Bugün şenlik vardı. Tüm köy okulun bahçesinde toplanacaktı. Okulun bahçesine önce devasa kazanlar geldi yemekler pişmeye başladı, daha sonra traktör römorklarında masalar sandalyeler geldi en son düğün şarkıcıları geldi ses sistemlerini kurdular. Saat 3 gibi tüm hazırlıklar tamamlandı. Okul bahçesi benim gördüğüm en kalabalık gününü yaşıyordu. Hazırlıklar yapılırken Ömer hoca ve Aynur abla nihayet köye dönmüştü. Kalabalığı görünce çok şaşırdılar. Muhtar ali dayı bir köşeye çekip olanları hızlıca anlattı. Daha sonra bir araya gelip sarılıp hasret giderdik. Ömer hoca geçen sürede zayıflamış ve bitkin görünüyordu. Aynur ablada Ömer hoca kadar yorgun görünse de yüzü gülüyordu. Sarılırken onu daha çok özlediğimi fark ettim. Şenlik başladığında Ömer hoca, Aynur abla bizimle aynı masaya oturdular. Muhtar ali dayı ve Ekrem abi bizimle yakın masalara oturuyordu.
Reyhan ve çocuklarda Ekrem abinin yanındaydı. Reyhanla kimse fark etmeden kafa selamı yapıp gülüştük. Köyün gençleri tabaklara doldurulmuş yemekleri masalara dağıttılar. Keşkek, güveç, pirinç pilavı, üzüm ve baklava vardı. Yemekler bitince köyün yaşlıları Yunus amca, Halil dede, Bekir amca ve en sonunda Muhtar ali dayı mikrofonu eline alıp sırayla konuştular. Kimisi heyecandan sesi titrerken kimisi şeker ve tansiyonun verdiği yetkiye dayanarak en son olaylardan dolayı sövüp saymaya başlamıştı ki hemen müdahale ettiler. Hepsi de konuşmanın en sonunu hırsızlık muhabbetine getirip beni övüyor, oradakilere alkışlatıyordu. Herkesin konuşması bitince eğlence başlayacak diye beklerken konuşmam için mikrofonu bana uzattılar. Benim için sürpriz olmuştu, önce istemedim ama sonradan ısrarlar devam edince mikrofonu elime almak zorunda kaldım. "söylenecek her şeyi büyüklerim benden önce söyledi.
Benden iyi bir öğretmen bulabilirsiniz zaten (Ömer hocayı gösterdim) bir tanesi uzun yıllardır burada ama benden iyi bekçi bulamazsınız. (gülüşmeler) Lafı uzatmayacağım, ilgi alakanız için hepinize teşekkür ederim. Siz yine de bana güvenerek tavuğu, coluğu(hindi), motoru, katırı meydanda bırakmayın sonra kaybolur maybolur birbirimizle kötü olmayalım (gülüşmeler) büyüklerin gözlerimden küçüklerin ellerinden öpüyorum" diyerek mikrofonu verdim. Herkes gülerek bana bakıyordu "nasıl konuşmaydı o ya karnımıza ağrılar girdi gülmekten sıpa seni" dedi Aynur abla gülerek. Benden sonra mikrofonu eline alan muhtar Ali dayı "Bayram hoca malum bekâr onu buradan evlendirelim, ben kızımı veririm diyen kız babaları, anaları el kaldırsın" deyince ortalık kahkaha tufanına tutuldu. Arada el kaldıranlarda olmuştu gözümden kaçmadı. Şenlik sazlı sözlü devam etti.
Ben oynamayı pek sevmem ama günün en popüler adamı olunca hemen hemen herkesle oynamak zorunda kalmıştım. Bir ara sırayla Feride abla ve Aynur ablayı çağırıp fırsattan istifade onlarla da karşılıklı göbek atıp kurtlarımızı dökmeyi ihmal etmedim. Gözüm bir ihtimal gelir diye Behiye ablayı aradı ama muhtemelen rahatsızlığı nedeniyle gelmemişti. Şenlik devam ederken pastalar, meyveler, kuruyemişler, çaylar, meyve suları servis yapılıyor sürekli olarak masalara bir şeyler gelip gidiyordu. Bir ara köylülerden biri yüzünü siyaha boyamış, üzerinde asker elbisesi, elinde büyük bir sopayla meydana geldi ‘’ben uzak bir köyden geliyorum, ismim Arap! Şimdi buraya kızlarımı çağıracağım’’ diyerek sırayla bağırdı ‘’Güneşin Kızııı, Deniz Yıldızııı’’ sırayla beyaz ve siyah çarşaflı iki kişi koşarak meydana çıkmıştı. Herkesin gözü pür dikkat üzerlerindeydi.
Kendine Arap diye adam ‘’böyle olmaz, böyle olmazzz, ağzınızı açıp bakmayın büyük bir alkış isterim’’ deyip ellerini açarak izleyicileri ateşlemek için meydanı dolaştı sonra sazcıya ‘’vur saza’’ diye emir verip kendisi elinde sopasıyla komik bir şekilde biraz oynayıp ‘’Hadi kızlarım sizde’’ diye bağırınca çarşaflı kişiler üzerlerindeki çarşafı çekip çıkardılar. Sarışın ve esmer koca memeli, taş gibi iki tane dansöz çıkmıştı çarşafların altından, müziğin ritmine kapılıp oynamaya başladılar. Eğlence resmen zirve yapmış herkes gülerek ve keyifle (özellikle erkekler) dansözleri izliyordu. Akşama birçok erkek ayrı yatmak zorunda kalacaktı muhtemelen ama değerdi. Gecenin sonunda Arap’ın sopayı göstererek yaptığı ikna edici konuşmayla oturduğum yerden kalkarak dansözlerle karşılıklı oynamak zorunda kalmıştım. Eh artık, dansözlede oynamadım demezdim, hatta iki dansözle!
Köyde o kadar düğün oldu bu kadar eğlenmedim diye konuşuyordu şenlik bitip herkes evlerine giderken. Sazlı sözlü eğlenceleri bende pek sevmesem de gerçekten hayatımda en çok eğlendiğim günlerden birisi olmuştu benim içinde. Hala o günden bir resim video almayı akıl etmediğim için üzülürüm. Şenlik bittiğinde saat neredeyse 12 olmuştu. Eve geçerken Aynur abla kahve içelim öyle geçersiniz diye teklifte bulununca onlara döndük. Ben Ömer hocayla annesinin durumunu konuşurken Aynur abla, Gülseren teyze ve Feride ablayla mutfakta oturdular. Kahve faslı ve biraz muhabbetten sonra Ömer hocalar yol yorgunu olduğu için fazla oturmadan kalktık. Eve geçerken Feride abla "eee kahraman hocam keyifler nasıl küs müyüz hala?" diye koluma girerek sırnaştı, ben "niye küs olalım abla!?" diye atarlı bir şekilde cevap verdim. "bilmem sen daha iyi bilirsin" dedi Feride abla kafasını kaldırıp bana baktı ve "bugün bütün gözler üzerindeydi, özelikle birisinin daha fazla üzerindeydi" diyerek Reyhan’ı ima etmişti, "doğrudur abla sen de biliyorsun vahşi cazibeme dayanamazlar" diye konuyu şakaya vurdum.
Feride abla kolumu çimdikleyerek başka bir şey söylemedi, eve gidene kadar benimle yürüdü. Gülseren teyze hiç vakit kaybetmeden "oy ayaklarım, of of of belim belim" diyerek doğruca yatağına geçti. Kahveyi Aynur ablada içtiğimiz için sadece duş alıp yatarız diye düşünüyordum bende. Uykumda olmadığı için bilgisayarı açtım öylesine bakarken biraz sonra havluya sarılmış halde Feride abla geldi. Oturduğum yerden kalkıp dolu olan ibriği ısıtmak için tüpe koymaya gidecektim fakat Feride abla ‘’acele etme’’ deyince tekrar yerime oturdum. Feride abla ince sigarasından yakmış içiyordu. İncecik nane kokulu bir sigara. İçmem, kokusunu dahi sevmem ama onun içtiği sigaranın kokusu hoşuma gitmişti. ‘’Rahatsız olmuyorsun değil mi?’’ dedi sigarayı göstererek, kafamı hayır anlamında salladım bilgisayarla ilgilenmeye devam ettim. Feride abla sigarası bitirince ayağa kalkıp oturduğum sandalyenin arkasına geçti bana yaslanarak omzumun üzerinden bilgisayar ekranına baktı.
Fm 2010 da 2035 yılına gelmiştim ve Portsmouth ile başarıdan başarıya koşuyordum. Feride abla bir süre baktı bir şey anlamadı "ne anlıyorsun bundan çok karışık" dedi. Yumuşacık göğüsleri omuzlarımda hissedebiliyordum. Feride abla - (arkamdan yanıma doğru geçti) dün falında söylediklerimden iki tanesi çıktı bilmem fark ettin mi? Ben - (kafamı kaldırıp Feride ablaya baktım) hiç farkında değilim. Hangileri çıktı ki? Feride abla - Kalabalık bir ortamda bulunacaksın tüm gözler üzerinde olacak demiştim, bugün şenlikte ortamın yıldızı sendin maşallah (yüzümden makas aldı) Ben - Evet demiştin abla hatırladım. Peki diğeri ne? Feride abla - Hanende yâda yakınında biri seni önce üzecek sonra sevindirecek Ben - Evet. Yani? Feride abla - Yanisi şu. Bütün gün trip atıp durdun dün geceden dolayı fark etmedim sanma. (derin bir nefes alıp bıraktı) Seni üzdüm farkındayım
Ben - Ehhh biraz (kendimi acındırmak için kafamı yana eğip gözleri küçük Emrah gibi kızarttım) Feride abla - (gülerek) bazen çok şapşal oluyorsun (elimi tuttu ayağa kaldırdı) aşağıya inelim nasıl sevindireceğimi göstereyim sana Ben – aşağı! Feride abla – samanlığaa! (göz kırptı) Akşama kadar kendi kendime plan yapıp durmuştum ‘’şöyle yapacağım, böyle davranacağım, o görür bana böyle yapmak neymiş, bir daha yüz vermeyeceğim’’ falan filan diye ama hepsi Puff! Uçup gitmişti. Anında kemik görünce ön ayaklarımı kaldırıp havada zıplayan köpek moduna geçmiştim. Neyse ki kuyruğum yoktu. Hem iki hafta önce bayramdı, küs kalmak bir Müslümana yakışmazdı. Feride ablanın teklifini kayıtsız şartsız kabul ettim. Bilgisayar ekranında devam eden 2-0 önde olduğum Portsmouth-Arsenal maçını gözümü bile kırpmadan kaydetmeden kapattım. Heyecandan oyunu durdurmak aklıma gelmemişti öyle söyleyeyim.
Dışarıya çıktığımızda hava biraz serindi. Samanlığa direk iniş olmadığı için evin avlusundan dolanıp geçecektik. Yürürken üstünde sadece havlu olan Feride ablaya "üşümüyor musun?" diye sordum. İstifini bozmadan "yanıyorum" dedi. Bu cevap benim azgınlık ibresini tak tak diye sona vurdurdu biran. Evin avlusundan samanlık arasındaki 100 metrelik mesafe 1 kilometre gibi gelmişti yürürken. Gözüm Feride ablanın havlu altında belirgin kalçalarına gitti, yürürken bir elimle bana yakın kalçasını avuçlayıp bıraktım. Kaçar gibi adımlarını hızlandırdı "biraz sabırsız mıyız?" diye sordu "evet" deyip tekrar sıktım. Samanlığa yaklaşınca öne geçip tahtakurusu yüzünden üzeri oyuk oyuk olmuş samanlık kapısını iki elimle kaldırarak çekip açtım. Girişteki ışığın anahtarına uzanıp bastım. Lamba Nuri Bilge CEYLAN filmlerindeki gibi titreye titreye yandı söndü, yandı söndü.
Bir an kapanacak diye içimden sövecekken birden sabit şekilde yanmaya başladı. Feride abla ayağındaki beyaz terlikleri çıkarıp çıplak ayak yeri kaplamış samanların üzerinde yürüdü. Havluyu şak diye bırakıp etrafında dönmeye başladı. Bir süre sonra dönüp bana baktı "elbiselerle mi sevişeceksin benimle" diye sordu. Heyecandan ayağımdaki terlikleri bir yere fırlatıp, altımdaki eşofmanı ayak bileklerime kadar indirdim. Üstümdeki tişörtü çıkartıp attım. Ayağımdan tam çıkartmadığım eşofman yüzünden az kalsın takılıp düşecektim. Kontrol beynimden sikime geçmiş ne yaptığımın inanın hiç farkında değildim. Feride abla sakarlığıma güldü "yavaş sakatlayacaksın bir yerini" diyerek yanıma geldi. Eğilerek eşofmanı ayaklarımdan çıkardı. "vücuttaki elektriği atmak lazım" deyip ayağımdaki çorapları da çıkardı. Gözlüğünü çıkarıp yakınımızda tavana uzanan tahta direğin dibine bıraktı.
Feride abla tamamen çıplaktı, benimse altımda sarı renk ördek resimleri olan lacivert boxerım kalmıştı sadece. Feride abla "bakalım burada ne varmışş" diyerek iki eliyle boxerımı sağa sola çeke çeke indirdi. Yarı erekte sikimle göz göze gelince "merhabaaa" deyip parmağının ucuyla dokunup salladı ve gülerek bana baktı. Yılların getirmiş olduğu cinsel açlığa veriyordum davranışlarını. Kafasını kaldırıp bana baktı. "o kadar uzun süre oldu ki ne yapılacağını unutmuşum" dedi gülerek. Bende yanına çömeldim "Ben sana hatırlatırım hiç merak etme, ama önce altımıza sermek için bir şey bulayım" deyince Feride abla elimden tutup "boş ver böylesi daha güzel (ellerini yerdeki samanlar üzerinde gezdirip) daha otantik olur samanlar falan" diyerek beni kendine çekti, sırtüstü yere uzandı. Yere uzanmış şekilde bana bakan Feride ablanın vücuduna göz gezdirdim.
Hiç güneş görmemiş gibi bembeyaz bir ten, vücuduyla doğru orantılı, küçük, yuvarlak ve neredeyse dik sayılabilecek göğüsler hemen altında hafif çıkmış armut göbeğiyle oldukça fit bir görüntüsü vardı. Bir elimi yanına koyarak üzerine uzandım, dudaklarına yapıştım. Diğer elimle vücudunun üzerinde hafif hafif sürterek gıdıklar gibi okşuyordum. Bana yapılsa gıdıklanır huylanırım ama Feride abla aksine memnun görünüyordu. Dudaklarından sırayla boynuna ve kulak memesine geçtim emerek. Feride ablanın elleri yanda hareketsiz duruyor sevişmeye sadece beni izleyerek katılıyordu.13 yıldır sevişmeyen bir bayan için normal olduğunu düşündüm. Yavaşça dilimi gezdirerek göğüslerine indim. Beyaz, küçük göğüslerini emerken Feride abla sevişmeye başladığımız süre boyunca ilk kez heyecanlanma belirtisi göstermiş elleriyle saçlarımı asılmaya başladı. Göğüs uçlarını emdikçe huylanıp, kıvama gelmeye başlamıştı.
Göğüslerinden küçük öpücükler atarak göbeğine indim, oradan bacaklarının arasına amına doğru yaklaştım. Feride abla daha da heyecanlanmış bacakları açılıp kapanıyor, uzatıyor, dizini kırıyor kendini kontrol edemiyordu besbelli. Amıyla göz göze geldiğimde aklıma yıllar önce bulvar gazetesinde okuduğum bir söz geldi "tüp tüysüz şeftali" Feride ablanın amı için daha güzel bir ifade bulamazdım. Kılları sanki 5 dakika önce alınmış gibi tertemiz bir amı vardı. Yumuşacık, kabarmış amının yanakları, amının yanakların arasından dışarı çıkmış vücudunun belki de en koyu yeri olan belirgin amının dilleri ve bu dillerin hemen bitişiğinde amının en üst kısmında küçük, oval klitoris denilen kısmı. Elimle amının etrafında hafif hafif dokunarak gezdim, amının etrafına yavaşça bas çek yaptım, yumuşacık ve sıcaktı. İki kolumu baldırlarımın altından geçirerek kendime doğru çektim ve bacaklarının arasına iyice yerleştim.
Dudaklarımla amının etrafını öpüyordum. Feride ablanın kıvranması artmış kalçası sağa sola oynuyordu. Yavaşça amına yaklaşarak dudaklarımla hafif hafif öpüp çektim. Feride abla kolları üzerinde doğrulup bana baktı "hadiii" deyip tekrar uzandı istediği bir şey olmamış gibi ‘’uffff’’ yaparak elinin tersini alnına koydu. Tekrar doğruldu baktı sabırsızlanıyordu, neredeyse kuduracaktı. Daha fazla dayanamayıp amının üzerinden emmeye başladım. İki elimle arasını ayırıp ağzımı dayadım. Amını hem emiyor hem de dilimle içine gir çık yaparak resmen sikiyordum. Feride abla iyice kendinden geçmiş, o hafif hafif inlemeleri artık uzun Ohhh'lara Ahhh'lara dönüşmüştü. Feride ablayı belinden tutarak çevirdim ve sırtüstü uzanıp 69 pozisyonunu aldım. Dizlerini kafamın iki yanına dayayan Feride ablanın kalçalarından tutup kendime doğru bastırarak amını dillemeye devam ederken, zonklayan sikim de onun yüzüne değiyordu.
Birden sikimi tuttuğunu hissettim, sikimi kökünden kavramış dudaklarına değdiriyordu. Feride ablanın amımın boydan boya klitorisiyle birlikte yalarken bir yandan da götünün deliğini okşuyordum. Zevkten kıvranıyor kalçasını sabit tutamıyordu, amı adamakıllı sulanmış, vıcık vıcık suları akmaya başlamıştı. Kendini iyice kaptırmış deli gibi inliyor, garip garip sesler çıkarıyordu, ama benimkini bir türlü yalamıyor ve ağzına almıyordu. Bir ara yüksek bir sesle Ohhh'layıp kasılmaya başladığında amından da sular resmen fışkırıyordu. Amının sularını yalarken ensesinden bastırdım ve zorla da olsa nihayet o da benimkini ağzına aldı ve emmeye başladı. Başta çok acemice yapıyordu, nihayetinde uzun zaman sonra ilk defa yarak yalıyor, ağzına alıyordu. Ama birkaç dakika sonra acemiliği üzerinden atmış, sikimi deli gibi ve iştahlıca emiyordu. Bir süre sonra ben de artık dayanamadım boşalmak üzereydim, inlemeye başlayınca Feride abla boşaltacağımı anladı sikimi ağzından çıkarıp eliyle üzerinde aşağı yukarı yaptı.
Bir kaç saniye sonra göğüslerine yüzüne fışkırmaya başladım. Boşalmam bittiğinde Feride dönerek yanıma uzandı. Yüzü, gözü, ağzı, burnu döl olmuştu. Yere bıraktığı beyaz havlusunu uzanıp aldım ve ağzını yüzünü temizledim daha sonra kendi göbeğindeki döllerimi sildim. Yanına uzanarak çıplak vücutlarımız birbirine yapışmışken tekrar öpüşmeye başlamıştık. Yuvarlak göğüsleri bir harikaydı, kahverengi uçlarını emdikçe Feride abla kıvama geldi ve göğüslerini ağzıma yapıştırıyordu. Biz böyle yiyişirken Feride ablayı belinden tutup kendime yapıştırdım göğüslerinden dudaklarına çıkıp birbirimizi yer gibi öpüşmeye başladık. Sikim de Feride ablanın apış arasına kaymış, orada yavaş yavaş yeniden kazık gibi sertleşmişti. Bunu hisseden Feride abla bacaklarını hafif aralayıp sikimi apış arasına sıkıştırarak kasıklarını bana doğru bastırdı, iyice sertleşmiş sikim kendiliğinden Feride ablanın kaygan amının dudakları arasından amının deliğine kaymıştı bile.
O an Feride abla birden bacaklarını açarak pozisyon almıştı, ben de bekletmeden yüklendim. Sikim Feride ablanın daralmış amını yararak sonuna kadar girdiğinde öyle bir çığlık attı ki, sesi tüm köyde yankılandı resmen. Hiç yavaşlamadım, hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Şap şap sesleri ve Feride ablanın Ahhh'ları Ohhh'ları birbirine karışmıştı. Aradan bir kaç dakika geçmişti ki, Feride abla titreyip sarsılarak, "Bittim, öldümmm!" diyerek, beni bacakları ile kavrayarak sikimi amının içinde sıkıştırdı. Gözlerini kapatmış kafasını geriye atmıştı. Boşalmamak için kendimi tutuyordum ama onun kendinden geçmiş halini görünce dayanamadım. O anda ikimiz birden boşalmaya başlamıştık. Yanına devrilip uzandım. Samanlığın neredeyse yıkıldı yıkılacak tavanına bakıyorduk birlikte. 15 dakika kadar o vaziyette yatmışız. Daha sonra düğüne gelen misafiri oynamaya kaldıran yaşlı ebeler gibi "hadi hadi oturmaya mı geldik buraya" deyip bana baktı "bu ateşi sen yaktın sen söndür’’ dedim ve gözlerime sikimi işaret ederek ‘’benimkini yağla önce" deyince elini uzatıp sikimi avucuna alarak sallamaya başladı.
Dizlerime oturdu eğilerek sikimi ağzına almış emiyordu. Ellerimi başımın altına koyup onu izledim. "Gözlüğünü taksana" dedim. Ağzında uzayan sikimi bırakıp gözlüğü bıraktığı yerden alıp gözüne takarak kaldığı yerden sikimi emmeye devam etti. Sikim artık kendine gelmiş Feride ablanın ellerinde kocaman olmuştu. Küçücük elleri arasında sikim adeta devasa görünüyordu, bu görüntü gururumu okşadı. "Ohhh! Yala aşkım, yala canım! Seni doyuracağım birazdan, bunu amına sokacağım!" diyordum Feride ablanın ağzı dolu olduğu için sadece, "Hı hıı!" diyebiliyordu. Ben gülünce bir eliyle bacağımı çimdikledi. "Hadi gel" deyince iki dizi üstünde doğrulup bir ayağını üzerimden atarak kucağıma oturdu. Elleriyle göğsüme bastırıp kendini düzeltti. Sikimi eliyle tutarak amına sokmadan amımın dudakları arasında kaydırıyordu. Terden sırılsıklam olmuş, pürüzsüz bembeyaz vücudu ay gibi parlıyordu.
Elinde tuttuğu sikimi amının dudakları arasına dayayıp yavaş yavaş kalçalarıyla üzerine yüklendi. İleri uzanarak ellerini kafamın iki yanına attı. Kucağımda kalçasıyla git gel yapıyordu. Fit görüntüsüne rağmen biraz hantal, gitgelleri yavaştı. İki elimle kalçasını sıkı sıkı avuçlayıp hafif yukarı kaldırdım alttan hızlı hızlı amına girmeye başladım. Sikim amına girdikçe Feride abla heyecandan ve zevkten dudaklarını ısırıyor, "Ohhhhhh!" diye inliyordu. Yorulana kadar devam ettim sonra ben durunca Feride abla üzerime kapanıp dudaklarımdan, burnumdan, çenemden, boynumdan öpüyor yavaş yavaş sikimin üstünde git gel yapmaya devam ediyordu. Daha sonra Feride ablayı elleri ve dizleri üzerinde domalttım, belinden tuttum, amımın dudaklarını bir elimle yanlara açarak sikinin ucunu amımın deliğine aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı sürttürdüm. Biraz oynadıktan sonra arkadan amına geçirip sert sert sikmeye başladım.
Bu arada başparmağımla da göt deliğini okşuyordum. Götünün deliği tertemizdi, bir tek kıl dahi yoktu ve rengi mos mordu. Feride abla ‘’Ohhhh işte buuu! Devamm Bayramm! Ne olur hızlı yap! Ölüyorumm, ohhhhh!" diye inliyordu. Sevişirken ilk kez bu kadar uzun konuşmuştu. Hızlı hızlı pompalayıp, delice sikmeye, daha sert ve seri sokmaya başlamıştım. Feride abla zevkten bağırmamak için elini ağzına bastırıyordu, bir süre sonra kasılmaya başladı, orgazm oluyordu, fakat doymak bilmiyordu. Yavaş yavaş artık benden de boşalma sinyalleri geldiğinde, daha da hızlandım, deli gibi sokup çıkarıyordum amına. Tam boşalacağım sırada sikimi çıkarttım ve hırlayarak Feride ablanın beline boşaldım. Feride abla kendine gelince doğrularak bana ve beline baktı. Ben ellerimi yere koyarak geriye yaslanmış nefes nefese kalmıştım. Sikim yavaş yavaş inerek yarım daire şeklini almış aşağı doğru eğilmişti.
Feride abla yanıma geldi. İkimizin de her tarafı saman olmuştu. Elleriyle yüzümdeki samanları temizledi ve öperek "Erkeğimmm benim!" dedi. Bende eğilerek boynunu öptüm. Samana bulanmış vücutlarımızı gelişigüzel çırparak eve çıktık. Ev bıraktığımız gibiydi. Gülseren teyze neyse ki uyuyordu. Suyu ısıtıp birlikte duşa girdik. Feride abla beni tabureye oturup güzelce yıkadı. Bir hayalim daha gerçek olmuştu. Ben temizlenip çıktıktan sonra Feride abla girdi duşa. Ben bornozla mutfakta kahve yaptım Feride abla duşunu alıp gelip yanıma oturdu, "senin de bir falın çıktı" dedim Feride abla unuttuğu bir şeyi hatırlamış gibi gülerek "boğa ve B harfi" dedi. "bilsen ne kadar mutluyum!" diye beni öptü. Ben de Feride ablayı öperek, "Ben de mutluyum! Umarım biraz iyi gelmişimdir sana?" dedim. Feride abla, "İyi gelmek de ne, yıllardır hiç böyle mutlu olmamıştım!" diyerek bornozumun önünü açtı ve sikimle oynamaya başladı.
"sana bir soru soracağım" dedi ve sor dememi beklemeden "Ben mi Munise mi?" diye sordu. Gözlerimin içine bakıyor merakla cevabımı bekliyordu. Kızıyla kendini yarıştırması garip gelmişti bana ama dürüst olacaktım "kesinlikle sen!" dedim "kesinlikle sen" kafamı sallayarak Feride abla cevabımdan hoşnut olmuş şekilde gülerken "sen olgun kadınlardan hoşlanıyorsun besbelli" dedi. Gece yatağa uzandığımda saat 3'e geliyordu, telefonda kısık sesle Ebru Yaşar’dan Yeşillenirim şarkısı çalıyordu... Farkında olmadan uyuyup gitmiştim. *** Karanlık bir odadayım. Tepede halatla bağlanmış, yavaş yavaş sallanan yuvarlak tel bir kafes, onun içinde yanan çoğu erimiş bir mum. Mumun titrek alevi kendi etrafını dahi zor aydınlatıyor. Bir süre bir şey yapmadan bekliyorum, gözlerim karanlığa alışıyor zamanla. Duvara dayalı masa gözüme ilişiyor önce. Masanın üstünde hiç dokunulmamış yemekle dolu tabldot, hemen önünde çay tabağına konmuş mavi bir hap ve açılmamış su.
Masanın tam karşı tarafında kocaman beyaz bir yatak var. Karanlığa alışmış gözlerim yatağı görünce istemsizce kamaşıyor biran. Bir şeye çarpmamak için yavaş hareket ederek yatağa yaklaşıyorum Üstüne oturuyorum. Çok rahat. Böyle bir yere beni kapatıp niye bu kadar rahat yatak versinler. Hayret! Otururken boş duvarlardan birinde iki üç tane delik gözüme ilişiyor. Yerden bir metre kadar yükseklikte. Belki biraz daha fazla. Eğilip deliklerde ne var diye bakarken birden deliklerin olduğu duvarın üst tarafında fark etmediğim metal kapak açılıyor. Açılan metal kapaktan yüzünü tam seçemediğim üzerinde Harry Potter filmlerindeki sihirbazlar gibi kukuletalı cübbe giymiş bir kadın görünüyor. Burası neresi? Sen kimsin? Diye sormak için ağzımı niyetleniyorum ama benden önce söze başlıyor Kukuletalı Kadın- Ne zaman başlıyorsun? Ben-Neye? Kukuletalı Kadın- (Sinirlenerek) Senin durumunda birisi için dalga geçmek şuan pek mantıklı bir tercih değil.
Hazır mısın? Ben- (Geriliyorum biran) hazırım! (neye hazırım mk) Kukuletalı Kadın- Tercihin? Ben-Tercihin derken? (şaşkınlıkla) Kukuletalı Kadın- Offf! Salak mısın? Kafayı mı bir yere mi vurdun? (Sessizce bana bakıyor) Am, Göt, Ağız!! Çabuk karar ver hangisi? Donup kalıyorum. Nasıl soru bu mk diyorum içimden. ‘’Hadisene’’ diye ısrar ediyor aynı sinili ses tonuyla. ‘’Ağız..’’ Kelimesi çıkıyor ağzımdan, fikrimi değiştiriyorum birden ‘’ya da am evet evet am!’’ kafamı sallayarak onaylıyorum. Ne olacaksa olsun artık diye düşünüyorum. "Tamam, hızlı ol. 2 numaralı deliğe" diyor. Kafam karışıyor, soru sormak için metal kapağa dönüyorum ama kapak sertçe yüzüme kapanıyor. Etrafıma bakıyorum. Biraz önce gördüğüm duvarda bulunan 3 deliğe gözüm gidiyor tekrardan. Yaklaşınca üzerlerinde yazan rakamları görüyorum. Kırmızı renkle 1.2. 3 rakamları yazıyor.
O sırada deliklerin bulunduğu duvardan birisi parmağıyla vurmuş gibi tıkırtı geliyor. "Hadiii, seni bekliyorum!" bir şey görürüm umuduyla eğilip deliklere bakıyorum. 2 numaralı delikte bir tane am! Var. Gözlerimi ovalayıp yakından tekrar bakıyorum. Hayal değil gördüğüm. Odanın karanlığına rağmen çok net görüyorum. Üzerinde kalp şekli verilerek kesilmiş kılları olan, ince pespembe çizi şeklinde daracık ve taptaze bir am var gerçekten. "Hadiii" diyor duvarın arkasından gelen ses "Sokacaksan sok artık" diyede ekliyor. Normalde heyecanlanmam gerekir ama şartlar normal olmadığı için ne yapacağım konusunda emin değilim. Biraz önceki metal kapak açılıyor tekrardan. Aynı kadın! Kukuletalı kadın kapağa yaklaşıyor Kukuletalı Kadın-Yemek yemedin mi? Ben-Ye.. Yedim(hatırlamıyorum oysa) Kukuletalı Kadın-Mavi ilacı içtin mi? Ben-İiççtim (yalan söylerken sesim titriyor)
Kukuletalı Kadın- Pantolonu indir (emrederek) Dediğini yapıyorum. Kukuletalı kadın biraz daha kapağa yaklaşıyor bana bakıyor. Neredeyse kapaktan içeri girecek kafası. Yüzü ilk kez belli belirsiz görülüyor, ama boynundaki kahverengi beni çok net görüyorum, şaşı değilse sikime doğru bakıp ofluyor! Kukuletalı Kadın -Geri zekâlı hala sikin kalkmamış Ben- (Kafamı eğip bakıyorum) Eeevet. Kalkması mı gerek? Kukuletalı Kadın- Offf. Çattık! 1 numaralı deliğe gel çabuk Dediğini yapıp halk ekmekte kuyruğa girer gibi 1 numaralı deliğin önüne geçiyorum. ‘’Sikini uzatsanaaa’’ diye ses geliyor duvarın arkasından. Bu ses diğerinden farklı. Artık ne söylenirse sorgusuz sualsiz yapacak moddayım. Denildiği gibi sikimi uzatıyorum. Bir el tutup çekiyor sikimi. Duvara yapışıyorum neredeyse. Sikimde bir ıslaklık hissediyorum. Birisi ağzına almış emiyor. Çok geçmeden korkum yerini heyecana bırakıyor, sikim büyüyor.
Gözlerimi kapatıyorum. Sikimi yalayan kimse bırakıyor. ‘’2 Numaralı deliğe çabuk’’ diyor duvara tıklatıyor aynı zamanda. Hemen 1 metre yanındaki deliğe geçip bakıyorum. Biraz önceki am orada hala. Demek ki her delikte farklı kişiler var. Yapmam gerekenin farkına varıyorum. Sikimi 2 numaralı delikteki ama dayayıp git gel yapmaya başlıyorum. Karşıdan hiç zevk aldığına dair ibare yok. Boşalmak üzereyim. Metal kapak açılıyor. Kukuletalı kadın kırmızı kapaklı, depozitolu, yarısı ayran ya da süt dolu, siyah kola şişesini uzatıyor. (Siyah kolayı da hiç sevmem) "Bunun içine!" Diyor ve ekliyor "Bir damlası bile boşa gitmeyecek" Şişeyi almak için girdiğim amdan çıkıp yarısı süt ya da Ayran her neyse dolu kola şişesini alıyorum. Buz gibi olmuş. Metal kapağın arkasındaki kukuletalı kadın beni izliyor. "Sende bugün bir şey var. Dışarı boşalacaksın biraz acele et, kapağı aç içine boşal" diyor.
Dediğini yapıyorum hızlıca kapağı açıyorum. Kırmızı kapak elimden kayıp düşüyor. Eğilip alırken kukuletalı kadına çıplak halde götümü dönmek zorunda kaldığım için ayrıca utanıyorum. Kapağı alınca sikimi tutup şişeye yaklaştırıyorum. Şişenin yarısına kadar dolu olan süt değil döl. Oha mk bu ne böyle diyorum içimden, midem kalkıyor biran. Sikimi siyah kola şişesinin ağzına dayayıp 31 çekiyorum. Biraz oynayınca zaten sikimin ucuna gelmiş olan döllerim çok geçmeden şişenin içine doğru dağılarak giriyor. Sikimdeki son spermi kafasını sıkıp işaret parmağıma alıyorum ve kola şişesinin kapak kısmına siliyorum. "Kapağını kapat bana uzat" diyor kukuletalı kadın. Diğer elimde duran kırmızı kapağı kaldırıp bakıyorum "tekrar deneyin" yazıyor. Burada da bedava çıkmadı mk deyip kapağı kapatıyorum. ‘’Getir’’ diyor kukuletalı kadın. Şişeyi uzatıyorum. "Unutma" diyor "Bu kola şişesinin tamamını spermle doldurmadan buradan çıkamazsın!" kola şişesini çekip alıyor ve metal kapağı kapatıyor.
Siktir! Yanlış mı duydum? Elimi hızlıca metal kapağa uzatıyorum, filmlerdeki gibi kapak kapanmasına milim kala tutuyorum. 31’in faydalarından birisi, kas gücünü ve refleksleri arttırıyor. Son anda tuttuğum metal kapaktan kafamı uzatıp kadının gözlerine bakıyorum. Kocaman siyah gözlerini görüyorum biran, kaçırıyor benden. Bu sefer korkan ben değilim o. "Ben" diyorum kararlı bir şekilde Kukuletalı kadın yere eğdiği kafasını kaldırıp bana bakıyor, gözlerimi gözlerinden ayırmadan kendimden emin bir şekilde "Ben siyah kola sevmem gazoz şişesiyle değiştirelim hiç değilse!"... Hadi gelin köyümüze geri dönelim Fadime’nin düğününde halay çekelim… 4 Aralık 2011 Pazartesi 03:18 Aziz Romanın yenilmez Kahramanları '' Unutma! Güneş doğmaya devam ettikçe umut bitmeyecektir''