BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ - Bölüm 43 | Karanlıkta Oku
Ana Sayfa KARANLIKTAOKU
SERİ • 43 / 84 BÖLÜM 20 dk okuma 16,746

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ 43. Bölüm

◀ Önceki Sonraki ▶

Bir süre bu şekilde durduk Behiye abla kafasını kaldırıp bana baktı. Gözleri parlıyordu. Eğildim yanaklarından öptüm, dudaklarına indim. Kısa kısa öpücüklerle başlayan öpüşmemiz yerini sırayla uzun öpücüklere daha sonra dudaklarımızı ayrılmadan öpüşmeye bıraktı. Ellerim belindeydi, sırt üstü koltuğa yatırdım, bu şekilde birkaç saniye öpüşmeye devam ettim ama ayakları koltuğun önündeki boşlukta kaldığı için rahatsız bir duruşu vardı. Bu şekilde uzun süre durursa L1, L2 iptal. Behiye abla şikayetçi görünmüyordu ama onun rahat olmadığını düşünerek üzerinden gersin geriye kalktım, koltuğun ucuna oturdum tekrardan ‘’sen böyle hiç olmadın, rahat uzan bir ayağını koltuğa uzat’’ deyince Behiye abla yattığı yerde doğruldu ve uzanarak önce ayağındaki ayakkabıları çıkardı, kalçasını yana çalarak koltuğun ortasına getirdi, bir ayağını koltuğun üzerine katlayarak uzattı, diğer ayağı ara boşlukta kaldı.

Şimdi olmuştu. Üzerimdeki ceketi çıkarıp montun üzerine attım. İçimden besmele çekip üzerine uzandım. ‘’Korkuyor musun?’’ diye sordum, Behiye abla gözlerini kapatıp başını iki yana salladı ‘’hayır… Sadece çok… Farklı’’ dedi. Korkmuyordu ama heyecanlı olduğu gözlerinden belliydi. Bir dirseğimi Behiye ablanın yanına dayayarak üzerine uzandım, boştaki elimle memelerini sıkmaya başladım. Aramızda 3-4 parmak bir mesafeden birbirimize bakıyorduk. Ani bir hareketle bana bakan Behiye ablanın dudaklarından öptüm. Aylardır hayallerimi süsleyen kadın altımda uzanmış haldeyken gerçek hali hayallerden daha ateşliydi. Behiye abla yavaşça iki eliyle belime sarılmış kasıklarını bana yaslayarak pantolonumdaki kabarıklığı amında hissetmek için çabalıyordu. Çok geçmeden üzerindeki uzun kollu, boğazlı beyaz kazağı göğüslerinin üzerine sıyırdı. Altında kenarları dantel işlemeli, orta kısımları tül perde gibi içini belli eden sütyeni çıkmıştı.

Sen ne yaptın amına koyum ya, deli etti bu görüntü beni. Ay ışığının cılız aydınlığında bile bu kadar güzelse normal şartlarda ne kadar güzel gelecek gözüme kim bilir hayal dahi edemiyorum. ‘’Bu kadar güzel olduğunu biliyordum’’ diye mırıldandım. Behiye abla utanmayla karışık gülümsedi. Dayanamadım sütyenini yukarı çektim, yuvarlak göğüsleri ortaya çıktı. Parmaklarımın ucuyla göbeğinin ucundan göğüslerine doğru gezdirdim. Bu hareketim Behiye ablayı gıdıklamıştı. İrkilir gibi oldu ama devamında hoşuna gitmişti ‘’dokun, çekinme’’ deyince açıktaki yuvarlak göğsünün avuç içi büyüklüğündeki kahverengi yerini ve ortasında kurşun kalemin tepesi kalınlığında, neredeyse 2 santim uzunluğundaki göğüs uçlarının üzerinde dilimi gezdirerek yalamaya başladım. Göğüs uçları büyük olması insanın emdikçe emesini getiriyordu. Behiye abla elleriyle altındaki siyah eteği yukarı çekti yanan bedenini serinletmek için çare arıyordu.

Memelerini dillemekten emmeye geçtim, sırayla emiyordum. Bu benim için kutsal görevdi sanki, ben emdikçe Behiye abla altımda kıvranıyor dar koltukta şekilden şekile giriyordu. Telefon çaldı. Behiye ablanın memesi ağzımda birine yakalanmış gibi kalakaldım. Memesinden dudaklarımı ayırıp ön koltuğun üzerinde Behiye ablanın montunun altında kalmış telefona uzandım ‘’AYNUR’’ yazıyordu. Başkası olsa açmazdım ama Aynur ablayı açmasak olmaz. Köye döndüğümüzü ve birlikte olduğumuzu biliyor. Telefonu Behiye ablaya uzattım. Uzandığı yerden nefesini topladı ve telefonu açtı. Bense bir ayağım altımda katlanmış, diğeri ara boşlukta Behiye ablanın ayakucunda oturuyordum. Behiye abla Aynur ablayla konuşuyordu.

Behiye Abla: Evet geliyoruz… Yollar iyi sorun yok ama hızlı gelmiyoruz yine de… 20-25 dakikayı bulur gelmemiz’’ Gözlerim Behiye ablanın ayrık bacaklarının arasına kaydı.

Beyaz külotu görünüyordu. Kemerimi çözdüm elimi boxerın içine daldırıp sikimi dışarı çıkardım. Taş gibi olmuştu. Telefonla konuşan Behiye abla gözlerini ayırmadan beni izliyordu, yüzünde şaşkın bir ifade belirmişti... Behiye abla: Bayram Hoca da yanımda araba kullanıyor, oda yoruldu sağ olsun tüm gün bizim peşimizde… Biraz önceki gibi Behiye ablanın üzerine uzandım. Dirseğimi Behiye ablanın yanına koydum diğer elimle sikimi tutarak Behiye ablanın külotunun üzerinde amına sürttürmeye başladım. Behiye abla gözleri daha da büyüdü, bir şey diyemiyordu. Aynur ablanın sesini duydum. Onun sesini duyunca tüylerim diken diken oldu, daha da iştaha getirdi beni. Sikimi bırakıp Behiye ablanın beyaz külotunu yana sıyırdım. Külotunun amına gelen yeri ıslak ıslak olmuştu. Külotu amının tombul yanaklarıyla bacağı arasına çektim. Amı yanıyordu. Mecazen değil ama gerçekten yanıyordu.

Biraz geri kayıp amını yalamak için pozisyon almaya çalıştım. Olmadı, alan çok dar. Keşke çıtır hasarlı bi doblo alsaydım. Geniş geniş evire çevire sikerdim. Neyse artık. Kapıyı açıp dışarımı çıksam diye bir fikir belirdi kafamda ama dağ başında götü dışarda bırakmak hiç mantıklı gelmedi. Telefon konuşması bitene kadar bekleyecektim artık. Avucumu Behiye ablanın yarısı açık yarısı külotun altında kalmış amına bastırıp okşamaya başladım. Behiye abla boştaki eliyle amının üzerindeki elimi çekmeye çalışıyordu ama her seferinde kurtulup amını oynamaya devam ediyorum. Yattığı yerden kalkıp arabanın kapısına sırtını dayadı, eteğini çekerek açık bacaklarıyla amını kapattı. Behiye abla: Ben eve geçeyim canım hiç rahatsız etmeyim sizi, hem sabah döneceğim çanta falan hazırlarım. Aleyküm selam onun da sana selamı var. Hayırlı geceler. Behiye abla konuşması bitince telefonu iki elinin arasına alıp göğsünün üzerine dayadı, gözlerini kapatıp kafasını yaslandığı kapının camına dayadı.

Derin bir iç çekerek ‘’Duramadın iki dakika’’ dedi, gözlerini açıp bana baktı, yaptıklarım hoşuna gitmişti besbelli. Elindeki telefonu önce koltuk dayama yerinin üzerine bıraktı ve eteğini çekerek kapattığı bacaklarıyla birlikte amını açtı. ‘’hadi gel’’ dedi istekli şekilde. Yanına yaklaşıp başındaki eşarbını çıkarttım, saçlarını okşayıp tekrar dudaklarına yumuldum. Isırıyor, emiyor, içime çekip vakumluyordum. Ön sevişmenin tarihini yeniden yazıyorum resmen. Bundan sonra ön sevişmenin daha sert olanı sayemde "ön bayramlaşma" diye anılacaktı. Behiye ablada çok istekliydi, dudaklarımdan boynuma öpüyor, yalıyordu. Kulaklarını emdikçe inlemeye başladı. Geç kaldığımızı söyleyip, elleriyle yüzümü tutup, “Sik beni!” dedi. Kafamı sallayarak, “Tamam” dedim ve Behiye ablayı soymaya başladım. O da beni soyuyordu. Bu arada da yiyişiyorduk. İkimiz de çırılçıplak kaldığımızda Behiye abla tam bir afetti.

Hayallerimdeki gibi kusursuz görünüyordu. Gecenin karanlığında ay gibi parlıyordu. O hemen içine gireceğimi düşünürken ben bacaklarını omzuma alıp sırtıma doğru uzatım, bembeyaz amına yumuldum. Amının kıllarını traş etmiş, tam üzerinde üçgen şeklinde kıl bırakmıştı onun haricinde tertemiz yapmıştı. Amının sağ yanağında küçük bir ben vardı. O bile ayrı güzellik katıyordu. Amının güzelliğine övgüler yağdırıp, parmaklarımı üçgen şeklinde kestiği kılları üzerinde gezdirdim “Senin için yaptım Bayramım, yalamanı beklemiyordum, ilk defa amım yalanıyor, yala erkeğim, kocam denen moruk hak etmiyordu, sen yala kocacığım, sen benim kocamsın artık, sadece sen sik, yala!” diye, bana ara gazı veriyordu… Bu cümleleri Behiye abladan rüyamda duysam inanmazdım ama gerçekti. İçinde neler gizlemiş bunca zaman… Behiye ablanın amını iyice açtım, elimi üzerine dokunduğunda vıcık vıcık olmuştu, amının suyu kalçasının arasına kadar inmişti.

Pembe amcık dudaklarını çekiştire çekiştire emiyor, ellerim ile ayırıp dilini içime sokup yalıyordum. Amını beş dakikadan fazla yaladım, içini dışını vakumladım, dere gibi su akıyordu resmen. Behiye abla zevkin heyecanıyla bacaklarını iyice kaldırıp pedal çevirir gibi sallıyordu. Elleri memelerine sıkıca yapışmış, arabanın kapısına dayadığı başını sürekli sağa sola sallıyor, derin derin inliyordu... Bir zaman sonra dayanamadı daha fazla, kafamı itekledi elleriyle, ayaklarını indirip bacaklarını kapattı. Sonunda kafasını kaldırıp bana bakabildi. "mahvettin beni" dedi zorla konuşarak, bir elini amına götürüp atıp üzerinde parmaklarını gezdirdi, ıslanmış parmaklarını bana gösterdi "Amım ballandı" dedi, gözlerinin içi gülüyordu. İlk defa böyle zevk almıştım. Son 1 yılda kaç kere amcık yalamışımdır, ama Behiye abla gibisini görmedim. Behiye abla saçlarımdan asılıp beni kendine çekti.

Bacaklarının arasından kalkarak koltuğa oturdum. Behiye abla yüz üstü kucağıma uzanarak sikimi tutup sıvazlamaya başladı. “Hiç yalamadım, ama bu siki yalamak yutmak istiyorum, kıymet bilmezin birine varıp gençliğimi heba ettim, sevişmeyi sende gördüm ben bugün, bu zevki sen tattırdın ilk defa, kaç kere geldim bilmiyorum, sıra bende, şimdi ben seni rahatlatacağım!” diyerek sikimi yalamaya başladı. Kucağımda sikimi emerken Behiye ablayı izlemek rüya gibiydi. Sikimin hepsini ağzına alamıyordu ama alışmaya çalışıyordu. Bir ara eliyle dibinden tutup resmen dondurma yalar gibi yalamaya başladı. Daha fazla dayanamadım ve ağzına boşaldım. Geliyorum deyip uyardım daha çok yapıştı sikime. Gülerek, “Çocukların!” diye, ağzından taşan döllerimi parmaklarıyla ağzına götürüp hepsini yuttu. O esna da yanımızdaki bir yoldan araba basıp geçmişti. Neyse ki hiç durmadan devam etti.

‘’Sırt üstü uzan’’ dedim Behiye Abla’ya. Olduğu yerde sırt üstü dönerek biraz geri kaykıldı ve iki bacağını bana doğru kaldırarak gelmemi bekledi. Arabanın dar arka koltuğunda Behiye ablanın bacakları arasına yaklaştım. Bir ayağım ara boşluğa atarak dengede dururken diğer ayağım katlanmış vaziyette altımdaydı. Sikimi tutup Behiye ablanın amını fırçalar gibi üzerinde gezdirdim birkaç kez ama Behiye abla alçakta kalmıştı. Arabanın arka camında sarı uyuma yastığına gözüm gitti, uzanıp aldım ve Behiye ablaya ‘’Kalçanı kaldır’’ dedim ve yastığı kalçasının tam altına koydum. Şimdi olmuştu, amı tam sikimin hizasına gelmişti. Elimi amının üzerine koyarak baş parmağımla amının üzerinde yuvarlak yaparak okşadım. Orta ve işaret parmağımı sırılsıklam olmuş amına soktum; Behiye abla hafifçe zıpladı. Bir kolunun gözlerinin üstüne koymuş zevkten bakamıyordu.

Diğer elimle uzanıp büyük göğüs uçlarını oynamaya başladım. Göğüs uçlarını okşarken, parmaklarım amında ritmik bir şekilde girip çıkıyordu; arada baş parmağımla amının üzerinde kabak çekirdeği büyüklüğündeki klitorisinde geziniyordum. Behiye abla zevkten titriyor, kalçaları parmaklarımın ritmine uyum sağlıyor, amının her köşesine değmesini sağlıyordu. İnlemeleri hızlandıkça parmaklarım da hızlandı. Göğsünü sıkan elimi ağzına götürdüm. Behiye abla parmaklarımı deli gibi yalamaya başladı, sanki aç bir hayvan gibiydi. Buna daha fazla dayanamadım. Göğüslerini bırakıp sikimi tuttum ve Behiye ablanın amına soktum. Behiye abla, bu ani hamleyle ince bir çığlık attı. Hiç yavaşlamadan, sikimi sıcak, ıslak amında hızlıca sokup çıkarmaya başladım. Behiye ablanın inlemeleri artarken tüm gücümle sikimi köküne kadar sokuyordum. Kalçalarını iki elimle yakalayarak hafif kaldırdım.

Bu, amına daha rahat girip çıkmamı sağladı. Behiye abla bacaklarını belime doladı. Altımda zevkten inliyordu. Sikim amına her girişte Behiye ablanın kalçalarını kendime çekiyordum. Köküne kadar soktuktan sonra kalçasını oynatarak amının içinde gezdiriyordum. Çıkarıp tekrar hızlıca sokarken ıslak bedenlerimizin birbirine çarpmasıyla çıkan şaplak sesleri arabanın içinde yankılanıyordu. Bütün bunlar yaşanırken beynimin içinde başka bir Bayram sanki bana sesleniyordu ‘’Ulan resmen Behiye ablayla sikişiyorsunnnn... İbneeee’’ Behiye abla "sik beni kocacım, istediğin gibi sik beni!" diye inliyordu yediği yatağın keyfiyle. Bir elimle boynundan tutarak kendime çektim, bende üzerine doğru eğilerek dudaklarına yapıştım. Dilim ağzının içinde gezinirken, kalçamın hızlı hareketleriyle amında gidip geliyordum. Öpüşmemiz ve sikişmemiz yavaşlayıp hızlandıkça Behiye abla kendini tamamen bıraktı.

Altımda yağ gibi kayıyor, her hareketimde inliyordu. Amına giriş çıkışlarım hızlandıkça Behiye ablanın inlemeleri de hızlandı... Kendini tekrardan koltuğun üzerine bıraktı, ‘’oyyyyy oyyy oyyy’’ diyerek iki elini hayır hayır der gibi sallamaya başladı. Tüm yorgunluğuma rağmen bir elimle boğazını sıkarak daha hızlı gidip gelmeye başladım amında. Birkaç saniye olmuştu ki kendini geri kaçırdı, sikim içinden çıkmıştı. Tüm vücudu önce hafif, sonra sert bir şekilde kasılıp titreyerek orgazm oluyordu. Ama nasıl bir orgazm. Pornolarda karıların orgazm sahneleri olurdu kesin işiyor, böyle boşalma mı olur dediğim sahnenin aynısının tıpkısıydı mk. Behiye abla orta parmağını amının içine sokup kanca gibi takarak yukarı doğru çekti ve sağa sola, benim üstüme, kendi üstüme çeşme gibi boşaldı. Amına koyum çıldırttı bu hali beni resmen, tekrar amına girmek için hamle yaptım ‘’dur dur lütfen dur’’ diyerek amındaki eliyle amını kapattı.

Bacağının birisi şarkı söyleyen Azer bülbül gibi titremeye devam ediyordu. Sonra da "kusur kalma…’’ diye fısıldadı, sesi zevkten boğuktu. Elim sikimde onun kasılmalarının keyfini çıkarıyordum. Biraz daha içinde kalabilsem aynı anda boşalırdık kesin ama olmamıştı. Koltuğa sırtımı yaslamış otururken Behiye ablayı izliyordum. Behiye abla kendine gelince bana bakarak, "Sen halen gelmedin mi? Bu halen dimdik!" dedi, sesinde hem şaşkınlık hem de yaramaz bir arzu vardı. Hiç beklemeden bana doğru dönerek uzandı ve sikimi ağzına aldı. Yeni orgazm olmasına rağmen sikimi yalamaya başlarken çıkardığı zevk sesleri, bu kez inleme sırasının bende olduğunu söylüyordu. Behiye abla sikimi ağzına alıp içinde yuvarlıyor, sonra çıkarıp bir süre bakıyordu. Sanki sikimi inceliyor, her santimini keşfetmek istiyordu. Tekrar ağzına aldığında, diliyle başını yalıyor, yavaşça aşağı kayıyor, sonra tamamını ağzına alarak emmeye başlıyordu.

Arada dişlerini değdirse de şikayetçi değildim. Ellerinin biri sırayla bacağımın, göbeğimin üzerinde yılan gibi kayarken, diğer eli taşaklarımı avuçluyor, hafifçe sıkıyordu. Boşalmak üzereydim neredeyse. Behiye abla anlamış gibi “Sen öyle otur kocacım!” deyip Kucağıma ata biner gibi oturdu, sikimi tutup amına soktu. Resmen çığlık atarak köküne kadar alıp, “karın olacak kız çok şanslı valla!” diyordu. Önce yavaş yavaş, sonra hızlanarak üstümde zıplamaya başladı. Ellerimle iki kalçasına birden yapıştım, Behiye ablanın yukarı aşağı sallanan memelerini emmeye çalışıyordum. Behiye abla “Boşal, fışkırt, amımı doldur!” diye yalvarmaya başladı. Boşalmak üzereydim, ‘’Ohh, aşkım... "Hadi, hadi..." diye fısıldadım zevkten, Behiye ablanın beline sarılarak diğer elimle amındaki sikimi çıkardım ve sırtına boşalmaya başladım. Gözlerimi kapatmıştım zevkten.

Kontrolü kaybetmiştim, kasılmalarım ve ufak gidip gelmelerim bittikten sonra, Behiye abla kafamı nazikçe kaldırdı ve dudaklarıma yapıştı. Kollarını boynuma doladı, beni kendine çekerken, dili ağzımın her köşesini geziyor, dudaklarımı ısırıyor, sonra tekrar istekli bir şekilde öpmeye devam ediyordu. Tükürüklerimiz karışıyor, dudaklarımız birbirine kenetlenmiş halde, zamanın durduğunu hissettik. Sanki biraz sonra öleceğiz de son sevişmemiz gibiydi. Birkaç dakika boyunca sadece bu öpüşmenin büyüsüne kapıldık; gecenin loş ışığı, kış akşamı, ıssızlığın ortasında, arabanın içinde, her şey bu anı daha da yoğunlaştırıyordu. Behiye abla yavaşça kucağımdan inip yanıma sırtını dönerek oturdu. Elbisesini alarak bana uzattı ve ‘’sırtımı siler misin?’’ dedi. Dediğini yaptım, sırtındaki döllerimi temizledim. Neredeyse omuzlarına kadar gelmişti. İşim bitince Behiye abla bana döndü ve elimdeki elbisesini alarak benim sikimi taşağımı temizledi.

Temizlik bitince eğilerek küçülmüş sikimin başına öpücük kondurdu. Yüzünde güller açmış halde bana bana baktı "hoşuna gitti mi?" diye sordu. "Seninle yan yana olmak bile ödül bana, şu yaşadığımızı tarif bile edemem" dedim, bir elimi bana bakan Behiye ablanın bacağına uzatıp okşadım "çok güzelsin, çok iyiydin!" dedim, sesimde hayranlık vardı. Behiye abla ‘’sen daha fenasın’’ dedi gülümseyerek ‘’çok güzeldi… Yani nasıl anlatılır bilemiyorum ama çok mutluyum'’ dedi. "Yalnız, arabanı batırdık biraz" dedi, koltuktaki ıslaklığın üzerinde elini gezdirerek. Daha sonra yan yana oturmuş halde giyinmeye başladık. Dışarıdan cırcır böceği sesleri geliyordu CIRRRR ZIRRRR. Ben giyinmiş, Behiye ablayı bekliyordum. O esnada yoldan bir araba geçti. Geçip gitti diye düşünürken durup geri geri gelmeye başladı. Hay mk ya. ‘’Sen bur da otur abla’’ deyip arabadan indim ve yakındaki çeşmeye yaklaştım.

Elimi yüzümü yıkadım ve bir yudum su içtim. Araba geri geri yanaşıyordu. Kartal marka bir arabaydı, egzozdan traktör gibi ses çıkıyor. İçinde 2 saat yol yap sonra git kulakları ameliyatla aldır öyle bir ses. Bulunduğum çeşmeye yanaşınca durdu ve arabadan birisi inerek yanıma yaklaştı. Kafamı kaldırıp gelene baktım, kısa boylu, pos bıyıklı, tombul, orta yaşlada bir adam. Yabancı gelmedi ama tanıyamadım.

Adam: Selamı aleyküm Bayram Hocam Ben: Aleyküm selam abi hayırlı geceler Beni baştan aşağı süzdü sonra arabaya doğru bakıp onu inceledi Adam: Hayırdır hocam gecenin bi yarısı sıkıntı yok inşallah Ben: Yok abi yok yok, ilçeden geliyorum sıkıştım biraz bi su dökeyim dedim ondan durdum Adam: Aman diyim hocam… Aman diyim öyle olsun bende arabayı görünce bildim senin araba olduğunu, dedim herhal bir iş var gecenin bu vakti burada durduğuna göre öyle durdum, duracağımdan değil, ayyaşı var godamanı var hovardası var, var oğlu var.

Sonra donuz, ayı ney çok iner buralara kış vakti, hiç belli olmaz Ben: Doğrudur abi, Allah razı olsun abi. Şükür bir sıkıntı yok Adam: İyi iyi aman öyle olsun Hocam (kafasını salladı) Hem sen beni bilemedin demi?

Ben: Valla abi kusura bakma hiç yabancı gelmiyorsun ama çıkaramadım seni, köydensin onu biliyorum Adam: Anladım ben zati bilemediğini. Hüsnü ben Ömer hocanın çatısını yapmıştık sende varıdın o zaman Ben: Hah tamam tamam şimdi çıkardım abi seni, Fikret ustanın kardeşisin sen (22/part1) Adam: Tam yerine basdın ayağını kaldır (gülerek) ben de ilçeden malzeme alıp geldim. Evin mutfağını sıvayacam yarına. Sorma avrat başımın etini yidi bitirdi. Köyde ne kadar ev varsa yaptın da, kendi söküğünü dikemeyen terzi gibisin, şuncacık yeri sıvamadın döküldü kaldı da gelen gidene rezil rüsva oluyoz da konuştu durdu. Onun sinirine malzeme aldım geliyom aha yarın yapayım da kurtulayım çenesinden

Ben: İyi yapmışsın abi (Gülerek) yap kurtul dillerine düşmekten iyidir Adam: Sorma yav. Rahmetli babam garının her lafını dinleyecen ama yapmayacan dirdi ama nerdeee hadi sıkıysa yapma da görelim. Benden sana tavsiye hocam bulabilirsen Rus ya da Belaruslu garı al.

Ben: Zor abi ama bakalım nasip tabi(gülümseyerek) Adam: Bulunur bulunur öyle golay ki o işler. Gönderiyon uçak parasını koşa koşa geliyolar hemen. Bizim pompacı Veysel var evlenemedi, kimse beğenmiyor. Şimdi bulmuş eternetten bi tane Moldovalı, 10 bin dolar gönderdi haftaya geliyomuş garı biletin resmini atmış, bide gozel ki sorma yaşadı pezevenk kırkından sonra Ben: Şanslı adammış abi Alah tamamına erdirsin Adam: Şanslı şanslı. Bak sana diyim 2008’de abeyimle Minsk’e (belarusun başkenti) gittik çalışmaya. Türk firma iş almış gocamann bi iş merkezi yaptılar. Dinime imanıma bi garılar var görmelisin.

Bak lafımı yanlış anlama (elini omzuma koyup bana yaklaştı) Ben: Yok abi est Adam: Yav cebinde bi paket malborayı koy gez bu adam zengin diye bütün garılar bakıyor. Bide onların adamlar çekiyo votkayı malı kaldıramıyor Türk’ü görünce araba farı görmüş davşan gibi kalıyorlar yeminle.

Ben: Doğrudur abi Adam: (iyice yaklaştı bana) Yav biz burda eşşek sikiyormuşuz yeminle hocam bi karılar var git gör okumuş adamsın sen. Ben bile bu halimle neler yaptım. (Dudaklarını ısırıp başını salladı) Bembeyazlar, bebek gibi tornadan mı çıktın mübarek… Sıçsa yerim yav çekinmem valla öyle garı mı olur. Odaya atıyordum üçünü dördünü zabaha kadar vay vay vay ki vay (elini salladı) ‘’jimdi zen nasi bu gadar gujlusun ne yabdın annamadım Husnuu askiimm’’ diye inliyordu(rus taklidi yaparak)... Bide cilveli orospular... Çok yalvardı götür bizi Türkiye’ye ev aç, sana karılık yapayım diye ama kabul itmedim.

Ben: Doğrudur abi (hay çenenin yayını sikeyim) Adam: Ahh ahhh geç kaldık oralara gitmeye gençliğimde gitsem tobe dönmezdim. (Pişman olmuş gibi kafasını sallıyordu) Ben: Doğrudur abi Adam: Neyse hocam gece vakti seni de tuttum. Sırtın da su gibi olmuş senin (elini sırtım da gömleğin üzerinde gezdirdi) hasta olursun hocam aman diyim gocuk palto bi şey giyeydin ya Ben: Arabanın klimadan terlemişim biraz Hüsnü abi montum var yoksa araba da Adam: Tamam hocam üşütme sen hadi gecen eyi olsun Ben: Hayırlı geceler abi Sonunda gitmişti amına koyum. Arabaya geçip ön kapıyı açtım önce ceketi sonra montu üzerime geçirdim. Behiye abla üzerini giyinmiş arka koltukta oturuyordu. Göz göze geldik. O esnada biraz önce ayrılan Hüsnü abi arabasıyla tekrar geri geri bana yaklaşıyordu. Hemen kapıyı kapatıp ona doğru yürüdüm. Yanıma gelince durup penceresini açtı

Hüsnü abi: Hocam bu araba otomatik mi Ben: Otomatik Hüsnü abi: Yakıtı nasıl Ben: İyi abi altı altı buçuk yakıyor (attım kafadan) Hüsnü abi: Kokluyor valla. Merak ittiydim. Oldu hocam hadi Allaha emanet (bastı gitti) Araba gözden kaybolana kadar bekledim. Aklına bir şey takılıp gelebilirdi her an. Sonra arka kapıyı açıp Behiye ablayı ön tarafa çağırdım. Yola çıktık. Bir iki dakika sonra Behiye abla yolculuk ne zaman diye sordu ‘’Ne yolculuğu abla’’ dedim. ‘’Rusya’ya gidiyor muşsun ya’’ dedi. Tüm konuşmayı duymuş anlaşılan. ‘’Okullar tatil olmadan gidemem abla’’ dedim gülerek. Bacağıma şamarı indirdi. ‘’Git tabi, süt gibi kızlar seni bekliyor nasıl olsa’’ dedi ve iki eli göğsünde birleştirerek sustu. Arabayı durdurup Behiye ablaya döndüm, o bana bakmıyordu ‘’100 tane Rus’a değişmem abla seni’’ dedim. Behiye abla duruşunu bozmadan bana döndü ‘’101 tane olursa kabul edeceksin yani’’ dedi ciddi ciddi.

Lan bu karıya noldu birden diye düşünüyordum. Neyseki Behiye abla gülmeye başladı. ‘’Şaka yapıyorum kocacımmmm’’ diyerek iki eliyle yanaklarımı sıktı. 15 dakika sonra köye varmıştık. Behiye ablayı evine bıraktım. Behiye abla arabadan inmeden sarılıp yanaklarımdan öptü beni ve ‘’iyi ki varsın dedi’’ ayrılmadan ‘’seni çok seviyorum’’ diye de ekledi. ‘’Bende seni’’ dedim sadece. Bu kısa iki cümle Behiye ablaya yemişti, yüzünde ilk tanıştığım zamanki şaşkın ama tatlı bakışı yerleşti. İyi geceler diyerek ayrıldık. Eve dönerken Aynur Abla’ların evinin önünden geçiyordum ki, perdesinin açılıp kapandığını fark ettim. Demek ki uyumamışlar, beni bekliyorlardı. Arabayı kenara çektim, indim ve evin önüne doğru yürüdüm. Çok geçmeden Ömer hocayla Aynur Abla önüme geldiler. Ayaküstü konuştuk biraz. Aynur Abla hemen lafa girdi “Behiye yirmi dakika dedi, bir saat oldu.

Niye geç kaldınız?” Kem küm edip, “Yol üstündeki çeşmede durduk biraz... Uykum gelmişti, elimi yüzümü yıkadım, öyle işte’’ dedim. Aklıma başka yalan gelmemişti. O esnada Behiye Abla Aynur Ablayı aradı. Onlar telefonda konuşmaya başlayınca ben de fırsattan istifade, “Ben eve geçeyim artık,” diyerek müsaade istedim. Yolda yürürken içimden, “İnşallah Behiye Abla’ya da Niye geç kaldınız? Diye sormaz” diye geçiriyordum. Sorarsa yalan hemen ortaya çıkacaktı. Aynur Abla cin gibi kadın; anında anlar, “Bir iş var bunun altında” derdi. Aklım gidiyor Aynur Abla’dan niyeyse. “Hayır, öğrense ne olacak? Ama işte... Bu sefer öğrenirse kaçış yok Bayram, boku yedin” diye geçiriyordum içimden. Eve geçer geçmez hızlıca abdest aldım, sonra yatağa geçtim. Uzun süredir ilk kez Fatoş Abla meselesini düşünmüyordum. Aklım, kalbim, ruhum, her şeyim Behiye Abla’daydı.

“Ne yaptın sen bana böyle?” İçimde tarif edemediğim bir mutluluk vardı. Uyku falan hak getire. “Behiye Abla şimdi ne yapıyor acaba? O da beni düşünüyor mudur?” Uyku gelmeyince kalktım, bilgisayarı açtım. İnci Sözlük’e girdim. Yeni bir başlık açtım “Çok mutluyum ama sebebini sormayın panpalar.” Silinmedi, hala duruyor arada girip bakarım:) Bol bol ‘’dıbına koyarımlı’’ küfür yedim tabi. ‘’Siktin formatı eyledin viran’’ yorumları atıldı. ‘’Koyumda bahtiyar ol’’ diyenler vardı. Biraz takıldıktan sonra rahatlamıştım. Verdim şukularını yattım. Söz de bu gece hanımlarla toplanıp aklıma gelen planı anlatacaktık. Yarına kalmıştı. Artık bakacağız. * Çarşamba günü akşam Fadime abla ve Aynur abla bana geldiler. Birlikte önce yemek yaptık, ortam Kurtlar Vadisinde Polat Alemdarın Derya ve Meralle aynı evde kalıp yemek yaptıkları bir bölüm var aynısı. Fadime ablaya da çabucak alışmıştım doğrusu.

Daha önce Fadime Abla’yı ufaktan tarif etmiştim. Benim boylarıma yakın bir kadındı; kalıplı ama orantılı, görünüşü 30 yaş civarlarında gösteriyor ama oda Aynur ablalar gibi 40’larında. Yüz hatları belirgindi ne ince ne de kaba, tam kararında. İlk başta korkutan ama alıştıkça kendini sevdiren bir sıcaklık vardı üzerinde. Yeşil gözleri dikkat çekici, insanın içini yoklayan türden. Göz kapaklarının düşüklüğü, bakışlarına doğal bir sertlik katıyordu, ama o sertliğin altında ona ayrı bir güzellik katan zarafet gizli. Burnu düzgün, dudakları dolgun ama bastırılmış bir gülümsemeyle duruyordu. Çenesinin hattı yuvarlak, konuşmasa bile güçlü bir kadın olduğu belliydi. Başına sardığı pembe, çiçekli bir örtü yüzündeki sıcak tonları ortaya çıkarıyor, hırkasının rengiyle uyumlu bir yumuşaklık katıyordu. Güzelliği sessizdi, öyle çarpıcı bir güzellik değil ama bir kere gördüğünde aklında kalacak türden.

İlk tanıştığımda bana biraz ürkütücü gelmişti; ama tanıdıkça o sertliğin içinde gizli bir çekicilik vardı. Behiye abla sabah ilçeye döndüğü için aramızda yok. Ama aklı bizdeydi; Aynur ablayı arayıp ne yaptığımızı sordu. Aynur abla da benim bir planım olduğunu söyleyip, “Müsait bir zaman Bayram Hoca sana anlatır” dedi. Yemekten sonra çay içerken Aynur abla konuyu açtı. Aklıma gelen planı tüm detaylarıyla anlattım. İkisinin de kafasına yattı. Gözlerindeki heyecana bakılırsa, bu işin olacağına benden daha çok inanıyorlardı. Ama plan tek başına yeterli değildi. Neyse ki bu olaydan sonra Fatoş abla evden çıkmamış, kimseyle konuşmamıştı. Öncelikle Bekir’in telefonunu bir şekilde birkaç dakikalığına almamız gerekiyor. Sonra Fatoş ablaya şantaj yaptığı fotoğraf çok önemliydi; ne yapıp edip onu bulmalıyız. Son olarak plan için Bekir ve kankalarının yüzlerinin belli olduğu fotoğrafları gerekiyordu.

Fadime abla “Hepsi sabah akşam kahvede, işe güce gittikleri yok. Ben resimlerini bir şekilde çekerim ama diğer işleri pek beceremem” dedi. Yarın akşam, okuldan sonra kahveye gelmek için sözleştik. Bakalım becerebilecek miydik? Bekir’le aramız, Muhtar Ali dayı yüzünden bozuktu. Artık gerekirse gururumu ayaklar altına alıp konuşacaktım. Hiç huyum değildir sevmediğim insanla konuşmak. Kendim için olsa yapmam ama Fatoş abla için yapacaktım. Kızgındım ona hala ama içinde Aynur ablalar vardı. “Eh be Fatoş abla, Bekir’e vereceğine git dağa taşa sürt… Senin yüzünden uğraştığımız işlere bak,” diye söylendim kendi kendime. Dün gece Behiye ablayla yaşadığım günah dolu geceyi düşünerek yatmadan iki posta attım. Sakinleşmiştim. * Perşembe günü kritik gündü. Sabah kalkar kalkmaz has kankam Yasin’i aradım. “Bana bir tane hat lazım ama benim adıma olmayacak,” dedim.

“Lan yine ne boklar çeviriyon?” diye sorup durdu. “Anlatacağım ama uzun mesele şimdi olmaz,” dedim. Fazla ısrar etmedi “Hallederiz,” dedi. Gün içerisinde dolmuşla da gönderecekti. O dönemler bakkaldan bile telefon hattı alınıyordu desem abartmış olmam. Hatta para bile vermiyorsun; maksat müşteri kapmak. Hattı al, yanında bir paket seç, pakete de taahhüt ver oldu bitti. Keyfe keder hat aldığımız olurdu, üzerime dört beş hat olduğunu bilirim, mübalağa yapmıyorum. Öğle arası yine Aynur Ablalarda toplandık. Ömer Hoca yemekten sonra okula geçti. Giderken de “Sizde var bir şeyler ama dur bakalım çıkar kokusu,” diye söylendi. Neyse ki fazla meraklı birisi değil; ben olsam çatlarım ikiye. Yasin hattı almış, 3’te dolmuşla gönderecekti. Aynur Abla, “Ben gider alırım, sen onu dert etme,” dedi. Akşam kahvede Bekir’i nasıl kandırırız da telefonu alırız diye istişare yaptık.

Buradaki kritik nokta, Bekir’le aynı masaya oturmamdı. Telefonu çalmak zorunda olsak daha kolay ama işimize gelmiyor. Artık işimizin yolunda gitmesi biraz da şansa kalmıştı. İnşallah şanslı günümüzdür. O gün Behiye Abla aradı okuldan sonra. Aynur Abla, “Bayram Hoca’nın bir planı var, o anlatır” demişti önceki gece, o yüzden merak etmiş. Planı anlattım. Çok beğendi, hatta gülmekten kendini alamadı. “Ben inanıyorum, sen varsan işin içinde kesin güzel olur” dedi. Okul sonrası saat 6’yı geçerken evden çıktım. Aylardır köyden kar eksik olmadı. Bir ara artık yağmaz diye düşünmüştüm ama iki gündür yeniden yapmaya başladı. Aklım bir taraftan Behiye Abla’da. En son yaşanılanlardan sonra tek isteğim devamını gelmesi. Aklıma gelince kasıklarıma doğru bir ürperme yayılıyor. Tam tadına varamadım hala. Ama önce şu meseleyi çözelim hayırlısıyla. Devam edecek

Bu bölümü değerlendir veya profil arşivine kaydet (Bölüm: #43):
☕

Bu hikayeyi beğendiniz mi?

Sitemiz reklamsız ve ücretsizdir. Sunucu masraflarını karşılamamıza destek olmak isterseniz bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz.

☕ Destek Ol

Şunları da Okuyabilirsin

Rastgele Seçki