Köy odasından çıktığımda saat 10’u geçiyordu, geldiğimiz gibi yürüyerek eve döndüm. Dışardan oturma odasının ışığının yandığını gördüm, Aynur ablalar uyumamış demek ki. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtım içeri girdim. Girişe yakın odayı çocukların uyuması için ayarlamıştık, kapı yarım açık, kafayı uzatıp baktım çocuklar uyumuş. Uyanmasınlar diye ses çıkarmadan doğruca ışığı yanan oturma odasına yöneldim, Aynur abla kanepeye uzanmış, uyuyor gibi geldi gözüme önce. Televizyonda Kanal D açık, Nejat İşler’in başrol olduğu Keşanlı Ali Destanı dizisi oynuyor. Aynur abla televizyonun sesinden geldiğimi duymamış olmalı arkası da bana dönük uzandığı için beni görmüyor. Dikkat ettim gözleri kapalı halde ama bir eli göğüslerinin üzerinde, diğer elini neredeyse baldırlarına kadar sıyrılmış eteğinin altından sokmuş yattığı yerde kalçasını yavaş yavaş sağa sola oynatıyor.
Kendisini parmaklıyordu! Bunları idrak etmem biraz zamanımı aldı. Manzara güzel ama bu şekilde fazla duramam, hemen ses etmeden dış kapıya yöneldim, bir yandan da ne yapsam diye düşünüyorum. Bu şekilde gelip onu gördüğümü anlarsa çok utanırım, en iyisi eve yeniden gelmiş gibi yapayım diye düşündüm. Dış kapının önüne gittim montu tekrar üzerime geçirdim, plan belli, kapıyı açıp kapatacağım sonra "Aynur abla ben geldim" diye sesleneceğim sonra, oda elbet duyacak kendini toparlayacak. Tam kapıyı açıp kapatacağım bu sefer acaba biraz beklesem de Aynur abla işini bitirse mi diye düşündüm. Bir süre bekledim ama bu seferde Aynur abla kalkıp gelirde beni burada böyle görürse ne diyeceğim? İçimden 100’e kadar hızlıca sayıp düşündüğüm planı uygulamaya koyuldum. Kapıyı açıp biraz sertçe kapattım, kapı önünde duran ayakkabılarımı çıkarmış gibi eğilip elime aldım ve bir köşeye koydum, çocukların uyumuş olmasına aldırmadan koridora yürürken ‘’Aynur abla ben geldim’’ diye seslenerek mutfağa geçtim ve kendime 1 bardak su doldurmak için çeşmeyi açtım.
Suyu bardağa doldurdum ve mutfak masasının sandalyesine oturdum. Ben suyu içerken Aynur abla geldi. Telaşlıydı, yüzü kızarmış ve saçları biraz dağınık duruyordu, elbisesinin en üst düğmesi iliklemeyi unutmuş altında beyaz sütyeni görünüyordu. Onu ilk kez böyle görmüştüm Aynur abla- Hoş geldin Bayram. Televizyona bakıyordum içim geçmiş biraz Ben- Hoş bulduk abla. Kusura bakma seni de uyandırdım. Susamışım (Elimdeki suyun kalanını zorla kafama diktim) Çocuklar uyumuş sanırım, seslenmiş bulundum inşallah uyandırmam onları da Aynur abla-Önemli değil ne kusuru. Çocuklarda yeni daldılar sayılır uyanmazlar merak etme. Erken gelmişsiniz, Ömer nerde? Ben- Ömer Hoca köy odasında abla, beni gönderdi, toplantı daha uzar sen bekleme dedi Aynur abla- Uzar, uzar doğru demiş, iyi yapmışsın senlik bir şey yok nasılsa (heyecanı daha tam geçmemiş üzerinde tedirginlik vardı)
Ben- Öyle abla valla hiç alışkın değilim ama bu sefer ortalık biraz karışık gibi Aynur abla- Bakma sen bunların her işi böyle. Konuşurken herkes asarım keserim ben alıştım artık. Neyse bende yatacaktım seni tutmayım Ben-Tamam abla. Aslında kahve yapayım diyecektim bende ama Ömer Hoca varken içeriz artık Aynur abla- Ömer kahveyi çok sevmez, yap içelim hadi karşılıklı (gülerek) Aynur abla oturma odasına geçti bende kahveleri yapmaya başladım. Aklım biraz önce gördüklerimdeydi. Aynur abla hayatımda en çok git gel yaşadığım kadın. Ona karşı biraz yükselecek oluyorum sonra öyle bir şey oluyor ki düşündüklerimden utanıyorum. Tamam bu konularda çok karakterli, düzgün bir adam değilim, değilim ama bunu bir tek ben biliyorum. Yeri gelmiş arkadaşlarımın annesi, bacısını da hayal etmişimdir yeri gelmiş dayı, hala kızlarını, yengeleri de düşündüğüm olmuştur yalan yok...
Düşünmek bedava nasılsa kim biliyor değil mi? Ama hemen hepsi de ilk ergenlik zamanlarında olmuş, birkaç sefer hayalini kurduktan sonra pişman olup bırakmışımdır. Hiç takıntı hale getirdiğim olmadı gerçekten. Ben gerçekçi adamım. Birisini hayal edeceksem gerçekten öyle bir şeyin yaşanabilme ihtimali olmalı. Gidip porno starını, ünlüyü ne bileyim albayın karısını düşünmek yerine köyde dul birini, markette kasiyer bir kızı çirkinde olsa hayal etmeyi daha çok mantıklı bulur ve hoşlanırım doğrusu. Çünkü %1 de olsa onları sikme ihtimalim var ama diğerleri, diğerleri imkânsız. Neyse uzattım kusura bakmayın. Aynur abla benim aklımı karıştıran nadir kişilerden. Tamam engel bir durum yok ama bana çok emekleri geçti be. Bana abla gibi davranmıştır hep, hastayken ilgilenmiştir, derdimi dinlemiştir, kaç kere yemeğini yedim bilmiyorum, sonra Ömer Hoca var …
Anlatmakla bitmez. Neyse iyice kafanızı şişirdim. Yani anlayacağınız Aynur ablayı dokunulmazlar listesinde tutmaya devam. Kahve pişince tepsiye koyup götürdüm. Aynur abla kahvenin yanında şeker çikolata sevmez ve sade içer. Karşılıklı kahvelerimizi içtikten sonra Aynur abla daha rahat ve sakin görünüyordu. Kahveden bir yudum alıp Aynur abla- Benden güzel yapıyorsun kahveyi, eline sağlık (beğenmiş gibi kafasını salladı) Ben- Afiyet olsun abla, sen olunca daha güzel oluyor Aynur abla- (gülerek) eşek! (Bu lafı diyorsa söylediğim şey hoşuna gitmiştir kesin, alıştım artık puanı kapmıştım) Ben- Kahveni içte sonra Falına bakayım abla istersen Aynur abla- Bak bak bak… Böyle meziyetlerin vardı niye hiç söylemedin bunca zaman Ben-Yeni kaptık sayılır (Gülerek) Feride abla ve Gülseren teyze kalırken öğrettiler. Aynur abla-Hadi bakalım (Fincanı ters çevirip tabağa koydu ve bana uzattı) Bizimde keyfi yerindeyse Fatoş iyi bakar.
Ömer hiç sevmez böyle şeyleri, bende ilgilenmem o sebeple Ben-Bende hobi olarak yapıyorum. Uzun zaman sonra ilk defa seninkine bakacağım. Şimdiden söyleyim her çıkan faldan 50 lira alırım. Aynur abla- Hadi canım! Çıkmayanları nasıl yapacağız o zaman? Ben-Onlarda kampanya var 25 lira alıyorum (gülerek) Aynur abla- (Gülerek yanıma gelip oturdu, yanağımı sertçe sıktı) anasının gözüne bak sen. Bilemediklerinden de ben 100 lira alırım, ben anlamam (iki elini beline koyarak) Ben- (içimden yalandan hesap yapar gibi yaptım)anlaştık! Aynur abla- Anlaştık (Ayak ayak üstüne atıp bana doğru döndü) Evet sendeyiz sevgili medyum Bayram Hoca! Fincanı sallayarak çevirdim ve daha önce Feride ablanın bana anlattığı şeyleri sıraladım. Fal bakarken zihnin temiz olacak, sapından dik tutacaksın, sağda kalanlar iyi, soldakiler kötü, dipte çok telve kalırsa şöyle olur diye uzun uzun anlattım.
Aynur abla beklediğimden daha çok ciddiye almış dikkatli bir şekilde dinliyordu beni. Ben- Bu gece eve bir erkek gelecek ve senin yanına uyuyacak (Ömer hocayı kastederek) Aynur abla- (Dizime vurdu) Eşek sıpası. Bunlar sayılmaz. Normal fala bak sen, hadi canım hadi canım, dinliyorum! Ben-Tamam abla. (Vurduğu yeri ovdum yalandan acımış gibi) Şimdiiii. Burada bir yol görünüyor biraz soluk başlıyor sonra daha belirginleşiyor. Yani önünde yeni başlangıçlar olabilir. Sanki bir karar alman gereken bir döneme girmişsin. Bir şey seni bir tarafa çekerken bir diğer seçenek de güçlü görünüyor, oda diğer tarafa çekmek için uğraşıyor. (Aynur abla cık cık cık yaptı) Fincanda bir kalp şekli dikkatimi çekti ve bu kalp oldukça belirgin. Bu, yakın bir zamanda aşk hayatında önemli bir gelişmenin olacağı anlamına geliyor. Kalbin hemen yanında beliren figür var, seni düşünerek hareket eden birini işaret ediyor.
Sanki sende birini ya da bir şeyi bekliyormuşsun gibi hissettirdi. (Aynur abla ‘’hadi canım oradan’’ dedi gülerek) İp gibi bir şey var uzun ama daha kalın sanırım kemere benziyor (Aynur ablaya gösterdim. Eğilip baktı kafasıyla onayladı) Hayallerinin gerçekleşme zamanı gelmiş, artık icraata geçmen gerektiğine işaret. İstediğin şeyler var onlar gerçekleşecek hem de çok rahat, önü açık. Birisi var hakkında çok fena konuşuyor. Hem de öyle böyle değil. Kimseye anlatamadığın bir sıkıntın var ya da anlatıyorsun, anlamıyorlar seni onun için bayağı bir bunalmışsın. Bir yere gitme planınız var ama o olmayacak. Bir şey engel olacak gidemeyeceksiniz. Hatta o çok konuşan kadın o olayın içinde gitme durumuna karışarak engel oluyor (Aynur abla kafasını salladı sanki doğruymuş gibi) Aslında söyleyecek bir şey kalmamıştı. Söylediklerimin kısmını sallamıştım, eve girince yakaladığım hali hala gözümün önündeydi, o an aklıma bir şeytanlık geldi.
Ben- Bir de yakın zamanda bir şeye heveslenmişsin, en heyecanlı yerinde yarım kalmış canın buna biraz sıkılmış. (Aynur abla imalı imalı baktı bana ama bir şey söylemedi) Bu kadar abla! (Fincanı uzanıp tabağın üzerine bıraktım) Aynur abla- Aferim aferim olacak, kapmışsın bir şeyler. Yalnız genç kız falı gibi baktın aynı. Yok aşk hayatında önemli bir gelişme olacak, yok seni düşünen biri var, sende birini bekliyorsun falan. Evli barklı kadının ne aşk hayatı olacak sende Ben- Ben bilmem abla falda ne çıktıysa onu söyledim. Hem evli olunca aşk hayatı olmuyor mu? Ömer hocayla ikinci baharınızı yaşayacaksınız demek ki, başka birisi olacak değil ya sende ne fesatsın valla. Aynur abla- Terliği alırsam görürsün fesatı (gülerek) Ömer de kollarını açmış ikinci baharımızı yaşasak diye beni bekliyordu. Ben-Belki bekliyor ama söyleyemiyor adam, ilk adımı sen at derim bence
Aynur abla- Geç dalganı sen (gülerek) ama falda son dediklerini doğru bak. Falda çıkan çok konuşan kadın Ömer'in şeytan ablası kesin (dudaklarını sıkıp kafasını salladı) neyse söylediklerinin hepsini aklıma yazdım, göreceğiz bakalım! Çıkmazsa hesaplar paramı alırım Ben- Tamam abla, göreceğiz bakalım Biz Aynur ablayla otururken Ömer Hoca geldi. ‘’bir daha benim elimden kahve içme fırsatın olmaz’’ deyince beni kırmadı bir kahvede onun için yaptım, o içerken Köy odasında konuşulanlardan bahsetti sonra da uyuduk. Sonraki gün okulda ders esnasında öğrenciler ödevleri yaparken bende MSN’den arkadaşlarla sohbet ediyordum. O sırada 3-4 hafta önce bana göğüslerini gösterip sonra ortadan kaybolan Dertler_deryasi nikli (ismi Derya) kız çevrim içi oldu. Yalan yok o çevrim içi olunca biraz heyecan yaptım.
Ben: Oooo kimleri görüyorum. Selam derya hanım
Dertler_deryasi: selam. Sen yazarmıydın bana gelişme var brova Ben: Demek ki yazarmışım Dertler_deryasi: kız olduğum kesinleştiği için sanırım Ben: Yani pek sayılmaz, merak ettiğim için yazdım Dertler_deryasi: pek sayılmaz derken Ben: Memen var diye kesin kızsın diyemem. Arkadaşım vardı Osman. Senden büyük memeleri vardı Dertler_deryasi: allahım yarabbimmm Ben: Ne oldu ya birden imana geldin Dertler_deryasi: senin nasıl arkadaşların var birinin eli benden güzel, birinin memesi benden büyük Ben: Valla haklısın, bi ara arkadaşlarımı gözden geçirsem iyi olur Dertler_deryasi: bencede Ben: Nerelerdesin epeydir yoktun. Bulduğu parayı zabıtaya teslim eden köylü dayı haberini görmüştüm onunla mı konuşuyordun yoksa:))) Dertler_deryasi: ha ha ha ha çok komiğiz. Neyse çıkmalıyım gece 12 de gel devam ederiz Tam "nereye hayırdır" yazacaktım ki Dertler_deryasi oturumu kapattı iletisi geldi.
Kız oturum kapatma olimpiyatlarında gururla ülkemizi temsil edebilirdi. Bu zamana kadar daha hızlısını görmemiştim. Neyse iyi tarafından bakalım gece sohbet devam edecekti en azından Akşam Aynur ablalarla otururken Behiye abla bize çaya geldi. Gelirken memleketi İzmir’in meşhur kardelen tatlısından yapıp getirmiş. Behiye ablaya olan ilgimi bilirsiniz. Defalarca söylemişimdir çok güzel kadındı, vefat eden kocasının telefonundan gizlice aldığım (önceki bölümlerde anlatmıştım) resimlere bakarak kaç posta attım bilmiyorum ama velev ki Behiye abla bu kadar güzel olmasa bile ben bu yaptığı yemeklerin, tatlıların lezzeti hatırına onu yine sikmek isterdim. Kadın hem çok güzel hem de çok becerikliydi. Hanife ebenin verdiği salepten yaparak gece bitmeden ayak üstü "seni alan yaşadı" övgüsüne mazhar olmuş ayak üstü puanı kapmıştım. Seni sikmek için kaç puan daha toplamam gerek Behiye abla söylesene kaç puan daha lazım?
Düşüncesiyle Behiye ablayı evine bırakıp dönerken gözüm saatteydi. 12’ye çeyrek var. Ömer hoca uyumuş, Aynur abla benim dönmemi bekliyordu ben gelince oda ‘’iyi geceler’’ deyip uyumaya geçti. Bende oyalanmadan üzerimi değiştirip, laptopumu alarak odama geçtim. Msn’yi açtım. Dertler_deryasi çevrim içi değildi. Hemen kamerada daha iyi görünecek bir tişört üzerime geçirdim beklemeye başladım. Saat 12:00, 12:30 sonra 01:00 olmuştu ve Dertler_deryasi gelmemişti. Ekilmiştim. Memesini gösterirken aldığım ekran resmini açıp bakarken benim ufaklıkla oynadım biraz fakat işi ileri götürmedim. Sonra da koydum kafayı uyudum. Aslında yeni yıl benim için fena başlamamıştı. Daha 3 gün önce ismini duyunca korkudan titrediğim Hanife ebe benimkini eline almış, 2 gün önce de Aynur ablayı da kanepede uzanmış mastürbasyon yaparken yakalamıştım. Her şeyi bir kenara bırak bu olanlar bile benim için 1 senelik 31 malzemesiydi.
Ama şu Msn’deki kız canımı sıkmıştı yine de. Çarşamba akşamı bekledim yine gelmedi. Perşembe günü Ömer hocayla beraber Rahmi hocalara gittik. Rahmi Hocanın eşi Gülşah abla, Aynur abla ve Fatoş abla da Behiye ablalarda toplanıp oturdular. Ömer hoca olunca bu buluşmada Rahmi hocayla pes oynamadık. Rahmi hocanın evin alt katın da masa tenisi masası var. Giderken zaten masa tenisi oynarız niyetiyle gitmiştik. Ömer hocanın raket takımı var, üniversitede masa tenisi okul takımındaydım diye anlatmıştı. Aramızda turnuva yaptık gece boyu. Turnuva diyorum ama 1. Hep belli sadece ikinci ve üçüncünün değiştiği bir turnuva. Ömer Hoca ezdi geçti resmen bizi. Melek hu çıktı adamın içinden. Ben masa tenisinde fena değilimdir, daha doğrusu Ömer hocayla oynayana kadar öyle düşünüyordum ama el sikini görmeyen kendininkini balta sapı zannedermiş dedikleri gerçekle yüzleşmiştim.
Örneklemek gerekirse ben futboldaki Hürriyet Göçersem, Ömer Hoca Ronaldinho’ydu. Akşam eve dönünce yorulmuş ve iyi terlemiştik. Aynur abla bu halimizle uzun uzun dalga geçti. Özellikle Ömer hocaya bol bol sitemli şekilde takıldı ‘’bana yardım et desem kılını kıpırdatmazsın ama masa tenisi deyince adam Agassi’ye dönüşüyor’’ deyince o ana kadar sessizce Aynur ablayı dinleyen Ömer Hoca ‘’Agassi 2006’da bıraktı Aynur Hanım baya geriden takip ediyoruz tenisi’’ diyerek takıldı. Aynur ablayla Ömer Hoca birbirleriyle didişirken bende Ömer hocanın duş alması için suyu hazırladım, sayemde didişmeleri son bulmuş, büyük bir aile faciası yaşanmaktan kurtulmuştu. Ömer hocadan sonra kendim de duşumu alıp doğruca yatağa geçtim. Uyumadan ne var ne yok diye bilgisayarı açınca Dertler_deryasi Msn’den yazdı Dertler_deryasi: neredesin sen ya ağaç olduk burda
Ben: Diyene bak 12 de gel deyip 3 gün sonra geldin. Kim ağaç oldu iyi düşün? Dertler_deryasi: 12 dedim ama gün söylemedim. 3 gündür beni bekledin yani Ben: Gelip baktım gelmiş mi diye o kadar? Gören de gidip bir yerde bekledim sanacak Dertler_deryasi: tamam ya amma uzattın beklemişsin işte Ben: Bekledim evet. Oldu mu? Dertler_deryasi: oldu. Kusura bakma gelemedim haklısın yinede Ben: Kusura belediye bakıyor Dertler_deryasi: offf. Uzatacak mısın gerçekten. Fazla zamanım yok ayrıca.
Ben: Niye? Ölüyor musun? Dertler_deryasi: sana mı?
Ben: Yok, gerçek hayatta? Dertler_deryasi: nerde bende o şans. Ama seni sorsan ölüyorum ama Ben: O nasıl oluyor? Dertler_deryasi: bilmem oluyor işte. Aşık ettin beni kendine Ben: Torbacının numarasını alabilir miyim? Dertler_deryasi: ne alaka şimdi Ben: Kafan iyi değil belli de ondan Dertler_deryasi: iyi iyi emin ol.
Neyse neyse benim fazla vaktim yok gerçekten. Sen müsait misin?
Ben: Evet Dertler_deryasi: tamam. Seks yapalım mı?
Ben: Kafan iyi olmadığına emin misin? Dertler_deryasi: ya birşeyim yok hadi kamera aç. Sende soyunacaksın ama. Kafam allak bullak oldu. Böyle pat diye sorunca bir şey diyemedim. Kamera açma isteği gelmişti o arada. Kabul ettim. Kendini derya olarak tanıtan kızın boynundan altı kamerada görünüyor. ‘’hadi başlayalım’’ diye yazdı. Sonra ellerini üzerindeki tişörtün altına götürüp kafasından çıkardı. Kafasının kameraya girmemesine dikkat ediyordu. Üzerindeki sütyeni görünüyordu. Elini arkaya uzatıp sütyeninin kopçasını açtı ve iki eliyle memeleri üzerinden tutup bir süre bekledi ve indirdi. Harika iki meme tam karşımdaydı. Sonra klavyeye yaklaşıp ‘’hadisene, sıra sende’’ diye yazdı. Memeleri tam kameranın önündeydi bana yazarken, çok güzellerdi etkilenmiştim doğrusu
Artık ne olacaksa olsun diyerek bende bilgisayarı bir yastığın üzerine koyup önce tişörtümü sonra atletimi çıkardım. O sırada Derya ayağa kalkıp altındaki geceliği indirdi sonra bilgisayarın sandalyesine oturarak kamerayı eline aldı ve külotuna yaklaştırdı. Eli apış arasında, külotunun üzerinde oynuyordu. Bende yatağın üstünde sırtüstü uzanarak altımdaki şortu ve külotu çıkardım ve kameraya doğru yaklaştım. Derya ekranda kalkmış sikimi görmüştü. Kamerayı masaya koyup ‘’offfff çok fena oldum’’ diye yazdı ve oturduğu koltuktan inerek külotunu çıkardı kamerayı eline alıp yaklaştırdı bembeyaz bacaklarının arasında pembe, küçücük bir am. Tek elinin iki parmağıyla tutup ayırınca amının küçüklüğü daha net belli oluyordu. Parmaklarıyla amını ayırırken amı parmaklarının yarısı kadar görünüyordu. Çok küçüktü gerçekten. Bakireydi belli ki. Kabak çekirdeği gibi incecik klitorisini amının en üstünde ayrı güzel ve azdırıcı görünüyordu.
İnsanın bir şey canı çekince olsa da yesek der ya tam öyle bir an işte ‘’olsa da siksem’’ Deryanın amını görünce bir süre kitlendim sonra bilgisayara yaklaşıp ‘’amın harika valla, amını yerim senin’’ yazdım tek elle ve kameraya yaklaşıp 31 çekmeye başladım. Deryada benim bu halimi görünce parmaklarıyla amının üstünde oynamaya başladı. Oturduğu koltukta iyice yayıldı amıyla oynarken, amının ağzı yavaş yavaş açılmış içi görünüyordu. Kamerayı tam bacaklarının arasından tuttuğu için balon ağzı gibi daracık götünün deliği de görüntüye giriyordu. En son lisedeyken Sibel Kekilli pornosu izlerken bu kadar dikkatli ve heyecanlıydım. Derya kamerada parmaklarıyla amını oynuyor, amını iki parmağının arasına alıyor, etrafında yukarı aşağı yapıp ikiye ayırıyordu. Arada kamerayı iyice yaklaştırıp amını götünü gösteriyor götünün deliğini kendini kasarak açıp kapatıyordu.
Koltuk üzerinde beni delirtmek için tüm hünerlerini gösteriyordu resmen. Boşalmak üzereydim, 31'i bırakıp kameraya daha da yaklaştım, sikimi kelebek bıçak gibi sallayıp, havaya kaldırıp bıraktım. Bu hareketlerim Deryayı etkilemiş olacak ki amını tokatlayıp önce 1 parmağını sonra 2 parmağını amına soktu. Oha! Demek ki bakire değildi. Buna sevinmedim desem yalan olur. Derya iki ayağını bilgisayar masasının üzerine uzatmış, bacaklarını daha da açmıştı. Elinde tuttuğu kameranın ışığında amının ıslandığı daha net belli olmaya başlamıştı. Dahada hızlı kendini parmaklamaya başladı, hareketlerinden boşalmak üzere olduğu belliydi. Sesi duyulmuyordu ama kıvranmasından boşaldığını anlamıştım, biran dengesini kaybedip koltuktan aşağı kaydı. Yüzü birkaç saniye kamerada görünür gibi olmuştu, ağız kısmına başörtüsü gibi bir şey sarmış sadece gözleri açıktı.
Tekrar kalktı ve kameraya amını yaklaştırıp arasını açarak amının tüm ayrıntılarını bana gösterdi. Sonra kamerayı masaya bırakıp ‘’bittim ben, sıra sende’’ yazdı. Bende kameranın karşısına gelecek şekilde sırtımı duvara dayayıp ayaklarımı uzattım 31 çekmeye başladım. Zaten bir süredir kendimi tutuyordum boşalmamak için. Son raddedeydim artık. Derya bilgisayar ekranına yaklaşmış beni izliyordu, memeleri tam kamerasının önündeydi. Göğüslerini emdiğimi hayal ettim, boşalıyordum. Döllerimin çoğu önce havaya sonra üzerime düştü. 10-15 saniye o şekilde bekledim, doğrulup bilgisayara yanaştım ‘’keşke yanında olsam da emseydim hepsini’’ yazmış Derya. ‘’keşke.. Keşke hepsini senin ağzına boşalsaydım’’ yazdım gönderdim. ‘’bir damlası bile boşa gitmezdi emin ol’’ diye cevap yazdı. Ayağa kalkmış üzerini giyinmeye başladı. ‘’yüzünü görebilecek miyim’’ yazıp gönderdim ‘’çıkmam gerek kusura bakma.
Grşrz’’ yazıp oturumu kapattı. Mutlumu olmalıydım yoksa mutsuz mu kararsızdım. Yatakta sırt üstü uzanıp düşündüm bir süre. Yarın cumaydı ve yatmadan duş almıştım. Gizlice kimse duymadan duş alayım diye düşünerek kalktım, sessizce banyoya yöneldim. Aynur ablaların odasının önünden geçerken konuşma sesi duyunca birden durdum. Merakıma yenik düşmüştüm. Daha uyumamışlar kapıya yavaşça yanaşıp dinledim Aynur abla-Duş aldıysan ne olmuş yine alırsın Ömer hoca- Yavrum birileri duyar. Israr etmesen lütfen. Bayram falan kalkarsa rezil oluruz (Ömer hoca daha sessiz konuşuyordu çoğunu zor anlıyordum) Ev eski olduğu için kapıların çoğu tam kapanmaz, kapansa da ya kilitleri ya da kapı kollarının dilleri tam tutmaz o yüzden köy yerlerinde kalabalık ailelerde maalesef çok gizli saklı olmazdı. Bir de gecenin bu saatinde en ufak ses bile anlaşılıyor oluyor dikkatli kulaklar için gizlilik perdesi ortadan kalkıyordu.
Eski usul kalın anahtarla açılıp kapanan kapılar olduğu için içimdeki meraka yenik düştüm, kapının paslanmış kocaman anahtar deliğine bir gözümü yanaştırıp içeriyi izlemeye koyuldum. Yatakları neredeyse tam karşımda sayılırdı. Ömer hoca sırt üstü yattığı için görünmüyordu ama kapıya yakın tarafta olan Aynur abla Ömer hocanın yanına yarı doğrulmuş halde uzanmış Ömer hocayla konuşuyordu. Sırtı çıplaktı Aynur abla- Hadiiii, lütfen. Duşu dert etme ben suyu hazırlarım, herkes uyudu ya kim kalksın bu saatte kaç gündür kalıyoruz Ömer hoca-İlla kafaya koydun yapacaksın yani. (Elleriyle Aynur ablanın memelerini oynuyordu) Aynur abla-Hadi hayatım, hadi canım kocam teniste gösterdiğin performansın çeyreğini göstersen yeter (Dahada doğrularak Ömer hocayı öpmeye başladı) Ömer hoca-Yoruldum bugün de. Hem başka yerde konsantre olamıyorum ben (gülerek) Aynur abla-Bahaneyi bırak, şimdiden dimdik oldun (eli Ömer hocanın sikinde olmalıydı ama yorgandan göremiyordum)
Ömer hoca-Elinden bırakmadın ki olur tabi. Işığı kapatsaydın ya! Aynur abla Ömer hocayı dinlemiyordu, doğrularak ayağının birini atarak Ömer hocanın kucağına oturdu. Ayağını atarken Aynur ablanın siyah külotu görünmüştü. Aynur ablanın sırtını görüyordum, kocasının kucağında ileri geri yaptı bir süre sonra uzanıp öpüşmeye başladılar. Ömer hoca ayaklarıyla üzerlerindeki yorganı yataktan aşağı attı, elleriyle kucağında oturan Aynur ablanın kalçalarını sıkıyordu. Yorgan inince yatakta sevişen Aynur abla ve Ömer Hoca daha net görebiliyordum. Aynur abla öpüşme faslını kısa kesip Ömer hocanın sikini eşofmanının içinden çıkardı, bir ayağı üzerinde yana doğru doğrularak siyah, kalçalarına yapılmış külotunu yana sıyırdı ve Ömer hocanın kalkmış sikini tutarak ustaca amına soktu. Pür dikkat izliyordum. Ses çıkarırım korkusuyla nefes bile almıyorum, umarım dengemi falan kaybedip kapıya çarpmam diye düşünüyorum bir yandan.
Aynur abla Ömer hocanın sikini tamamen içine almış, kalçası Ömer hocanın kucağına yapışıktı. Hareket etmedi bir süre kafasını geriye attı, zevk aldığı belliydi. Elleri Ömer hocanın göğsüne dayamış dik bir şekilde Ömer Hoca’nın sikinin üzerinde gidip gelmeye başladı. Ömer hoca arada elleriyle Aynur ablanın göğüslerine uzanıp okşuyor sonra tekrar kalçalarını avuçlamaya devam ediyordu, bunlar dışında uzanmış kendini tamamen Aynur ablaya teslim etmişti. Aynur abla bazen ileri geri bazen dizleri üzerinde yukarı aşağı yaparak kendini siktirmeye devam ediyordu. Bir süre sonra Aynur abla Ömer hocanın kalçası üzerindeki elini tutarak kalçasını sert sert tokatlamasını istedi, Ömer Hoca hafif birkaç tokat atıp devamını getirmedi. Aynur abla kendini kaptırmış hareketleriyle ve inlemesiyle zevk aldığını çok belli ediyordu, Ömer Hoca işe Aynur ablanın aksine ses çıkarmaktan çekinir vaziyette işin bitmesini bekliyor gibiydi daha çok.
Aynur abla yorulmuş olacak ki Ömer hocanın kucağında ileri doğru uzandı, Ömer Hoca Aynur ablanın kalçasını elleriyle tutup alttan yavaş yavaş girip çıkmaya başladı. Aynur ablanın inlemesi çoğalmış sevişmeye başladıklarından beri ilk kez konuşmaya başlamıştı "işte bu! Böyle devamm aşkımm! Ne olur hızlı yap! Devam.. Aşkım.. Devam... Daha hızlı aşkım..." sesleriyle Ömer hocanın hızlanmasını istiyordu. Onun bu istekli halinden sonra ben bile "hadi Ömer Hocam kırma kadını, daha hızlı yap işte" dedim ama Ömer Hoca ritmini hiç değiştirmiyordu. Aynur abla bir süre sonra bu şekilde yavaş git gelden sıkılmış olacak ki ipleri eline aldı, kendisi hızlı ve sert git gel yapmaya başladı. Altlarında bulunan yatağın "gırc, gırc, gırc" sesleri geliyordu. "Aşkım sakin, sakin Aynurr... Duyan olacak" dedi Ömer Hoca doğrularak, fakat Aynur ablanın umurunda değildi, Ömer hocanın kafasını tutup göğüslerini ağzına vermeye çalıştı, bir süre sonra Ömer Hoca bir eliyle Aynur ablanın belinden tutarak kendine doğru çekti diğer eliyle Aynur ablanın amındaki sikini tutup çıkardı ve mastürbasyon yaparak Aynur ablanın külotunun üzerine ve kalçasına boşaldı.
Ömer hoca Aynur ablanın içinden çıkarken Aynur ablanın zevkten parlayan amının içindeki kırmızılığı fark etmiştim. Ömer hoca boşalması bitince Aynur ablanın belindeki elini serbest bıraktı, elindeki siki iyice küçülmüş, Aynur ablanın kalçasına birkaç kere sallayarak vurdurdu ve kendini yatağa bıraktı. Aynur abla Ömer hocanın üzerinde uzanmış pozisyonda, duruşunu bozmadan donmuş vaziyette bekliyor, kafasını çevirmiş olanları izliyordu. Aklımda acaba Aynur ablada boşaldı mı sorusu vardı ama buradan tam anlamamıştım. Ömer hoca yatağın yanında bulunan sehpaya uzandı, aldığı tuvalet kağıdından birkaç yaprak kopardı. Aynur abla önüne dönerek doğruldu, bir ayağını Ömer hocanın diğer yanına attı ve üzerinden indi, Ömer hocanın uzattığı peçeteyi alarak, ayağa kalktı ve siyah külotunu indirdi. Ayakta dikildiği yerde dönerek kalçasında bulunan kocasının döllerini siliyordu.
Aynur ablanın ayakta çırılçıplak hali çok güzel göründü gözüme o an. Zayıf, kısa boylu, çıtı pıtı bir kadındı ama bu haline rağmen kıvrımlı ve geniş kalçaları ve yuvarlak memeleri… Her ne kadar kendisini yaşlandığından dem vursa da vücudu söylediklerinin aksini iddia ediyordu. Amını tam görememiştim bu mesafeden maalesef, ama kıllarını kesmemiş baktığım yerden siyahlığı belli oluyordu, aklıma Japon kadınlarını getirdi. Boyu posu da onlar gibi küçük olunca tam onlara benzetmiştim. Onları izleme keyfi kısa sürmüştü, benim ufaklıkta kalkmış bir elimle onu tuttuğumu fark ettim. Aynur abla Ömer hocanın yanına gitti ellerini yatağa koyup üzerine doğru uzandı ‘’çok oyunbozansın’’ dedi sitem eder gibi. Ömer hoca bir şey söylemedi, elini uzatıp Aynur ablanın kalçasına hafif bir tokat attı ve uzandığı yerden doğrulup ‘’bir dahakine telafi ederim yavrum’’ deyip dudaklarından öptü ‘’hadi oyalanmayalım.
Suyu falan ayarla da kimse uyanmadan duşu alalım’’ Bu sözü duyunca hemen ayaklarım ucunda basa basa odama koştum. Odaya girince kapıyı kapatıp arkasına geçtim, koridordan gelen sesleri dinledim bir süre. Aynur ablaların uyuduğu odanın kapısının açılma sesi geldi çok geçmeden ve koridorda yürüyen ayak sesi. Ayak sesi yan tarafımda bulunan oturma odasına kadar devam etti, sobanın üstünde bulunan su dolu güğümü (ibriğin daha büyüğü) alıyordu Aynur abla seslere bakılırsa. Biraz daha bu şekilde bekleyip yatağa geçtim. Benim duş alma işi yalan olmuştu. Öğlen Cuma’da bir bahane bulup camiye gitmemem lazımdı artık. Yattım uyudum. Sabah kalkınca Ömer Hoca sobaları yakmak için okula erken geçmişti. Aynur ablayı çocuklarla kahvaltı yaparken buldum, küçük oğlu Mutlu Aynur ablaya bir şeyler anlatıyordu. Beni görünce Aynur abla susturur gibi oldu sanki, ben üzerimi giyinip geldiğimde çocuklar da okula geçmişti.
Aynur abla bana çay doldururken bende kahvaltı masasına oturdum. Aynur ablanın uykusuz halini görünce Ben- Rahat edemedin mi abla uykusuz gibisin Aynur abla- Ettim ettim. Gece uyku tutmadı biraz geç uyudum. Siz gidince uyurum biraz daha Ben- Anladım abla tamam. Aynur abla- (bir süre sessizce bekleyip) Mutlu ne anlattı biliyor musun? Ben- Ne anlattı abla Aynur abla- Senin Ömer’le köy odasına gittiği gece sen gelmişsin, içeri girmişsin sonra geri dönüp montunu giymişsin, çıkacakmışsın kapıyı açıp kapatıp, geri eve girmişsin. Ben- (Hassiktir buyur burdan yak) evet abla öyle oldu. (Gülerek yüzüme sempatik bir görünüş vermeye çalıştım) Tam içeri girmedim aslında, çocukların odasını geçtim sonra araba da bir şey unuttuğum aklıma geldi. Onu almak için geri döndüm, montu giydim, dış kapıyı açınca soğuktan gözüm kesmedi bu seferde vazgeçtim Aynur abla- Araban iki adım mesafede çocuğum insan gider alır.
Ne unuttun arabada hem (ellerini bağrında birleştirip sorgular gibi) Ben- Doğru abla ne bileyim ayakkabıları falan giymek gözümü gerdi biraz da. Arabada şey vardı ya benim cd kutusu vardı bilgisayardan bir şeye bakacaktım Aynur abla- İyi bakalım öyle olsun. Çok üşengeciz maşallah (ciddiliğini koruyordu) Ben- Biraz öyle abla (pişmiş kelle gibi sırıtmaya deva ederek) Söylediklerime inanmamıştı. Onu gece kendini parmaklarken gördüğümü anlamıştı belki de. Aynur abla bu dünyada yalan söylenecek en son insandı. Daha sonra pek konuşmadan kahvaltıyı yapıp okula geçtim. Üzerimde fena bir utangaçlık geldi Aynur ablayla son konuşmadan sonra. Rezil olmuştum. Yanlış bir şey yapmamıştım en azından bu içimi rahatlatıyordu, itiraf etmediğim sürece Aynur abla söylediklerimi kabul etmek zorundaydı. Hem beni tanıyorsa bu konuda çok üstüme gelmezdi. Sonra nedense aklıma birkaç ay önce gözlerim kapalıyken birisinin benimkini ağzına alması olayı geldi.
Aynur abla ve Behiye abla! Belki de Aynur ablada benden bir şeyler saklıyordu. En azından %50 ihtimal. Neyse bunları düşünme zamanı değildi. Bugün Cuma, Cumaları severim biliyorsunuz. Okul su gibi aktı geçti bugün. Cuma’ya gidememiştim. Allah affetsin! Gece rüyamda kendimi devasa bir hamamda görmüştüm. Üzerimde peştamal falan yok göbek taşına çırılçıplak vaziyette yüz üstü uzanmışım. Göbek taşı sıcacık. Koca hamamda tek başımayım. İçerisi sıcaktan buhar olmuş. Birden kapı açılıyor, çırılçıplak vaziyette Aynur abla içeri giriyor. Elinde bakır tas yanıma geliyor, hiç durmadan elindeki tası kalçama vurup yanımdan geçip kurnalardan birine gidiyor, çeşmeleri açıp doldurmaya başlıyor. Kurna mermer değil şeffaf, şişe muhtemelen, çok garip! Kapı tekrar açılıyor, Ben Aynur ablayı izlemeyi bırakıp dönüp gelene bakıyorum, Behiye abla. Oda çırılçıplak, bir elinde kese diğer elinde kocaman kalıp sabun.
Bembeyaz ay gibi vücudu. Yüzünde her zamanki gülümsemesi, gelip yanıma oturuyor ‘’dön’’ diyor tatlı tatlı. Dönüyorum sikim kocaman olmuş Behiye abla keseli elini ağzına götürüp utanmış şekilde gülümsüyor ve boynumdan başlayarak beni keselemeye başlıyor. Aynur ablaya bakıyorum kafamı kaldırıp, doldurduğu kurnanın çeşmeleri kapatıp bir sonrakini geçmiş onu dolduruyor. Behiye abla sikim taşağım dahil her tarafımı keseledikten sonra beni yıkıyor. Aynur ablada bütün kurnaları tek tek gezerek suyla dolduruyor bu sırada. Kapı tekrar açılıyor bu esnada, içeri birisi giriyor. Ayağında takunya var, onun sesini duyuyorum "tak, tak, tak" Sırt üstü uzandığım için dönüp bakamıyorum, birkaç saniye sonra yanımdan kocaman bir kalça geçiyor, gidip şeffaf kurnanın başına eğiliyor. İstemsizce gözüm takılıyor kafamı kaldırıp yeni gelene bakıyorum. Gelen herkimse Aynur ablanın yanında eğilmiş kurnaya bir şey boşaltıyor.
Kocaman, yusyuvarlak kalçası var, zaten kalkmış olan sikim temelli taş kesiliyor. Kalçalarını gördüğüm kadın doğrulup diğer kurnaya gidiyor, Hanife ebe! Oda çırılçıplak kocaman kalçası, kocaman göğüsler, pürüzsüz bil cilt, Arko krem reklamında kendini kremleyen kadının cildine benziyor aynı. Hanife ebe önde Aynur abla arkada bütün şeffaf kurnalara bir şey döküyor ve karıştırıyorlar, kurnalardaki sular sarı, lacivert, kırmızı, yeşil, turuncu ve yavru ağzı renk oluyor. Reyhan sağ olsun yavru ağzı rengi öğrendim sayesinde. İşleri bitince yanıma geliyorlar. Aynur ablanın kucağında bir sürü tas var iç içe dizilmiş, 3 tanesi gümüş parlıyor, 6 tane bakır daha koyu daha mat. Bakır olanların altını çevirip bana gösteriyor, altlarında seks pozisyonları var, kadın erkeğin kucağında, bacak omza, kadın domalmış erkek arkada …. Hepsine bakamadan Aynur abla tasları üst üste toplayıp karıştırıyor, önüme altları aşağıda kalacak şekilde diziyor sırayla.
Bir şey söylemiyorlar hepsi de gülüyor sadece. Birini seçmem gerek sanırım, taslara bakıyorum soldan 1. Yi işaret ediyorum, Aynur abla gülerek tası eline alıp çeviriyor, bana gösteriyor. Erkek sırtüstü uzanmış kadın erkeğin sikini yalıyor. Behiye abla bakır tasları toplayıp bir kenara koyuyor, Hanife ebe gümüş tasları Aynur abladan alıp bana gösteriyor. Altlarında H-A-B harfleri sırayla. HABı yuttun Bayram diye iğrenç bir espri yapıyorum kendi kendime, gözüm Hanife ebenin memelerde ama. Bir ara kalın bacaklarının arasında dudakları kabarmış kaymak gibi amını görür gibi oluyorum. Sonra kafamı kaldırıp taslara bakıyorum tekrar. Kafam dank ediyor o an, Hanife, Aynur ve Behiye’nin baş harfleri bunlar. Tasları karıştırıp seç diye önüme uzatıyor Hanife ebe. Demek ki tasta kimi seçersem onun ağzına verecem. İçimden ulan ne şanslısın pezevenk diyorum, kendi kendime gülüp keyif oluyorum.
Ortadaki tası işaret ediyorum. Hanife ebe gösterdiğim tası uzanıp alıyor bana …. Hadi gelin köyümüze geri dönelim Fadime’nin düğününde halay çekelim…. Uzanıp alarmı kapatıyorum. Gördüğüm rüyayı düşünüyorum. 1-2 sn sürüyor hatırlamam. Vay böyle şansın mk! Kimin ağzına verecektim acaba hiç değilse onu görseydim…. 7 Ocak 2012 Cumartesi Saat 07:28