gündür tık olsa oto boka kalkan sikim bunları düşünürken leblebi gibi kalmıştı. Oda benden korkaktı, elimle kontrol ettim neyse ki en azından yerinde duruyordu Perşembe akşamı Fatoş ablaya gitmek için Behiye ablanın evinin önünde buluştuk. Behiye abla benim aldığım açık mavi, koyu mavi çiçek desenli beyaz renkli şile bezinden elbiseyi giymişti. "Yakışmış" dedim utanarak teşekkür etti. Elinde sofra bezine sarılı küçük bir tepsi tatlı vardı. Tepsiyi elinden aldım, Fatoş ablaya doğru yürürken bir yandan da Aynur ablalarla ilgili konuşuyorduk. Yol üzerinde ağaçlık bir alandan geçerken yanımızdan kıpır kıpır bir kirpi geçti.
Behiye ablanın boşluğuna geldiği için ''AY'' diyerek benim kolumdan tuttu. ''Korkma abla kirpiydi sadece'' dedim Behiye abla bir eli göğsünde bir eli beni tutmuş nefes nefese kalmıştı. Bu anı çok iyi hatırlıyorum! Evet evet bu anı daha önce rüyamda görmüştüm. **Behiye ablayla ormanda yürürken bir şeyden korkup bana sarılıyor sonra nefes nefese bana ''sana bir şey diyecem ama kimseye söyleme'' deyince bende kabul ediyorum. Sağına soluna bakınıp beni kuytu bir köşeye çekip dudaklarıma yapışıyor ve ''sürekli seni düşünüyorum, seni istiyorum'' diyerek ormanda ağaçların arasında ben sadece pantolonu indirerek o ise eteği kaldırarak bir ağaca dayayıp domaltıp sikiyordum. Tam boşalacağım zaman içinden hızlıca çıkıp eteğine boşalıyorum. Behiye abla ayaklarının titremesi geçince zorla doğrulup yanında taşıdığı suyla eteğindeki döllerimi yıkıyor ve yolumuza devam ediyorduk**
Behiye abla nefes nefese elini göğsüne koyup bekledi bir süre. ''Sana bir şey söyleyecem ama kimseye söyleme deyip'' sağına soluna göz attı. ''Tamam abla olur söylemem'' deyip heyecanla ağzının içine baktım. Rüyam gerçek oluyordu sonunda. Sikim olacakları önceden fark etmiş gibi kıpırdamaya başladı. ''Sakin ol yavrum, sakin ol karabaş, yat yere, yat yere'' diyerek içimden emir verdim. ''Ekrem var ya karısı kaçmıştı. Sende kahvaltı yaparken lafı geçti hatta'' deyip yüzüme baktı cevap bekler gibi ''evet abla hatırlıyorum'' dedim ama içimden ''Ekrem nerden çıktı mk'' diye içimden geçirdim. ''Bana dünürcü geldi. Ama kabul etmedim. Sizin okulda çalışan Reyhan var ona gitmişler oda olur demiş, nikâhları olacakmış yakında'' diyerek sözünü tamamladı. Ekrem’e bak mk sen ya Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav gibi hemen piyasada ne kadar genç yetenek, gurbetçi varsa teklif gönderiyordu.
O kadar meraklıydın altındaki karıyı sikseydin de kaçmasaydı mk adamına bak sen diye içimden geçirdim. Behiye ablanın ‘’Daldınız hocam'' söyleriyle beni dürtünce kendime geldim. ''Haberim var abla beni de çağırdı, imam nikahında şahidi olacağım hatta'' deyince Behiye abla şaşırıp güldü. ''Hadi hayırlı olsun darısı sana’’ deyip kolumu tuttuğu elini çekerek yürümeye devam etti. Elbisenin içinde arkadan kalçaları çok güzel görünüyordu. Sağ sol sağ sol, götünü yerim senin diye iç çekerek arkasından yetiştim. Fatoş abla bizi kapıda karşıladı. Kocası Kasım yatakta kafası ve omzuyla birlikte sağ kolu sarılı yatıyordu. Alkollüyken Fatoş ablaya kızıp çatıya çıkıyor sonrası zaten bildiğiniz gibi. Yatakta iki seksen yatıyordu. Yuvarlak yüzlü, kapkara yeni boyanmış saçları, esmer tenli, bıyıkları sigaradan sararmış yattığı yatağı neredeyse doldurmuş olan Fatoş ablanın kocası Kasım abi yatakta yatıyordu.
Ayı lakabının hakkını veren bir görünüşü vardı.
Ben: Geçmiş olsun Kasım abi Behiye abla: Geçmiş olsun Kasım. Haline bakınca ucuz atlatmışsın Kasım: Sağ olun sağ olun hoş geldiniz. Bugünümüze şükür Behiye Behiye abla: Artık biraz (eliyle içer gibi yapıp) azalt olur mu?
Kasım: Fatoş şahit daha ağzıma sürmeyecem. Arada başımın ağrısı tutunca çay bardağında az biraz rakı içiyorum iyi geliyor, keyif için değil iyi olayım ona da tövbe. Behiye abla: İyi iyi Allah acil şifa versin Kasım: Allah razı olsun Behiye Fatoş abla çaya bakayım diyerek Mutfağa geçti. Behiye ablada siz konuşun diyerek arkasından çıktı.
Kasım: (Bana dönerek) Sende Bayram Hoca olmalısın. Fatoş çok ismini andı. Hiç oturup konuşamadık hocam. Halimizi görüyorsun uzun yol şoförüyüm ben. Ayaklanayım da gitmeden bigün seni ağırlayalım sohbet edelim uzun uzun.
Ben: Tabi Kasım abi sen iyi ol kendine gel oturalım inşallah
Kasım: Tabi tabi. Alkol var mı sende hocam Ben: Yok abi sigara dahi içmedim!
Kasım: Oldu mu şimdi? Hovardalık da yoktur sende Ben: Yok abi!
Ben: Bigün seni Gürcistan’a götüreyim hocam böyle olmaz. Ahh ahh senin yaşında olacaktım uçanı kaçanı (kafasını sallayarak) ahh ahhh. O kamyonun arkasındaki yatağın dili olsa da konuşsa keşke.
Ben: O yatağın dili olurda konuşursa bende yarağı yerim orası kesin diye mırıldandım Kasım: Efendim hocam bir şey mi dedin Ben: Yok abi hala gençsin kendine gel bigün uzun uzun anlatırsın hepsini(gülerek) Kasım: (teklifim hoşuna gitmiş güldü) Bir seferde 3 kadın attığım oldu dinime imanıma kadınlar çift yevmiye parası istemişti çıkarken, ahh ahh geçti artık kocadık. (bana yaklaştı) Fatoş bile koynuma girmiyor artık Ben: Allah büyük abi (Nasıl cevapsa) Kasım: Fatoooşşş (diye seslendi) Fatoş abla: Ne vaaarr!
Kasım: Başımın ağrısı tuttu yine şu zıkkımı getir de içeyim (Bana dönerek sarılı kafasını gösterdi) kafaya 14 dikiş attılar acısı geçti ağrısını emanet bıraktı
Fatoş abla elinde tepsiyle içeri girdi. Kasım abi tepsiden ilaçla birlikte suyu alarak kafaya dikti. Daha sonra da çay bardağında bulunan rakıyı kafaya dikip bana döndü ‘’ben biraz uyuyum hocam kusura kalma bu ağrı ayık kafayla çekilmiyor’’ dedi. Bende tabi Kasım abi iyi dinlenmeler dedim ve Fatoş ablayla birlikte bitişikteki yan odaya geçtik. Fatoş ablanın kızıyla kaynanası evde yoktu ilçedeler yarın dönecekler dedi. Hasta ziyareti adı altında börekler, tatlılar, sarmalar falan derken akşam 10’u bulmuştu vakit. Bir ara Behiye ablanın telefonu çaldı. Kızı arıyordu ben 10 dakika çocuklarla, torunlarla konuşayım deyip boş odaya geçti. Behiye ablanın odadan çıkışını fırsat bilen Fatoş abla hemen yanıma ilişti. Fatoş abla: Beni özlüyon mu?
Ben: Özlemiyorum... (bir süre bekleyip) desem yalan olur (gülerek) Fatoş Abla: Ben seni nasıl özlüyom bi bilsen.
O gece aklıma geliyor sıcak basıyor her yanımı. (Bana iyice yaklaşarak) Heyecandan yutkundum. Gözüm bitişikteki odada yatan Kasım abinin yatağına kaydı. Hareket yok uyuyor belli. Hemen Fatoş ablaya döndüm. Nefes nefese karşımda duruyor. Göğüsleri inip kalkıyor. Çok büyükler, ısırmak geçti içimden. Dur lan! Bu an yabancı gelmiyor bana. Ama nerden? Nerden? Nerden? Tabi ya bunu da rüyamda görmüştüm. **Fatoş abla beni eve çağırmış kocası falan birlikte oturuyorduk. Kocası Kasım alkolden yanımızdaki kanepe de sızıp kalıyordu. Fatoş abla kucağıma oturup ‘’şuracıkta yatırıp sik beni Bayramm’’ demişti. Kocası yanımızda olunca ben sadece pantolonu indirerek o ise eteği kaldırarak kanepeye uzanmış, bacaklarının arasına girerek kanepenin ayakları gacur gucur ede ede sikiyordum. Tam boşalacağım zaman içinden birden çıkıp eteğine boşalıyorum. Yorgunluktan Fatoş ablanın üstüne yığılıp kalıyordum.
Kendimize gelince Fatoş abla bir peçete getirip üzerini başını siliyordu. ** Nefes nefese kalan Fatoş abla iyice sokuluyor bana. Bu sefer kaçarı yok rüya gerçek oluyordu. Fatoş abla kendisinden beklenmeyecek kıvraklıkla birden ayağını atıp kucağıma oturdu. ‘’Şuracıkta iki dakika sikiver beni Bayram’’ deyip kalçasını kucağıma sürttürdü. Sikim altında taş gibi oldu kalçasının amının sıcaklığını net hissediyordum. Gözüm Kasım abinin yatağına gitti tekrardan tık hareket yoktu. Artık dayanamayacaktım. İki elimle kalçalarına tokat atar gibi sert sert sıktım Fatoş ablanın. Kucağımda kalçasıyla ileri geriye oynamaya devam ediyordu dudaklarıma yapıştı. ‘’Fatoooşşş’’ sesiyle kendimize geldik. Tekrar *‘’Gııızzzz Fatoşşş nerdesinnnn’’*diye seslendi kocası Kasım. Fatoş abla sinirle kafasını sağa sola çevirdi ‘’Ne Ne Neee?’’ diye karşılık verdi. ‘’Boğazım kurudu kaldı bi yudum su getiriver‘’ Benim gibi azgınlığın doruklarında olan Fatoş abla zorla kucağımdan inebildi.
Söylene söylene kocası Kasım’a su getirmek için mutfağa gitti Fatoş abla kocasına suyu getirmek için ayrılınca koridordan Behiye ablanın telefonla konuşma sesi geldi ‘’sende selam söyle, çocukları da öp benim için’’ konuşma bitmiş yanımıza geliyordu. Benimki kazık gibi olmuştu. Bu şekilde yakalanırsam rezil olurdum. Hemen dikkatimi dağıtmak için başka şeyler düşünmeye başladım ‘’Öküzlerde aynı trene 5 kereden fazla bakmak uğursuzluktur’’ faydası olmamıştı ‘’Tarihte perde asarken ölen ilk koca Rudolf Korniş isimli bir İngiliz’dir. Bu olaydan sonra Rudolf'un anısına perde takılan şu zamazingolara korniş adı verilmiştir’’ olmuyordu. Böyle işin mk derken gözüme kör bir tekstilci tarafından yapıldığına neredeyse emin olduğum garip şekilleri olan yastık ilişti. Hızlıca uzanıp yastığı kucağıma koydum Bir süre daha oturduktan sonra evlere geçmiştik.
Fatoş ablalardan dönerken Behiye ablaya halı yıkadıkları günle ilgili sorular sordum. Behiye abla gayet normal konuşuyor, o gün başıma gelen olayla alakası varmış gibi bir tedirginlik yoktu üzerinde. Siz halı yıkarken benim odama kim girdi diye pat diye de sormak olmazdı. Ciddi ciddi Aynur abla mı yapmıştı? Ya da Behiye abla rolünü çok iyi oynuyor renk vermiyordu, kafam dahada çok karıştı... Hadi gelin köyümüze geri dönelim Fadime’nin... Alarmı kapatıyorum. Rüyasız 7. Gün. Neyse ki haftanın son günü. Sallana sallana giyiniyorum. Uykusuz ve mutsuzum. Elimi yüzüme iki su çarpıp okula geçiyorum. Ömer hocaların evinin önünden geçerken onları özlediğimi fark ediyorum. Ömer hoca yokluğunda işler daha yoğun. Sınıfa girince masamda bir örtü. Arasında ıspanaklı ve patatesli gözleme. Dumanı üstünde hala. Ulan Reyhan! Yerime oturmadan Reyhan elinde çayla sınıftan giriyor.
Her seferinde nasıl denk getiriyor hayret! Baştan aşağı bordo bir elbise giymiş, başında açık kahve başörtüsü. Yakışmış!
Reyhan: Oyalanma soğumadan ye!
Ben: Peki Reyhan abla Reyhan: (abla lafına bozuluyor) Reyhandık ablan mı olduk şimdi de Ben: takılıyorum kızma. Kendine de bir çay al gel. Belki kocan izin vermez çalışmana, bir daha oturup karşılıklı bir çay içemeyiz bak Reyhan: öğrenci görmesin şimdi burada Ben: O zaman çay ocağına geçelim (tabağı alıyorum elime kalkıyorum Çay ocağında ben kahvaltımı yaparken Reyhan yanımda sessizce çayını içti.
Ben: elbisen yakışmış Reyhan: (kafasını eğip elbisesine bakıyor gülümsüyor) teşekkürler. Uzun zamandır giymiyordum Serap(kızı) ısrar edince geçiriverdim üstüme.
Ben: Serap bu işi biliyor desene Reyhan: çok fenadır bi görsen. Okula gelirken çok kızardı bana böyle giyinilir mi diye. Hakkı’da var ilk zamanlar hiç özenmedim
Ben: doğrudur. Bu halin daha iyi bence. Güzel olmuşsun. Hem güzel giyinince keçi inadını bırakıp daha anlayışlı olmuşsun sanırım (gülerek) Reyhan gülümseyerek karşılık verdi. Bu şekilde birbirimizi iğneleyerek 10 dakika konuştuk. Öğrencilerin sesi artmaya başlayınca derse girmek için kalktım. Nikâh muhabbetini hiç açmamıştık. İkimizde de birbirimize karşı bir mahcubiyet vardı. Tam ısınmışken kaybettiklerim listesinde yerini almıştı Reyhan'da. Devam edecek