Cavidan’ın saçlarından kavradım, gözlerinin içine dik dik bakıp ‘’Al ağzına, sikerim belanı!’’ diye gürledim. Cavidan bir an dona kaldı, gözleri faltaşı gibi açıldı. Bu ani sertliğimden gerçekten tırsmıştı. ‘’Kızım sen demedin mi sert severim, küfürlü konuş diye? Al işte, başladık’’ dedim. Hatırlar gibi oldu, ‘’Haa... Evet, doğru’’ deyip sikime uzandı. Dudaklarını tam değdirdi ki, birden geri çekildi. ‘’Ben... Ben bir değişik oldum, kusura bakma. Midem kalkar gibi oldu, hemen geliyorum’’ diyerek telefonu kaptığı gibi fırladı odadan. Uflayarak koltuğa yaslandım. Amına koyum Kurtlar Vadisi’nin yeni bölümde bu kadar çok ara verilmiyor bi başlayamadık şu işe. Sikimle karşılıklı bakışıyorduk. Sanki biraz sinirli gibi geldi gözüme. Bugün Cavidan’la bu iş olmazsa gece beni siker kesin. Öylece oturmuş Cavidan’ın gelmesini beklerken yerde serili pantolonumun cebinden yarısı dışarı çıkmış telefonum dikkatimi çekti.
Yasin’i unutmuştum. Hemen telefonu elime aldım. Yasin mesajları döşemiş. Tam okumaya başlayacakken bu sefer de aramaya başladı. Açmaya niyetlenirken Cavidan içeri girdi. Elimde telefonu görünce: Cavidan: Ne oldu?
Ben: Arkadaşım arıyor Cavidan: (sinirli sinirli) Yine kaza yapan arkadaşın mı? Şu ayakkabıcı Yasin?
Ben: Evet Cavidan: (alaycı bir sesle) Bu sefer de uçaktan mı düştü? Belki de timsahlar yemiştir.
Ben: Bilmem ki Cavidan: İçeri girerken söz vermiştin bana “Haklısın” dedim ve telefonu meşgule atıp koltuğa fırlattım. Cavidan yanıma oturur oturmaz elini sikime attı, hiç beklemeden oynamaya başladı. Tam havaya gireceğiz, telefon bir daha zır zır ötmeye başladı. Cavidan ‘’Uff!’’ çekip bir eli sikimde, yan gözle bana telefonu açarsan bozuşuruz der gibi baktı. Uzanıp korka korka telefona baktım; bu sefer numara yabancı. “Kapat şunu” dedi Cavidan, elindeki sikimi sıktı sinirle.
“Off” dedim canımın acısıyla. “Yabancı numara arıyor, Yasin değil” dedim ekranı göstererek. Cavidan sikimi tutan elini gevşetti böyle deyince. “Hemen bakayım, iki dakika müsaade et” diyerek yanından fırladım.
Ben: Alo?
Telefondaki: Ben lan ben, Yasin... Çaktırma. Telefonu yoldan geçen birinden aldım!
Ben: Buyurun, ne istediniz?
Yasin: Cavidan yanında mı? Rahat değilsen Ankaralı Turgut’un Tiviste Gel şarkısını mırıldan.
Ben: (Sesimi kısarak) Senin götüne koyayım desem olur mu? (Normal sesle) Buyur kardeşim, ne diyeceksen de.
Yasin: Tamam lan, anladım yanında karı var.
Ben: Evet benim, ne oldu? Niye aradınız, çabuk söyleyin acelem var. O sırada koltukta bana bakan Cavidan sinirle kalktı. “Başıma ağrı girdi, bir hap yutup geliyorum. Her kimse uzatmadan konuşmayı bitir” deyip odadan çıktı.
Ben: (Sesimi kısarak) Lan ne diye arıyorsun, mesaj atsana!
Kız şüpheleniyor, ne söyleyeceksen çabuk söyle.
Yasin: On kere yazdım amına koyayım, bakmıyorsun ki! Kesin mala kösüyor bu dedim kendi kendime.
Ben: Niye aradın söyle çabuk, kız yanımda değilken.
Yasin: O iş oldu mu?
Ben: Ne işi?
Yasin: Şak şak şak...
Ben: Yasinnn! Ne diyeceksen de çabuk!
Yasin: Lan neyse... Şu an giyinik misin?
Ben: Yarı çıplak diyeyim...
Yasin: Gardaş çabuk çık evden!
Ben: Niye, ne oldu? Çıkamam şimdi.
Yasin: Lan oğlum... Eyvahhh! Bayram çabuk çık ordan! Vallahi geliyorlar...
Ben: Kim geliyor lan, Yasin siktirme belanı!
Yasin: Lan bunlar tezgâhı kurmuş! Bu kız evli demiştim ya, doğruymuş oğlum. B planı dedikleri seni karının koynunda kocasıyla Polise bastıracaklar. Şimdi kocası olacak herifle polis geldiler oradan hemen çıkmazsan yandın!
Ben: Lan bak, geçen seferki gibi dalga geçiyorsan...
Yasin: Lan yeminle! Bir bahane bul çık hemen, polisler apartmana girmek üzereler!
Ben: Ulan Yasin... Hemen telefonu kapattım. Alelacele üzerimi giyinmeye başladım. O sırada elinde bardakla su içen Cavidan içeri girdi. Üzerine tişört, altına eşofman geçirmiş; beni giyinirken görünce birden şaşırdı.
Cavidan: Ne oldu? Nereye böyle kaçar gibi?
Ben: Arabaya... Arabaya bakıp geliyorum iki dakika. Bir yandan pantolonu çekiyorum, bir yandan gömleğin düğmelerini ilikliyorum.
Cavidan: (Kapının önünde dikilerek) Göndermem seni bir yere!
Ben: Hemen geleceğim.
Cavidan: Arabanın ne acelesi var, sonra gidersin.
Ben: Arabayı çekiyorlarmış, polis aradı. İki dakikaya gelip almazsan kaldıracağız dediler.
Cavidan: Ne çekmesi? Park ettiğin yer her zaman araba konulan yer, niye öyle desinler?
Ben: Ben de anlamadım. Cavidan’ın "dur mur" demesini dinlemeden hemen üzerimi giyinip kapıdan fırladım. Ayakkabılarımı ayağıma geçirdiğim gibi merdivenleri üçer beşer inmeye başladım.
Cavidan arkamdan "Defol! Defol git... Bir daha gözüm görmesin seni!" deyip kapıyı güm diye çarptı. O sırada aşağıdan yukarı çıkan polisleri görünce kanım çekildi. Korkudan geri döndüm, çaktırmadan en üst kata kadar tırmandım. Cavidan’ın dairesi iki kat aşağıda kalmıştı. Nefesimi tutup aşağıyı dinlemeye başladım. Yasin’in dediği gibi, kocası olacak adam Cavidan’ın kapısını yumruklamaya başladı. Ucuz yırtmıştım amına koyayım... O sırada bulunduğum katta dairelerden birinin kapısı açıldı, dışarı kelli felli bir adam çıktı. Beni orada görünce haliyle şaşırdı.
Adam: Hayırdır birader?
Ben: Abi ben… Şey… Apartmanları geziyorum da…
Adam: Hayırdır, ben yöneticiyim. Ne için geziyorsun?
Ben: Abi ben bir firma çalışanıyım. Firmamız var bir tane…
Adam: (Sinirli sinirli) Geçen ay pezevengin biri bizi kandırıp su arıtma sattı, o firmadan mısın yoksa?
Ben: Yok abi.
Biz bu ilçenin ihalesini aldık.
Adam: Ne ihalesi?
Ben: Çatı aralarını temizleme ihalesi... Çatı aralarındaki güvercin pisliklerini temizliyoruz. Asitli olduğu için zamanla apartmanın çatısına zarar veriyor, hem de kötü kokuyormuş.
Adam: Baştan söylesene hemşerim, kıvranıp duruyorsun! İlk kez duyuyorum ama iyi olmuş.
Ben: Anons yapıldı aslında ama sana denk gelmemiş demek ki.
Adam: Hiç denk gelmedi. Ey, hadi çıkalım o zaman, sen çatıya bakacaksın sanırım?
Ben: Evet abi, o yüzden çıktım ben de. Adamla birlikte çatıya çıktık. Ulan şu çatıya çıkma işinden ne kadar nefret etsem, o kadar beni buluyor. Böyle şansın ta amına koyayım... Adamla çatıyı gezdik, yalandan telefondan resimler çektim. Sonra takvimi açıp bir tarih uydurdum, "Şu tarihte gelip temizleyeceğiz" dedim. Teşekkür edip indim apartmandan. İnerken Cavidan’ın kapıya baktım, bir tane erkek ayakkabısı duruyordu.
Hiç oyalanmadan Yasin’in yanına koştum. Arabanın içinde beni bekliyordu. Yanına çöktüm.
Yasin: Oğlum sen ne kokuyorsun la, bok gibi!
Ben: Amına koyayım, ben inerken polis yukarı çıkıyordu, ben de en üst kata kaçtım.
Yasin: Niye?
Ben: Ne bileyim, beni görmesinler diye!
Yasin: Oğlum adamların yanından geçip gidecektin. Ah mal ah! Sanki adamlarda eşkalin var, kim ne bilecek seni?
Ben: Ne bileyim amına koyayım, o an aklıma gelmedi ki. Bir de üstümü başımı giyemedim doğru düzgün, o halde görürlerse dikkat çekerdim.
Yasin: Eee, sonra ne oldu?
Ben: Sonra yönetici denk geldi. Adama yalan attım. Çatı katını temizliyoruz, belediyeden ihale aldık diye. Adam da bana çatıyı gezdirdi.
Yasin: (Gülerek) Ulan sana ne demeyeyim? Uyanık mısın desem, mal mısın desem anlamadım ki!
Ben: Neyse, sayende yırttım lan. Sağ ol valla.
Yasin: Ne demek gardaşım? (İki elini yana açarak) On saniyede akort, otuz saniyede neştersiz ameliyat bizim işimiz!
Ben: Hemen de götün kalksın amına koyayım... Neyse, polisler gitmiş sanırım?
Yasin: Polisler gitti ama kocası olan adam çıkmadı daha.
Ben: O Cavidan’ın yanındaydı, ayakkabıları kapıdaydı zaten.
Yasin: Yazık oldu lan ama. Güzelim karı kaçtı şimdi, öyle mi?
Ben: Sorma... Ama götü de kaptırıyorduk karının bokuna.
Yasin: Sana verdiğim viagra da boşuna gitti desene.
Ben: Ne viagrası lan?
Yasin: Sana içirdiğim suya üç tane viagra atmıştım!
Ben: Amına koyayım senin! Lan ben de diyorum niye durduk yere kalktı benimki... Yasin’den telefonu aldım, Kahraman ile Cavidan’ın yazışmalarını baştan aşağı okudum. Hakkımda demedikleri kalmamış... Sözde ilaçlı suyla beni rezil edecekler, sikimin kalkmadığı videoyu internete yükleyeceklermiş. O plan yatınca bu sefer Cavidan’ın kocasına haber uçurmuşlar "Karın seni bir adamla aldatıyor" diye. Konuşmalara bakılırsa; polis kapıya gelince Cavidan yaygarayı koparacak, "Tecavüz ediyorlar yetişin!" diye bağıracakmış.
Sonra ben doğru kodese... Olaylara bak! Demek ki "Başım ağrıyor" bahanesiyle yanımdan ayrıldıktan sonra giyinik gelmesi bu yüzdendi; beni polise çıplak yakalatıp iftirayı perçinleyecekti kahpe.
Yasin: Kamera zımbırtısını ne yaptın?
Ben: İnternet bağlantısını kestim.
Yasin: Lan direkt kamerayı kapatsaydın ya!
Ben: Öyle yaparsam anladığımı fark ederler. İnternetin gitmesi normal bir şey, teknik arıza sanırlar.
Yasin: Farkederse farketsin amına goyum onu mu düşünüyon. İnterneti kapattın cihaz kayıt alıyorsa ne yapacaktın?
Ben: Onu bir şekilde hallederdim artık Yasin: İyi bakalım... Verdiği şeyi de içmedin değil mi?
Ben: İçmedim içmedim... Çaktırmadan döktüm bir köşeye sonra kafaya dikmiş gibi yaptım içti biliyorlar beni Yasin: (Sırtıma vurdu iki kerek) Sayemde yırttın lan valla.
Ben: Adamsın lan adam adam!
Yasin: Eyvallah gardaşım ne demek.
Lan bu göbel seni ilacı içti diye biliyor, kamerada kapalı Cavidan’ı sikeceğini nasıl anladı da kocasına falan haber uçurdu?
Ben: Tam yiyişmeye başladık Cavidan benimkini öyle mermi gibi görünce gözleri cin görmüş gibi açıldı. Sonra götü başı oynamaya başladı bir bahaneyle kalktı, o ara Kahraman’a haber verdi muhtemelen. O da hemen kocasını fişeklemiştir.
Yasin: Ne yapcaz şimdi?
Ben: Dur bakalım, bekleyelim. Yarım saat kadar arabada bekledik. Sonra Cavidan’ın kocası denilen adam apartmandan çıktı, arabasına atlayıp gitti. Yasin’deki konuşmaların olduğu videoyu bu arada kendi telefonuma göndermiştim.
Ben: Ben gidiyorum.
Yasin: Nereye?
Ben: Cavidan’ın yanına.
Yasin: Ne yapacan la?
Ben: Konuşacam bakalım dertleri neymiş. Sonra da yarım kalan işi tamamlarım.
Yasin: (Gülerek) Vay vay vay... Sünnet oluyor gardaşım! Erkekkkk ya! Ben arabadan inip apartmana doğru giderken, Yasin camı açıp arkamdan bağırdı:
Yasin: Ben burada bekliyom, bir şey olursa haber et! Doğruca Cavidan’ın kapısında aldım soluğu. Kapıyı çaldım. Cavidan kapıyı açınca yüzünün şekli birden değişti; geri dönmemi hiç beklemiyordu.
Cavidan: Ne demeye geri döndün? Defol! Kapıyı yüzüme kapatacakken ayağımı koyup tuttum, zorla açıp içeri daldım.
Cavidan: Defol çık evimden, polisi ararım! Onu hiç dinlemeden doğruca oturma odasına geçtim. Önce modeme baktım; DSL ışığı hala kırmızı yanıyordu. Sonra o gizli kamerayı yerinden çıkarıp kontrol ettim; üzerinde görünür bir kart girişi falan yoktu, canlı yayın cihazıydı belli ki. Güç kablosunu hırsla çekip çıkardım ve üçlü koltuğa kuruldum. Cavidan tüm bunları şaşkınlık içinde izlemişti. Ben oturunca ağzından tükürükler saçarak saydırmaya başladı: Cavidan: Yüzsüz herif! Utanmaz! Sana bir daha karşıma çıkma demedim mi ben? Hemen eline telefonu alıp tehdide devam etti:
Cavidan: Polisi arıyorum işte, sen burada bekle de gelince anlatırsın derdini onlara! Numarayı çevirip arama tuşuna bastı, telefon çalarken bir yandan da sinirle bana kafa sallıyordu.
Ben: İstersen bana ver, ben kendim konuşayım. Kahraman’la ortak çevirdiğiniz gizli işleri de anlatırım, beni de uğraştırmamış olursunuz. O esnada Cavidan’ın kulağındaki telefondan "Alo, polis karakolu?" diye bir erkek sesi geliyordu ama Cavidan cevap vermeden telefonu kapattı.
Cavidan: Ne Kahraman’ı, ne gizli işleri? Sen… Sen iyice saçmalıyorsun!
Ben: Yoo, hiç de bile. Şu an bizi izlemiyor mu? Önce alakasız bir yöne dönüp el salladım, sonra gizli kameranın olduğu yere döndüm: Ben: Pardon, buradaydı değil mi? Kahraman, merhabaaa! Sonra elimi alnıma vurdum: Bayram: Tabi ya, internet yoktu... Gizli kamerayı da kapattım. B12 eksikliğinden hep bunlar, kusura bakma.
Cavidan cevap vermedi. Derin bir nefes alıp bana dikkatlice baktı. Rahat görünmeye çalışıyor, benim ne bildiğimi anlamak için konuşmamı bekliyordu.
Ben: Otursana... Duymamış gibi ayakta dikilmeye devam edince daha sert bir tonda tekrarladım: Ben: Otur! Tırstı, karşımdaki koltuğa ilişti.
Ben: Şu an karar vermeye çalışıyorum.
Cavidan: Ne kararı?
Bayram: Önce konuşalım, seni sonra mı sikeyim; yoksa önce seni sikeyim, sonra mı konuşalım?
Cavidan: (Refleksle, hıh der gibi güldü) Sana siktireceğime, üzerime benzin döker yakarım kendimi!
Bayram: Diyorsun... Dur bir bakalım elimizde neler varmış başka, belki ikna olursun. Elime telefonu alıp Yasin’den gelen o mesajlaşma videosunu açtım.
Bayram: Beni tongaya düşürmek için bayağı çabalamışsınız bakıyorum da. İlaçlı sular, polisler...
Cavidan: Yemezler o numaraları, git başkasına sat!
Bayram: Senden oyunculuk ödülü almam gerek bak.
Bir ara beni gerçekten istediğine inandırdın, yalan yok. Kesin verecek dedim içimden. Cavidan kollarını bağlamış, karşımda ayak ayaküstüne atmış oturuyordu. Kollarını hiç çözmeden eliyle "Nah alırsın" işareti yaptı.
Bayram: (Güldüm) Ben de diyorum sevişmenin ortasında yarı çıplak gitti, sonra niye giyindi diye soruyorum kendi kendime... Hâlbuki başlamadan çok da istekli görünüyordun. Polis gelince ne diyecektin? "Bana tecavüz ediyor" mu diyecektin, yoksa "Yetişin ırzıma geçiyorlar" diye yaygara mı koparacaktın? Hangisi?
Cavidan: O an hangisi işime gelirse... Güzel oynarım.
Bayram: Hımm... Bir de evliymişsin, onu gizlemene de ayrıca gücendim.
Cavidan: Kâğıt üstünde!
Bayram: Yatak üstünde bekarsın yani? Yazık olmuş, çok da yakışıyorsunuz aslında.
Cavidan: Çok beğendiysen anana al!
Bayram: Ayy canım ya, çok kibarsın. Ama annem babamdan memnun, almayalım.
Cavidan: Lak lak yapmaya mı geldin buraya? Ne söyleyeceksen söyle, sonra siktir git Cavidan sinirle konuşurken ben yavaşça ayağa kalktım. Gözlerimi ondan ayırmadan, sesimi olabildiğince soğuk ve tehditkâr bir tona getirdim. "Lak lak yapmaya gelmedim" dedim sesimi iyice alçaltarak. "Ama senin o kağıt üstünde dediğin evliliğin, Kahraman’la çevirdiğin bu film yüzünden parmaklıklar ardında bir emekliliğe dönüşmek üzere, tabi sen farkında değilsin." Cavidan hâlâ dik dik bakıyordu. Kollarını göğsünde kavuşturdu, cesur görünmeye çalışıyordu ama gözlerindeki ufak kıpırdanmayı fark ettim. Sesimdeki tonu beğenmemiş olacak ki, bir adım geri attı. Tam o sırada telefonumu kaldırdım ve Kahraman’la sikişirken çekilmiş en net resimlerinden birini açtım. Ekranı yüzüne doğru tuttum.
Ben: Bu sen misin? Yoksa ikizin mi? Cavidan’ın yüzü bir anda değişti. Dudakları aralandı, rengi attı.
Hemen toparlanmaya çalıştı ama çok geçti.
Cavidan: Bu… Bu ne lan? Nereden buldun bunu?
Ben: Nerden bulduğumu siktir et (sesimi biraz daha alçalttım) Önemli olan, elimde daha fazlasının olması. Seninle Kahraman arasında geçen bütün mesajlar… WhatsApp konuşmalarınız… Çıplak fotoğraflarınız… Hatta Kahraman’ın köyde kandırıp ilişkiye girdiği diğer kadınların resimlerini bile sana göndermiş. Hepsi bende. Cavidan yutkundu. Gözleri bir an telefonuma, bir an kapıya kaydı.
Cavidan: Sen… Na... Na…nasıl? Sen yalan söylüyorsun. Gülümsedim. İlk kez bir kadın karşısında gülerken kendimi şerefsiz gibi hissetmiştim.
Ben: Yalan mı? Tamam bir bakalım mesajlara yalan mıymış sen karar ver. Mesela şu Sevdiğin kadını zorla başkasının altına atıyorsun… Diye başlayan mesaj. Hatırladın mı? Ya da şu içecekten bir yudum içir, 5 dakika sonra kaldıramaz… Ne diyorsun tanıdık geldi mi gelmediyse davam edeyim istersen
Cavidan’ın yüzü tamamen soldu. Stresten farkında olmadan bir ayağını sallamaya başlamıştı. Artık cesur rolü yapamıyordu.
Cavidan: Bayram… Bak… Sen yanlış anlıyorsun… Cık cık yaparak kafamı salladım. “Yanlış anlamıyorum Cavidan” diye sözünü kestim, sesimi sertleştirdim. “Siz ikiniz beni rezil etmek için plan yapmışsınız. İlaçlı su, polis, tecavüz iftirası… Kağıt üstünde dediğin kocanı bile kullandınız amına koyum. Beni hapise tıktıracaktınız aklınızca ondan sonra o iftira bir ömür üzerime yapışacaktı. Değil mi?” Cavidan cevap vermedi. Gözleri yerdeydi. Cavidan’a doğru eğildim.. Sesimi iyice alçalttım, neredeyse fısıltı gibi oldu ama her kelime net ve anlaşılırdı; Ben: Şimdi beni iyi dinle. Ya şimdi burada, bu odada, bana her şeyi olduğu gibi anlatırsın… Kahraman’la aranızdaki her şeyi, neden beni hedef aldığınızı, ne planladığınızı… Ya da ben bu videoları ve mesajları önce kocana, sonra ailene, iş arkadaşlarına herkesin göreceği şekilde yayarım.
Ne dersin? İster misin? ‘’Yapamazsın’’ dedi sesi titrer gibi Cavidan. Eline telefonu aldı bir şeyler yazmaya başladı.
Ben: Yapmamı istemiyorsan şimdi o telefonunu oraya bırak Lafımı dinlemeyince ‘’Telefonu bırak sikerim belanı’’ diye bağırdım. Cavidan birden telefonu indirdi kucağına koydu.
Ben: Bana inanmışsın inanamamışsın zerre sikim de değil. Bana acımayana bende acımam. Yasin aşağıda beni bekliyor. Senin hakkında bütün her şeyden haberi var. Resimlerin, mesajların ondanda var. İstese her yere gönderebilir anında. Haa diyorsan ki Bayram beni kandırıyor buyur şansını deneyebilirsin. Denemesi bedava. Cavidan’ın gözleri doldu. Elleri titriyordu.
Cavidan: Bayram… Lütfen… Yapma… “Konuş o zaman,” dedim soğuk bir sesle. “Ve yalan söyleme. Çünkü yalan söylediğini anladığım anda, bu iş biter. Anlaşıldı mı?” Cavidan bir süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça Başını öne eğdi.
"Tamam... Tamam anlatacağım," dedi fısıltıyla. "Ama söylediklerimi benden duyduğunu söylemeyeceksin. Kahraman’ın haberi olmayacak anlattıklarımdan, söz vermelisin bana Bayram…” dedi titrek bir sesle. ‘’Buna konuşma bitince karar verecem baştan pazarlık bana göre değil’’ deyince Cavidan ufflayarak iç çekti. Sonra “Ne öğrenmek istiyorsun?” diye sordu Gözlerimi ondan ayırmadım.
Ben: Ne soracağımı da unuttum iyimi. Hep böyle oluyor bende de. Kafamda kurarken her şey çok iyi ama icraata gelince batırıyorum. Sen şeyi anlat bana ya Kahraman ibnesiyle nasıl tanıştınız, neden bana düşman oldunuz, ne planladınız… Hepsini anlat işte beni uğraştırma. Cavidan derin bir nefes aldı. Korktuğu her halinden belliydi. Ve anlatmaya başladı…
Cavidan: Kahraman… Nasıl desem çok enteresan birisi. Biraz takıntılı aslında fazlasıyla desem daha doğru olur. Normalde çok büyük meselelere gülüp geçerken çok ufak tefek şeyler onu çığırından çıkarıyor.
Zor bir çocukluk geçirmiş.
Ben: Evet sadede gelsen… Sözlerim Cavidan’ı n biraz canını sıkmıştı ama bir şey söyleyemedi. Sıkılmış gibi nefes alıp bıraktı bir süre ne söyleyeceğini düşündü Cavidan: Onunla burada tanıştım. Sağlık ocağında. Ben yeni tayin olmuştum. Eş durumundan. Aynı sağlık ocağında çalışıyorduk. Ve sana geçen sefer anlattığım şeyler kısmen doğruydu. Benim ev arkadaşım olan doktor vardı… Suzan isminde.
Ben: Sen evlisin başka bir kadınla nasıl ev arkadaşı oluyorsun ki?
Cavidan: Dedim ya işte; evlilik sadece kâğıt üstünde, yakında boşanacağım zaten. Her neyse mevzu şu, Kahraman başlarda Suzan’dan baya baya hoşlanıyordu. Ama gel zaman git zaman benimle samimiyeti de ilerletti. Tabi bunlar olurken bende öğrendim ki öğrendim ki bizim oradan birkaç kadınla daha kısa süreli işler çevirmiş. Dışarıdan baksan sessiz, kendi halinde bir tip sanırsın ama kadın meselesinde...
Nasıl desem, çok enteresan biri. Doktorsun üstüne birde yakışıklı da olunca tabii, işi kolaylaşıyor. Aslında ben ilk başta ev arkadaşımla onun arasını yapmaya çalışıyordum ama samimiyetimiz artınca Kahraman'dan hoşlanmaya başladım. Ev arkadaşım da ona boş değildi ama bilerek aralarını yapmadım, işi yokuşa sürdüm. Sonra Suzan uzmanlığı kazanıp başka şehre gidince, meydan bana kaldı.
Ben: Sonra da sevgili oldunuz yani.
Cavidan: Benim açımdan öyle ama Kahraman… Kahraman kimseyle sevgili olmaz. Dedim ya kadın konusunda o biraz garip. Kadınlara sevgili gözüyle bakmaz. Onun zevkleri için bir araç kadınlar.
Ben: Yani kahramanın sapıklıklarından haberdarsın Cavidan: sapıklık mı?
Ben: Evet kadınları bağlıyor falan ya?
Cavidan: Yani öyle şeylere ilgisi var farkındayım ama asla kimseye zarar vermez. Bunu sapıklık olarak düşünme bence. Çünkü kimseye zorla yaptırmıyor bunları.
Hem kadınları baştan uyarır istemezse yapmaz kesinlikle. Başlarda kabullenmesi zor olsa da sonradan çoğunun hoşuna gidiyor emin olabilirsin.
Ben: Ne lan bu Muşmulamı?… Başlarda ağzını buruşturur sonunda kıvama gelince herkesin kapıştığı lezzet olur…
Cavidan: İlgi duymadığın için empati yapman zor tabii ki ama dediklerim doğru Ben: Vay arkadaş ya…(Güldüm) Sapık, hastalıklı bir adamı bu kadar savunman çok garip. Birde zorla yaptırmıyor bunu diyorsun. Hadi zorla yaptırmıyor kadınlardan habersiz aldığı kayıtlara ne demeli?
Cavidan: Kendisi içi alıyor, aslan kimseyle paylaşmaz Ben: Öylemi! Baştan söylesene bunu ben yanlış anlamışım(tüh der gibi ellerimi birbirine vurdum) o zaman sıkıntı yok be gideyim.(bir süre sessiz kaldım) Kendisi için alıyor diye bir savunma mı var? Ulan bide kadın olacaksın bu sözü söylerken utanman lazım… İnsanın siki kalkıkken kendisini konuşmaya veremiyormuş onu fark ettim.
İlaçların etkisinden aklım tamamen Cavidan’ı sikmeye kayıyor, bir türlü istediğim gibi bağırıp çağıramıyordum. Ayak ayaküstüne atmayı hiç sevmem. Ayağımı indirdim hemen yakındaki kırlentlerinden birisini kucağıma aldım. Böyle yapınca kendimi kız kıza konuşuyormuş gibi hissettim ama yapacak bir şey yok. Senin amına koyum Yasin diye geçirdim içimden.
Cavidan: Bayrammm.. Bayrammm Ben Hah ne var!
Cavidan: Sana diyorum. Sen niye sinirleniyorsun ki ben yalan mı söylüyorum. Yaptığı doğru diye savunmuyorum ama elinde ne varsa kendisine saklar gerçekten o konuda kahramanı sevmesen de güvenebilirsin Ben: saçma sapan konuşup benim canımı sıkma istersen. Kendine saklıyorsa benim hepsinden nasıl haberim oluyor? Adam kendisi açı izletti bana Cavidan: Ya bunu anlaman gerekti senin? Tek amacı seni kıskandırmak. Hem senden kimseye zarar gelmeyeceğini de iyi biliyor
Ben: Ulan var ya göt altına gideceksin ama hala Kahraman yavşağını aklama derdindesin. Bu yaptıklarınız normal değil. Bu yüzden sadece Kahraman değil senin de başın yanacak farkında mısın?
Cavidan: Ne sorduysan düzgünce cevap verdim. Yemin ederim ki hiç birisinde yalan yok. Ne söylesen haklısın ama sen kötü birisi değilim biliyorum seni…
Ben: Laf ebeliği yapma, yalandan da gözyaşı dökme. Çok değil 1 saat önce kuyumu kazıyordunuz. Yalan söylediğini ya da beni kandırmaya çalıştığını düşünürsem hiç acımam. Siz bana acımayacaktınız yanlış mıyım? Konu sadece ben de değilim. Diğer kadınlara yaptıklarınız… Hiç öyle rızaları var falan deme. Kimse öyle yaşadığı ilişkinin videosunun çekilmesini istemez.
Cavidan: Bayram bak gerçekten..
Ben: Hem tek suçunuz bunlarda değil…
Cavidan: Ne demek o? Başka ne biliyorsun?
Ben: O şuandık bana kalsın ama ortaya çıkarsa başınız daha büyük dertte olduğuna eminim.
Söylediklerimden sonra Cavidan’ın yüzündeki korku belirgin şekilde fark ediliyordu. Daha çok şey biliyorum yalanına inanmış zokayı yutmuştu.
Cavidan: Ta.. Tamam ne istiyorsun benden. Bak eğer o konuşmalara takıldıysan orada senin için söylediğim iyi şeylerde var. Onlar yalan da değil senden… Seninle vakit geçirmek güzeldi, hoşuma gittin bile diyebilirim. Kahraman olmasa hatta seninle… Cavidan’ın lafını tamamlamasına müsaade etmedim. Elini kolunu nereye koyacağını bilemez haldeydi. Ya çok iyi oyuncuydu ya da gerçekten korkmuştu.
Ben: Tamam tamam o muhabbete hiç gime istersen. Daha fazla yalan duymak istemiyorum. Sahi bu yavşağın gerçek ismi ne?
Cavidan: Kahramannn Ben: Geç onu.. Başka ismi var!
Cavidan: Varol’u diyorsun ama onu pek kullanmaz Ben: Bak bilip de beni yiyorsan bozuşuruz Cavidan: Allah Allah ne dedirtmeye çalışıyorsun bana anlamadım ki?
Kahraman Varol ismi işte, varsa bildiğin bir şey söyle ben bilmiyorum?
Ben: İyi tamam. İnanmadım ama neyse. Şimdi bana Kahramanın benimle asıl derdi ne onu anlat.
Cavidan: Kahraman zor bir…
Ben: Siktirme zor çocukluğunu şimdi bana. Amına koyum sanki biz ağzımızda gümüş kaşıkla büyüdük.
Cavidan: Tamam özür dilerim. Kahraman aslında ailesi falan çok zenginmiş, durumları falan çok iyi. Yasemin belki anlatmıştır sana anneleri…
Ben: Anneleri bir babaları ayrı onu biliyorum sadece!
Cavidan: Evet. Annesinden nefret ediyor. Ailesinde tek görüştüğü kişi ablası Yasemin.
Ben: Annesiyle ne derdi var?
Cavidan: Anlatsa bu mu dersin ama çocuklukta aldığın bazı izler büyüyünce yaraya dönüşür ya oda öyle. İlgisizlik, sevgisizlik üst üste birikince Kahraman’da annesine karşı sevgiden çok nefret büyütmüş. Annesinden alamadığı o şefkati, önüne gelen her kadından can yakarak almaya çalışıyor.
Hayatına giren kadınlardan aslında annesinin intikamını alıyor Kahraman. Sana olan kinine gelince ben seni ilk gördüğüm an anladım sebebini. Senin o doğal, eyvallahı olmayan halin onun içindeki o ezik çocuğu tetikliyor. O hayatla barışık kendi kendine mutlu olmayı başaran insanları sevmez. Sonraaa Kahraman… Kahraman bulunduğu ortamın yıldızı olmayı sever. Tüm gözler üstünde ister. Köyde sanırım sen varken bunu pek yapamadı. Birde onun gözünde sen ondan kısasın, ona göre daha az yakışıklısın falan ama işte bunlara rağmen istediği ilgiyi alamayınca biraz bozuldu. Sonra Kaymakam mı ne gelmiş orda sana gerçek kahraman mı ne demiş ona çok takılmış üstüne birde ablasıyla… Sahi sen onun ablasıyla ne ara tanıştın da samimi oldun?
Ben: Senin evdeyken Yasin arayıp apar topar çıkınca o ara ufak bir sürttüm. O arabada Yaseminin çıktı Cavidan: (İnanmaz gibi gülümsedi) Kazadan haberim yok, Kahraman bahsetmedi.
O gün ablasını cafede sana ben göstermiştim. Hiç tanıyor gibi değildin. Kahraman anlatınca bende şaşırdım ablasıyla aranızda bir şeyler olduğunu söyleyince. Hatta bana yalan söylediğini düşünmüştüm.
Ben: Sen bana gösterdiğinde tanımıyordum, hatta doğru düzgün bakmadım bile kıza. Kaza sırasında arabası park halindeydi ben arabanın camına numaramı yazdım bıraktım, saatler sonra aradı beni. Dışardan bakınca sanki bilerek ayarlamışız gibi görünüyor ama ben ablasıyla muhabbeti kursam ne işime yarayacak?
Cavidan: Haklısın ama Kahraman bu şekilde düşünmüyor Ben: Sen cafe de ablasını gördüğümüzden bahsettin mi?
Cavidan: Asla. Ablası hakkında konuşulmasını hiç sevmez.
Ben: Söz konusu kendi namusu olunca birden delikanlılığı tutuyor yani artistin.
Cavidan: Bilemeyeceğim. Başka ne soracaksın. (Saate baktı) Saat 5’de kahraman gelecek çabuk olsan iyi edersin.
Ben: Amına koyum kafa kalmadı ki ne soracağımı da unuttum.
Cavidan: İyi aklına gelince sorarsın Memeleri, bacakları, yüzü… Yok Cavidan karşımdayken konsantre olamıyorum bir türlü. Aslında sayıp sövmem hatta ağzına sıçmam lazım ama ilaçların etkisiyle aklım sürekli sikiş sokuşa kayıyor. Köyden indim şehirdeki en küçük kardeş gibi dayanamıyooom diye sayıklamaya başlayacağım birazdan.
Cavidan: Dünkü define işi seni çok yormuş belli ki sürekli dalıp gidiyorsun. Soracağın başka bir şey yoksa…
Ben: Sahi aklıma geldi, Kahramanın şu kulağındaki zımbırtı ne… Kadınlarla birlikte olurken turunculu murunculu bir şey takıyor, müzik mi dinliyor yoksa başkasına falan mı dinletiyor ne işe yarıyor?
Cavidan: Öyle birşey değil bildiğin dümdüz silikon kulaklık, sesleri duymamak için takıyor Ben: Sesleri derken?
Cavidan: Seviştiği kadınların seslerini. Kadın inlemesine katlanamıyor.
Çocuktan kalma bir travma desek daha doğru olur. Annesinin yabancı adamlarla birlikte olmasına şahit olmuş birkaç kez. Bu esnada annesinden çıkan sesleri çocukluk aklı biraz yanlış algılamış. Adamın annesine zarar verdiğini düşünmüş. Korkup bir şeyde yapamamış öylece izlemiş her seferinde. Çok sonradan büyüyünce farkına varıyor çocukken gördüklerinin ama iş işten geçmiş bir kere. Sevişirken kadınların inlemesine bu yüzden katlanamıyor. Kadının inlemesini duyarsa, o günkü çaresiz çocuk olduğunu hatırlıyor. Kendimi tutamayarak acı acı güldüm.
Ben: Ciddi misin sen şimdi? Cavidan başını öne eğdi, cevap vermedi.
Ben: Yani şimdi bu adam kadınlarla yatarken, kadının inlemesini duyunca çocukluk travması mı tetikleniyor? Allah Allah... (İki elimi birbirine vurdum, Vay arkadaş! Der gibi.) Lan bu ne kadar garip, ne kadar hastalıklı bir ibneymiş böyle!
Cavidan: Kendi görüşün. Her insanın diğer insanlara gösterdiği bir yüzü, bir de görünmeyen yüzü vardır. Senin bile.
Ben: Siktir et beni şimdi. Peki ablasıyla meselesi ne? Sorun sadece ben değilimdir. Evden atmış, arabasını elinden almış… Olay başka gibi duruyor?
Cavidan: Dediğim gibi, ablasıyla ilgili kimseyle bir şey paylaşmaz. Hatta konu açılınca kızar. Tek bildiğim, tanıştığımız zamanlar araları çok iyiydi, ablasına çok düşkündü. Şimdi durumlar biraz değişmiş gibi.
Ben: İyi bakalım. Senin evlilik mevzusu ne peki? Kâğıt üstünde bile olsa senin gibi bir kadın istese çok daha iyi birini bulabilirdi.
Cavidan: Öyle gerekti, zaten bitecek.
Ben: Adamın parası için mi yaptın bunu?
Cavidan: (güldü) Ne parası varmış da parası için evlenecektim? Sen kendin dedin, istesem daha iyisini de daha zenginini de bulurdum Cavidan saate baktı, sesi biraz tedirgin çıkıyordu.
Cavidan: Bence artık gitsen iyi edersin. Kahraman her an burada olabilir.
Ben: Gelsin. Cavidan şaşkınlıkla bana baktı.
Cavidan: Bayram… Kahraman seni burada görürse…
Ben: Ee görsün. Bu saatten sonra ne Kahraman, ne kocan, ne de polisler… Seni sikmeden şuradan şuraya gitmem. Cavidan’ın yüzü gerildi.
Cavidan: Bayram… Onu tanımıyorsun. Tamam, bak sana söz veriyorum, ne yapmak istiyorsan yapacaksın ama bugün değil.
Ben: Bugün olacak. Koltuğa yaslandım. Pantolonumun önündeki kabarıklık iyice belirgindi. Gözlerimi ondan ayırmadan devam ettim: Ben: Madem Kahraman’dan korkuyorsun, o gelmeden önce yarım kalan işini tamamla amına kodumun karısı. Çocuk mu var karşında? İkidir her türlü orospuluğu yapıp arkamdan iş çeviriyorsun, iş ciddiye gelince başka türlü oluyorsun. Devam Edecek